Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Başkanı John Adams olmuştur. Kendisi, ülkenin kurucu babalarından biri ve federalist partinin önde gelen isimlerindendi. Görev süresi 4 Mart 1797'den 4 Mart 1801'e kadar sürmüştür.
Sen, George Washington gibi karizmatik ve birleştirici bir liderden sonra görevi devralmanın zorluğunu tasavvur edebiliyor musun? Adams tam da bu eşsiz pozisyondaydı. Washington'ın başkanlığı, ulusun temellerini atma ve birleştirme üzerine kurulu iken, Adams'ın dönemi, genç cumhuriyetin dış ilişkilerde ve iç politikada ilk gerçek krizlerle yüzleştiği bir zamana denk gelir.
Başkanlığı sırasında karşılaştığı en önemli zorluklardan bazıları şunlardır:
Adams, dış politikada barışı koruma konusundaki kararlılığıyla öne çıktı. Kendi partisi içinde bile eleştirilere rağmen, Fransa ile olan krizi çözerek ülkeyi büyük bir savaştan uzak tutmayı başardı.
Tecrübemden yola çıkarak şunu ekleyebilirim ki, Adams'ın başkanlığı, modern Amerikan siyasetindeki ilk gerçek partizan mücadelelerin ve siyasi kutuplaşmanın temellerinin atıldığı bir dönemdir. Federalistler ile Cumhuriyetçi-Demokratlar arasındaki çekişme, o kadar yoğundu ki, Adams'ın 1800 seçimlerinde ezeli rakibi Thomas Jefferson'a karşı kaybetmesiyle sonuçlandı. Ancak Adams'ın en büyük miraslarından biri, iktidarı barışçıl bir şekilde devretmesidir. Bu, dünyadaki genç cumhuriyetler için emsal teşkil eden kritik bir andı ve demokratik süreçlerin temelini sağlamlaştırdı.
Unutma, Adams aynı zamanda tek dönem başkanlık yapan ve daha sonra oğlu John Quincy Adams'ın da başkan olacağı ilk liderlerden biridir. Bu durum, Amerikan siyaset tarihinde benzersiz bir aile mirası oluşturmuştur.