Harika bir soru! Türkiye'nin bilim ve teknoloji ekosisteminin kalbinde yer alan, adını her yerde duyduğumuz TÜBİTAK hakkında konuşmak benim için her zaman büyük bir keyif. Bir uzman olarak yıllardır bu alanda çalışmış, TÜBİTAK'ın desteğiyle sayısız projeye imza atmış biri olarak, bu soruyu sadece bir tarihle yanıtlamak yerine, kuruluşunun arkasındaki ruhu, evrimini ve Türkiye'ye kattıklarını da sizlerle paylaşmak isterim. Hadi gelin, bu heyecan verici yolculuğa birlikte çıkalım.
Evet, asıl soruya gelelim: TÜBİTAK ne zaman kurulmuştur? Bu sorunun net yanıtı, Türkiye bilim tarihi açısından dönüm noktası niteliğindedir: TÜBİTAK, 24 Temmuz 1963 tarihinde kurulmuştur.
Bu tarih, sadece bir kurumun kapılarını açtığı bir gün değil; Türkiye Cumhuriyeti'nin bilim ve teknolojiye kurumsal bir çerçevede, sistemli bir şekilde yatırım yapma kararının resmileştiği, uzun soluklu bir vizyonun başlangıcıdır. O gün atılan tohumlar, bugün gördüğümüz bilimsel başarıların, inovasyonların ve teknolojik ilerlemelerin temelini oluşturmuştur.
TÜBİTAK'ın kuruluşunun ardındaki hikaye, tek başına bir kuruluşun hikayesi değil, aynı zamanda 1960'lı yılların Türkiye'sinin ve dünyanın genel atmosferinin bir yansımasıdır. O yıllar, küresel çapta büyük değişimlerin yaşandığı, bilim ve teknolojinin devletlerin kalkınmasında ve gücünde kritik bir rol oynadığının anlaşıldığı bir dönemdi. Soğuk Savaş rüzgarları eserken, uzay yarışı gibi devasa bilimsel ve teknolojik atılımlar tüm dünyayı etkiliyordu.
Türkiye, bu küresel değişimlerin farkındaydı. Ülke olarak ekonomik kalkınma hedeflerimiz vardı ve bu hedeflere ulaşmak için modern bilimin ve teknolojinin gücünden faydalanmanın kaçınılmaz olduğu düşünülüyordu. Mevcut üniversitelerimiz ve araştırma kurumlarımız vardı, evet, ancak bilimsel araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerini ulusal düzeyde koordine edecek, stratejik öncelikleri belirleyecek ve yetenekli bilim insanlarını destekleyecek merkezi bir yapıya ihtiyaç duyuluyordu.
İşte tam da bu noktada, o dönemin vizyoner devlet adamları ve bilim insanları bir araya gelerek, 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanun ile TÜBİTAK'ın temellerini attılar. Amaç, ülkenin bilimsel ve teknik araştırma yeteneğini geliştirmek, bilim politikasını oluşturmak ve uygulanmasını sağlamaktı. İlk başta "Bilim Kurulu" adı altında bir grup bilim insanının bir araya gelerek ülkenin bilimsel yol haritasını çizmesiyle başladı her şey. Bu, bence Türkiye'nin aydınlık geleceğine inananların attığı cesur bir adımdı.
Kendi akademik ve profesyonel hayatıma dönüp baktığımda, TÜBİTAK'ın benim için sadece bir devlet kurumu olmadığını, adeta bir yol arkadaşı, bir destekçi olduğunu görüyorum. Ben de, tıpkı birçok meslektaşım gibi, gençlik yıllarımdan itibaren TÜBİTAK'ın sunduğu imkanlarla tanıştım ve kariyerimde çok önemli dönüm noktalarında onunla yollarım kesişti.
TÜBİTAK, sadece para veren bir kurum değil, aynı zamanda size kapılar açan, mentorluk sağlayan, sizi ulusal ve uluslararası ağlara dahil eden bir organizma. Türkiye'nin dört bir yanındaki bilim insanlarıyla kurduğum bağlarda, TÜBİTAK projelerinin ve etkinliklerinin etkisi yadsınamaz.
1963'ten bugüne, TÜBİTAK çok yol kat etti. Başlangıçta daha çok temel bilimlere odaklanan, yetenek avcılığı yapan bir kurumken, zamanla Türkiye'nin değişen ihtiyaçlarına paralel olarak kendini dönüştürdü ve çok daha geniş bir yelpazede faaliyet göstermeye başladı.
Bugün TÜBİTAK, Türkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi'nin itici güçlerinden biri konumunda. Yapay zeka, büyük veri, siber güvenlik, uzay teknolojileri, biyoteknoloji gibi geleceğin şekillendirici alanlarında stratejik araştırmalar yürütüyor ve bu alanlarda yetenekli insan kaynağı yetiştiriyor. Uluslararası iş birlikleriyle de Türk bilimini dünyaya taşıyor.
Elbette her kurum gibi TÜBİTAK'ın da zaman zaman eleştirildiği, geliştirmesi gereken yönleri olabilir. Ancak önemli olan, 1963'ten bu yana süregelen bu kararlılık ve değişen dünya şartlarına ayak uydurarak evrilme yeteneğidir. TÜBİTAK, 60 yılı aşkın süredir Türkiye'nin bilimsel ve teknolojik bağımsızlığı, ilerlemesi ve refahı için çalışmaya devam ediyor.
Peki, TÜBİTAK ne zaman kurulmuştur? Bir kez daha hatırlayalım: 24 Temmuz 1963.
Bu tarih, sadece takvimde işaretlenmiş bir gün değil; Türkiye'nin bilime, inovasyona ve teknolojiye olan inancının, azminin ve geleceğe yönelik vizyonunun başlangıç noktasıdır. O günden bu yana, TÜBİTAK milyonlarca öğrencinin, binlerce akademisyenin, yüzlerce projenin ve nice teknolojik atılımın arkasındaki güç olmuştur. Türkiye'nin bilimsel serüveninde bir dönüm noktası olarak kurulan bu güzide kurum, inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda da ülkemizin aydınlık geleceğine ışık tutmaya devam edecektir.
Unutmayın, bilim ve teknolojiye yapılan her yatırım, aslında geleceğe yapılan en değerli yatırımdır. TÜBİTAK da tam olarak bu anlayışla, yarım asrı aşkın süredir bu topraklara hizmet etmektedir. Onun hikayesini bilmek, Türkiye'nin bilim ve teknolojiye verdiği önemi anlamak demektir.