Mümtaz Tarhan, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi ve bürokratik tarihinde, özellikle 1960'lı ve 70'li yıllarda İzmir Valisi olarak görev yapmış, döneminin en etkili ve tartışmalı isimlerinden biridir. Onu sadece bir bürokrat olarak değil, aynı zamanda Köy Enstitüleri mezunu bir aydın ve siyasi aktör olarak konumlandırmak gerekir.
Tarhan'ın en çok konuşulan yönü, İzmir'deki valilik dönemidir (1967-1971). Bu dönemde İzmir'i modernleştirmeye, kültürel etkinliklerle canlandırmaya çalışan, halkçı bir profil çizmiştir. Ancak bu popülarite, onu merkezi iktidarla ve partilerüstü bürokratik yapılarla sürekli sürtüşmeye sokmuştur. Tarhan, valilik makamını sadece idari bir görev değil, aynı zamanda siyasi bir platform olarak kullanan ender isimlerden biridir. Bu yaklaşım, onu hem geniş halk kitleleri nezdinde sevilen bir figür yapmış, hem de rütbeli subaylar ve siyasi elitler nezdinde "tehlikeli" bir rakip konumuna getirmiştir.
Mümtaz Tarhan'ın kariyeri, 12 Mart 1971 Muhtırası ile birlikte dramatik bir kırılma noktasına uğrar. Darbe sonrası kurulan Millî Birlik Komitesi (MBK) ve yeni rejim, yerel yönetimlerdeki "aşırı popülist" veya "merkezden uzak" isimleri tasfiye etmeye yönelmiştir. Tarhan, bu süreçte İzmir'den alınarak önce başka bir göreve atanmış, ardından siyasi saf dışı bırakılma baskısıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu dönem, onun bürokratik kariyerinin fiilen sonunu işaret eder.
Tarhan'ın figürünü anlamak, Türkiye'de bürokrasi-siyaset ilişkisinin kırılganlığını anlamak için kritiktir. O, devletin "kalemlerini" tutan, teknik bilgiye sahip ama aynı zamanda siyasi iradeyi sorgulayan bir neslin temsilcisidir.
Eğer Türkiye'nin 1960-1980 arası siyasi tarihini inceliyorsan, Mümtaz Tarhan'ı İsmail Cem, Mümtaz Soysal gibi isimlerle birlikte okumalısın. Bu isimler, "sol aydın" ve "teknokrat bürokrat" arasındaki gri alanda hareket eden, rejimle hem iç içe hem de sürekli çatışma halinde olan bir zümrenin vitrin yüzleridir. Tarhan'ın hikâyesi, devletin kendi bürokratlarına karşı ne kadar acımasız olabileceğini gösteren somut bir vaka çalışması olarak okunmalıdır.