TÜBİTAK’ın kuruluş tarihi, tarihsel bir kırılma noktası olarak 1963 yılıdır. Ancak bu tarihi tek bir güne indirgemek, kurumun mimari yapısını anlamayı zorlaştırır; çünkü TÜBİTAK, bugünkü haliyle tek bir kalemde değil, iki aşamalı bir dönüşüm sürecinin ürünüdür.
Kuruluş sürecini iki ana başlıkta incelemek gerekir:
1963 yılı, Türkiye’nin sanayileşme hamlesinin hızlandığı ve "bilgi üretiminin" ekonomik kalkınmanın lokomotifi olarak görülmeye başlandığı dönemdir. O öncesine kadar devlet destekli araştırma daha çok tarım ve sağlık odaklıyken, 1963 sonrası teknoloji ve endüstriyel uygulama konuları merkeze alınmıştır. Bu tarihten itibaren TÜBİTAK, sadece laboratuvarlar zinciri olmaktan çıkıp, ulusal teknoloji politikalarının belirlendiği stratejik bir aktöre dönüşmüştür.
Eğer akademik bir çalışma, tez veya resmi bir rapor için bu bilgiye ihtiyacın varsa, sadece "1963" demek yerine kaynakça kısmına 218 sayılı Kanun’u eklemen çok daha profesyonel ve isabetli olur. Çünkü BAE’nin 1942’de kurulduğunu iddia eden kaynaklar da mevcuttur; ancak hukuki statü, organ yapısı ve "TÜBİTAK" adının resmen kullanıldığı tarih 1963’tür.
Ayrıca, TÜBİTAK’ın bu tarihten sonra 1970’lerde Yüksek Planlama Kurulu ile iş birliğini artırması ve 1980’lerde Ar-Ge destek programlarını (günümüzdeki 1001, 1002 gibi projelerin öncüsü olan destekler) sistematikleştirmesi, 1963’teki o temel atmanın doğal bir sonucudur. Yani 1963, sadece bir isim değişikliği değil, Türkiye’nin bilimsel vizyonunun yeniden kalibre edildiği yıldır.