Yasama yetkisi, Türkiye Cumhuriyeti'nde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) aittir.
Bu yetki, Anayasa'nın 7. maddesinde açıkça ifade edilmiştir: "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndedir ve bu yetki devredilemez." Bu anayasal düzenleme, millet egemenliğinin yasama organı aracılığıyla temsil edildiğini ve tüm yasama faaliyetlerinin tek merkezinin TBMM olduğunu net bir şekilde ortaya koyar.
Konunun uzmanlık gerektiren püf noktalarına gelirsek:
- Devredilmezlik İlkesi: Yasama yetkisinin en temel ve kritik özelliklerinden biri, onun devredilemez oluşudur. TBMM bu yetkisini, hiçbir şekilde başka bir organa, kuruma veya kişiye bırakamaz. Kanun yapma, değiştirme ve kaldırma yetkisi münhasıran TBMM'ye aittir. Bu, parlamenter sistemin ve millet egemenliğinin vazgeçilmez bir güvencesidir.
- Genellik İlkesi (Konu Sınırlamasızlığı): TBMM, Anayasa'ya aykırı olmamak koşuluyla, ülkenin yönetimini ilgilendiren herhangi bir konuyu kanunla düzenleyebilir. Yasama yetkisinin konusu bakımından bir sınırlama yoktur. Örneğin, eğitimden sağlığa, ekonomiden yargıya kadar her alanda kanun çıkarabilirsin.
- Aslilik (İlkellik) İlkesi: Kanunlar, hiyerarşik olarak Anayasa'nın altında yer alsa da, diğer idari işlemlere göre asil ve birincil niteliktedir. Yani, bir kanun çıkarmak için önceden bir başka yetkinin iznine veya bir idari düzenlemenin varlığına gerek duyulmaz. Kanun, kendi başına bir hukuk kaynağıdır.
- Sınırlılık İlkesi (Yaygın Yanılgı): Halk arasında bazen yasama yetkisinin sınırsız olduğu gibi bir algı oluşsa da, bu doğru değildir. TBMM'nin yasama yetkisi Anayasa ile sınırlıdır. Özellikle temel hak ve özgürlükler, Anayasa'nın değiştirilemez maddeleri ve anayasal ilkeler, TBMM'nin keyfi düzenlemelerinin önüne bir settir. Çıkarılan kanunlar, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya uygunluk denetimine tabi tutulur; Anayasa'ya aykırı bulunan kanunlar iptal edilebilir.
Yasama yetkisi, milletvekillerince hazırlanan kanun tekliflerinin komisyonlarda detaylıca incelenmesi, Genel Kurul'da görüşülüp oylanması ve Cumhurbaşkanı'nın onaylaması (yayımlaması) ile hayata geçer. Cumhurbaşkanı'nın kanunları bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade etme yetkisi de (veto) bu sürecin önemli bir denge unsuru olarak işler.
Yıllar içinde yasama süreçlerini takip ederken, çıkarılan her kanunun, toplumun farklı kesimlerini, bireylerin haklarını ve günlük yaşamlarını doğrudan ve derinlemesine etkileyen bir güç taşıdığını gördüm. Bu nedenle, yasama yetkisinin sadece anayasal bir atıf olmaktan öte, TBMM üzerinde büyük bir toplumsal sorumluluk yüklediğini düşünüyorum. Vatandaş olarak, yasama sürecini anlamak ve gerektiğinde milletvekilleri aracılığıyla sürece dâhil olmaya çalışmak, bu gücün doğru ve etkin kullanılmasına sen de katkı sağlayabilirsin.