Danıştay binasına yönelik silahlı saldırı, 11 Eylül 2007 tarihinde, saat 14:45 sularında gerçekleşmiştir. Bu olay, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yargı bağımsızlığına ve devletin temel kurumlarına yönelik en ciddi ve doğrudan saldırılardan biri olarak kayıtlara geçmiştir.
Saldırı, Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Danıştay Başkanı’nın makamının bulunduğu binanın bahçesinde, iki ayrı saldırgan tarafından eş zamanlı olarak gerçekleştirilmiştir. Saldırganlar, Alparslan Arslan ve Murat Sonkur’dur.
Bu acı olayda toplamda 4 kişi hayatını kaybetmiş, birden fazla kişi ise yaralanmıştır.
Saldırının ardından başlatılan soruşturma ve yargılama süreci, Türkiye yargı sisteminde büyük yankılar uyandırmıştır. Sanıklar, 2008 yılında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmışlardır.
Bu saldırı, sadece bir cinayet vakası değil, aynı zamanda demokrasiye ve hukuk devleti ilkesine yapılmış bir darbe girişimi niteliğindedir. Danıştay, idari yargının en üst merci konumundadır ve devletin idari işleyişini denetler. Bu kuruma yönelik fiziksel şiddet, devlet otoritesinin sarsılmasına yol açmıştır.
Uzman gözleminde dikkat çeken bir nokta, saldırının planlı ve örgütlü bir eylem olduğu yönündeki delillerdir. Sanıkların üzerinde bulundurdukları patlayıcı maddeler ve önceden keşif yaptıkları belirtilen bilgiler, olayın anlık bir öfke değil, uzun süreli bir hazırlığın sonucu olduğunu göstermektedir. Bu tür olaylar, kamu güvenliğinin ne kadar hassas bir konumda olduğunu ve yargı kurumlarının korunmasının devletin varlığıyla doğrudan ilişkili olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır.
Tarihsel bağlamda bakıldığında, 2007 yılındaki bu saldırı, Türkiye’nin siyasi ve hukuki istikrarı açısından bir dönüm noktası olmuştur. Olay, toplumda yargıya güven inşasının ne kadar zorlu bir süreç olduğunu ve güvenlik tedbirlerinin sürekli güncellenmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.