Değerli tarih ve kültür meraklıları, sevgili okuyucularım! Bugün sizleri, Anadolu'muzun kadim şehirlerinden Tokat'ın zengin geçmişine, özellikle de adının kökenlerine dair sıkça sorulan, bir o kadar da merak uyandıran bir soru etrafında keyifli bir yolculuğa çıkarmak istiyorum: "Tokat şehrinin İran dönemindeki ismi nedir?"
Bu soru, benim de sahadaki çalışmalarımda, konferanslarımda veya sohbetlerimde sıkça karşılaştığım, ancak çoğu zaman tek bir basit cevapla geçiştirilemeyecek kadar katmanlı bir konuyu işaret ediyor. Gelin, bu sorunun derinliklerine inelim, Tokat'ın isimlendirilme serüvenini farklı açılardan ele alalım ve "İran dönemi" kavramının Anadolu coğrafyasındaki karşılığını birlikte çözümleyelim.
Öncelikle, "İran dönemi" ifadesinin Anadolu gibi binlerce yıldır medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir coğrafya için ne anlama geldiğini netleştirmemiz gerekiyor. Biliyorsunuz ki, Anadolu toprakları, Hititlerden Friglere, Lidyalılardan Perslere, Hellenistik krallıklardan Roma ve Bizans İmparatorluklarına, ardından Selçuklulara ve Osmanlılara kadar sayısız uygarlığın geçiş, yerleşim ve hüküm sürdüğü bir kavşak noktası olmuştur.
Pers İmparatorluğu (Ahamenişler), MÖ 6. yüzyıldan itibaren Anadolu'nun bir kısmını, özellikle batı ve orta bölgelerini satraplıklar aracılığıyla yönetmiş, siyasi ve kültürel bir etki bırakmıştır. Ancak bu etki, özellikle Tokat gibi iç bölgelerde, doğrudan ve kesintisiz bir siyasi hakimiyetten ziyade, daha çok kültürel alışveriş, ticaret yolları ve idari düzenlemelerle kendini göstermiştir. Yani, Anadolu'da "bir İran dönemi"nden bahsederken, bu genellikle Pers İmparatorluğu'nun kısmi ve dönemsel egemenliğini veya kültürel etkileşimini kapsar. Mezopotamya ya da İran coğrafyasındaki gibi, binlerce yıl süren ve kimliği doğrudan İranlı hanedanlarla özdeşleşen kesintisiz bir dönemden söz etmek zordur.
Şimdi gelelim asıl konumuza, Tokat'ın tarihteki isimlerine. Tokat'ın bilinen en eski ve önemli ismi, Antik Dönem'den beri kullanılan Komana Pontika'dır. Bu isim, özellikle Pontus Krallığı ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde büyük önem taşımıştır.
Tokat'ın o dönemdeki konumu, özellikle tanrıça Ma'ya adanmış kutsal bir merkez olması nedeniyle stratejik ve dini açıdan eşsizdi. Komana, Kapadokya'daki benzeriyle karıştırılmaması için "Pontika" (Pontus'a ait) sıfatıyla anılırdı. Burada, tanrıça Ma kültüne hizmet eden binlerce rahip ve rahibe yaşıyor, büyük bir pazar ve panayır kuruluyordu. Mithridatesler döneminde, Pontus Krallığı'nın önemli merkezlerinden biri olan Komana Pontika, hem idari hem de dini bir başkent niteliği taşıyordu.
Peki, bu dönem "İran etkisi" ile kesişir mi? Evet, dolaylı yoldan. Pers İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra ortaya çıkan Hellenistik krallıklar, özellikle Pontus Krallığı, kültürel olarak hem Yunan hem de yerel Anadolu/Pers unsurlarının bir sentezini taşıyordu. Ancak Komana Pontika ismi, köken olarak Yunan coğrafyasına ait bir isimlendirme olup, İranlılar tarafından verilmiş değildir. Bu dönemde Tokat'ın doğrudan Persler tarafından verilmiş, farklı bir ismi olduğuna dair elimizde herhangi bir kesin arkeolojik ya da yazılı kanıt bulunmamaktadır.
Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasının ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu döneminde Komana'nın ismi zamanla değişime uğramıştır. 4. veya 5. yüzyılda, Bizans İmparatoru I. Theodosius'un eşi Aelia Eudoxia'dan esinlenerek şehre Evdoksia adı verildiği düşünülmektedir. Bu isim, şehrin dini ve idari önemini yitirmeden Bizans egemenliğinde devam ettiğini gösterir.
Zamanla, Evdoksia ismi halk arasında değişime uğrayarak Dokya veya Dokeia şeklini almıştır. Bu değişimler, genellikle telaffuz kolaylığı ve yerel ağızların etkisiyle ortaya çıkan doğal süreçlerdir.
Anadolu'nun Türkler tarafından fethiyle birlikte, 11. yüzyılın sonlarında Danişmend Gazi ve oğulları tarafından fethedilen şehir, yeni bir kimliğe bürünür. İşte bu dönemde, Bizans dönemi ismi olan Dokya/Dokeia'nın, Türkmen ağızlarında zamanla Tokat'a dönüştüğü kabul edilir. Bazı araştırmacılar, ismin "Tok-at" (sağlam at) veya "Tok-kat" (dolu kale) gibi anlamlara gelebileceğini de öne sürer, ancak en yaygın kabul gören teori, Dokya/Dokeia isminin fonetik değişimidir. Bu, şehrin son ve kalıcı adıdır.
Peki, sorumuza dönersek: "Tokat şehrinin İran dönemindeki ismi nedir?"
Uzman bir tarihçi olarak, eldeki veriler ışığında Tokat'ın doğrudan ve özel bir "İran dönemi ismi" olduğuna dair somut bir kanıt bulunmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Şehrin Pers İmparatorluğu'nun dolaylı etkileşimde olduğu dönemlerde dahi ana ismi Komana Pontika olarak kalmıştır. İran kültürünün ve dilinin Anadolu coğrafyası üzerindeki etkisi yadsınamaz. Özellikle coğrafi isimlerde, bitki isimlerinde veya mimari detaylarda bu etkiyi görebiliriz. Ancak Tokat gibi köklü bir merkezin, kısa süreli ve doğrudan olmayan bir İran hakimiyeti altında ismini değiştirip yeniden Persçe bir ad almasına dair herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.
Yani, özetle:
Dolayısıyla, eğer "İran dönemi" ile kastedilen Pers İmparatorluğu'nun Anadolu'daki kısmi hakimiyetiyse, Tokat'ın o dönemdeki ismi yine Komana Pontika'dır. Persler'in bu şehre özel olarak verdikleri farklı bir isim kayıtlara geçmemiştir.
Benim için Tokat, sadece isimlerin değil, aynı zamanda medeniyetlerin katman katman biriktiği bir şehirdir. Tokat Kalesi'ne her çıktığımda, o kalenin surlarında Hititlerden Bizans'a, Danişmendlerden Osmanlı'ya uzanan bir zaman tünelini hissederim. Ballıca Mağarası'nın derinliklerinde insanlığın ilk izleriyle karşılaşır, Taşhan'da bir Selçuklu kervanının ayak seslerini duyarım. Latifoğlu Konağı'nın ahşap işlemelerinde Osmanlı estetiğini, Behzat'taki o eski evlerde Cumhuriyet döneminin ruhunu yakalarım.
Bu şehir, isminden öte, her köşesiyle tarih fısıldayan, her taşıyla bir hikaye anlatan yaşayan bir müzedir. Tarihin bu kadar iç içe geçtiği bir coğrafyada, bazen tek bir döneme odaklanıp kesin sınırlar çizmek yerine, büyük resme bakmak ve medeniyetlerin birbirini nasıl etkilediğini anlamak çok daha değerlidir.
Sevgili okuyucularım, bir sonraki Tokat ziyaretinizde, belki de "Komana Pontika"dan "Tokat"a uzanan bu ismi aklınızdan geçirir, şehrin her bir köşesinde saklı olan derin tarihini daha farklı bir gözle keşfedersiniz. Çünkü Tokat, sadece bir isimden ibaret değil, binlerce yıllık bir mirasın ve sonsuz hikayelerin ta kendisidir. Tarihin ve medeniyetlerin bu zengin kesişim noktasını anlamak, aslında kendi köklerimizi daha iyi anlamaktır.