Depresyon, basit bir üzüntü veya moral bozukluğu halinden çok daha fazlasıdır; kişinin duygu, düşünce, davranış ve fiziksel sağlığını derinden etkileyen, uzmanlık gerektiren klinik bir durumdur. Beyin kimyasındaki (nörotransmitterler) dengesizlikler, genetik yatkınlık, travmatik yaşam olayları ve çevresel stres faktörlerinin etkileşimiyle ortaya çıkar.
Senin bir dönemden geçiyor olmandaki sıradan bir hüzün veya yas süreci ile karıştırmaman gereken temel farklılıklar var:
Depresyon teşhisi konulabilmesi için, aşağıdaki belirtilerden en az ikisinin (özellikle ilk iki madde çok kritik) ve diğerlerinden de en az üç tanesinin iki hafta veya daha uzun bir süre boyunca hemen her gün, günün büyük bölümünde devam etmesi ve senin günlük işlevselliğini (iş, okul, sosyal hayat) önemli ölçüde bozması gerekir:
Depresyonu sadece "can sıkıntısı" olarak etiketlemek, altta yatan karmaşık biyolojik ve psikolojik süreçleri göz ardı etmek demektir. Ben bunu sana şöyle bir metaforla anlatabilirim: Sanki zihnine ve ruhuna ağır, gri bir battaniye örtülmüş gibidir. Bu battaniye, dünyanın renklerini soluklaştırır, sesleri boğuklaştırır ve en basit eylemleri bile Everest'e tırmanmak kadar zor hale getirir. Dışarıdan bakıldığında "biraz gülümse" dense de, beynindeki kimyasal dengesizlikler nedeniyle bu, kişinin elinde olmayan bir durumdur. Özellikle intihar düşünceleri veya planları oluştuğunda, bu durumun ciddiyeti en üst seviyeye ulaşır ve acil profesyonel destek şarttır.
Unutma, depresyon bir zayıflık belirtisi değildir, tedavi edilebilir tıbbi bir rahatsızlıktır. Tıpkı kalp hastalığı veya diyabet gibi, doğru yaklaşımlarla yönetilebilir ve iyileşme sağlanabilir. Kendi deneyimlerimden biliyorum ki, doğru tanıyla birlikte psikoterapi ve/veya ilaç tedavisi ile bu "gri battaniyeyi" kaldırmak ve hayatın renklerini yeniden görmek kesinlikle mümkündür. Önemli olan ilk adımı atmak ve bir uzmana danışmaktan çekinmemektir.