Miletli Thales, Batı düşünce tarihinin en kritik kavşağında duran, felsefenin ve bilimin "sıfır noktası" olarak kabul edilen bir figürdür. MÖ 624-546 yılları arasında yaşamış olan Thales, doğal olayları açıklamak için mitolojik açıklamalardan (tanrıların öfkesi vb.) vazgeçip rasyonel ve doğal nedenlere başvurmasıyla tanınır. Bu yaklaşım, onu İlk Batılı Filozof unvanını alan kişi yapar.
Thales'in en bilinen tezi, bütün varlığın temel maddesinin (arkhe) su olduğudur. Bu görüşü bugünkü modern fizik gözünden bakınca yanlış görünse de, o döneme göre devrimciydi. Çünkü Thales, "su neden?" diye sormuyor; bunun yerine "su neden temel maddenin adayı?" sorusunu sorarak bu çıkarıma nasıl ulaştığını mantıksal bir süreçle izah ediyordu. Su, tüm canlıların yaşam kaynağı olduğu, toprağı nemlendirdiği ve maddenin durum değiştirmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle bu rolü üstlenmişti. Asıl önemli olan, cevabın kendisi değil, cevabın aranış biçimidir.
Thales, felsefeden bağımsız olarak matematik ve geometri alanında da somut izler bırakmıştır. Ona atfedilen en önemli teoriler şunlardır:
Dik üçgen teoremi: Hipotenüsün üzerindeki yarım çemberin içindeki her açı dik açıdır.
Güneş tutulması tahmini: MÖ 585 civarında bir güneş tutulmasını önceden hesaplayıp duyurduğu efsanesi, onun astronomik gözlemlerin matematikle birleştirilebileceğinin ilk kanıtı olarak kabul edilir.
* Piramit yüksekliği: Bir piramidin yüksekliğini sadece gölgesini ve kendi boyunu ölçerek hesaplaması, pratik geometrinin en erken örneklerindendir.
Thales sadece kuru teori üreten bir düşünür değil, aynı zamanda pratik zekâsıyla da öne çıkar. Aristoteles'in aktardığı meşhur öyküye göre, Thales felsefenin kâr getirmeyeceği düşüncesiyle dalga geçenlere cevap olarak, astronomik bilgisi sayesinde o yılın zeytin hasadının bol olacağını öngörmüş, kışın tüm zeytinyağı preslerini kiralamış ve hasat dönemine geldiğinde yüksek kâr elde etmiştir. Bu olay, bilginin ekonomik değeri ve teorik bilginin pratik hayata uygulanabilirliği konusunda ilk somut örneklerden biridir.
Thales'i özel kılan nokta, doğayı insan zekâsıyla çözümlenmiş bir sistem olarak görmesidir. Ondan önceki Mezopotamya ve Mısır bilgi birikimlerinin üzerine inşa ederek, evrenin logos (akıl/şarta tabi) ile yönetildiği fikrini tohumladı. Bugün kullandığımız bilimsel metodun tohumları, Thales'in "gözle görülenin ardındaki nedeni ara" diyen o ilk hamlesinde saklıdır. Onu anlamak, sadece tarihî bir merak değil, modern bilimsel düşüncenin kökenlerine inmek demektir.