Misak-ı Milli'nin ilan tarihi, 28 Ocak 1920'dir. Ancak bu tarihin arkasındaki derinliği ve neden bu kadar kritik olduğunu anlaman için biraz daha detaya inelim.
Misak-ı Milli, doğrudan tek bir kişinin masada oturup kaleme aldığı bir metin değildir; aksine, Türk Kurtuluş Savaşı'nın siyasi manifestosu niteliğinde, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde alınan kararların Osmanlı Meclis-i Mebusanı tarafından tescil edilip dünyaya duyurulmasıdır. Yani aslında o tarihte İstanbul'da toplanan son Osmanlı Meclis-i Mebusanı, Anadolu'daki ulusal direnişin sesini resmiyete dökerek bir anlamda "ulusal yemin" etmiştir.
Bu kararlar, Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'da kurduğu heyetle meclis üzerinde kurduğu etkinin ve Felâh-ı Vatan Grubu adıyla örgütlenen vatansever mebusların çabalarının bir sonucudur. Meclis-i Mebusan'ın gizli oturumunda görüşülen ve kabul edilen bu ilkeler, aslında Anadolu'da filizlenen bağımsızlık hareketinin hem amaçlarını hem de sınırlarını belirleyen temel bir deklarasyondur.
Peki, Misak-ı Milli neyi ilan ediyordu? Özetle, altı temel madde üzerinden bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi ve coğrafi temellerini atıyordu:
Bu maddeler, Kurtuluş Savaşı'na katılan herkes için bir hedef birliği sağladı. Benim kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Misak-ı Milli, sadece tarihi bir belge değil, aynı zamanda uluslararası arenada Türkiye'nin haklı davasını anlatmada kullanılan en güçlü argümanlardan biriydi. İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal etmelerinin ve Meclis-i Mebusan'ı dağıtmalarının en büyük nedenlerinden biri de bu cesur ilanın kendisidir. Onlar için bu, "hasta adamın" son nefeste dahi bağımsızlık ve egemenlik talebinden vazgeçmediğinin somut bir göstergesiydi. Dolayısıyla 28 Ocak 1920 tarihi, yalnızca bir belge ilanının değil, bir milletin bağımsızlık yeminini uluslararası arenaya haykırdığı bir dönüm noktasıdır.