Niksar Kalesi’nin tarihi, tek bir "inşa tarihi"nden ziyade, binlerce yıllık katmanlı bir süreç olarak ele alınmalıdır. Kale, Anadolu’nun en eski yerleşimlerinden biri olan Niksar Ovası’nın stratejik noktasma, MÖ 3000’li yıllara dayanan Hitit ve Frig dönemlerinden itibaren bir surla korunmuş bir tepe üzerinde yükselmektedir. Ancak bugün gördüğünüz o görkemli taş yapılar ve iç kale düzeni, büyük ölçüde 11. ve 12. yüzyıllarda Danişmend Beyliği döneminde ve ardından Anadolu Selçuklu Devleti ile Osmanlı Dönemi’nde yapılan eklemelerle şekillenmiştir.
Kalenin mimari yapısını incelediğinizde, farklı dönemlerin izlerini net bir şekilde görebilirsiniz:
Sahada kalenin duvarlarını incelerken, sadece taşların boyutlarına değil, dikiş tekniklerine de dikkat etmenizi öneririm. Selçuklu dönemine ait bloklar genellikle daha ince işçilikli ve kenarları düzgün kesilmişken, Osmanlı eklemelerinde daha iri ve bazen kaba işçilikli taşlar ile harç farkları görebilirsiniz. Ayrıca, kale içindeki sarnıç ve kuyu yapılarının derinlikleri, o dönemdeki su yönetimi politikaları hakkında somut veriler sunar.
Kısacası, Niksar Kalesi tek bir günde inşa edilmemiş; antik çağlardan Osmanlı’ya kadar uzanan kesintisiz bir askeri ve idari evrimin canlı bir kanıtıdır. En yoğun inşa ve onarım faaliyetlerinin ise 12. yüzyıl Selçuklu döneminde yoğunlaştığını söylemek, tarihsel konsensüsle en doğru yaklaşımdır.