Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilk Milli Eğitim Bakanı, cumhuriyetin ilanının hemen ardından, 30 Ekim 1923 tarihinde İsmet İnönü tarafından kurulan ilk Cumhuriyet Hükümeti'nde bu görevi üstlenen İsmail Safa Özler'dir.
Bu konudaki en önemli püf nokta ve sıkça karıştırılan husus, "Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümeti dönemi" ile "Türkiye Cumhuriyeti Devleti dönemi" arasındaki ayrımdır. Eğer soru, cumhuriyetin ilanından önceki TBMM hükümetlerinde ilk Maarif Vekili (Eğitim Bakanı) kimdi şeklinde olsaydı, yanıt Dr. Rıza Nur olabilirdi ki kendisi 3 Mayıs 1920'de kurulan ilk İcra Vekilleri Heyeti'nde bu görevi üstlenmiştir. Ancak senin sorunun açıkça "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilk Milli Eğitim Bakanı" olması, bizi 29 Ekim 1923 sonrası döneme götürür.
İsmail Safa Özler, 1880 İstanbul doğumlu, eğitimci ve siyasetçi kimliğiyle öne çıkmış bir şahsiyettir. Cumhuriyetin ilanından sonra oluşan yeni devlet yapısında, eğitim alanındaki ilk bakanlık görevini üstlenmesi tarihsel açıdan büyük bir öneme sahiptir. Onun bakanlık dönemi çok uzun sürmese de (30 Ekim 1923 - 6 Mart 1924), bu süreç, yeni kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitimde atacağı adımların, milli ve çağdaş eğitim anlayışının temellerinin atıldığı bir döneme denk gelir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim, devletin en temel önceliklerinden biriydi. Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralınan çok başlı ve dağınık eğitim yapısı yerine, ulusal, laik ve bilimsel temellere dayalı bir eğitim sistemi kurmak hedefleniyordu. İsmail Safa Özler'in bakanlığı sırasında, ileriki yıllarda hayata geçirilecek olan Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu gibi devrim niteliğindeki adımların zihinsel hazırlıkları ve tartışmaları hız kazanmıştır. Onun görevi, bu büyük dönüşümün ilk anayasal ve idari temsilcisi olmak anlamına geliyordu.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Bir ülkenin kuruluş sürecinde ilk bakanların seçimi, sadece isimlerden ibaret değildir. Bu seçimler, yeni devletin o alana verdiği önemi, vizyonunu ve temel prensiplerini yansıtır. Milli Eğitim Bakanlığı gibi hayati bir pozisyona yapılan ilk atama, Cumhuriyet'in aydınlanmacı ve ilerici eğitim politikasının ilk somut işaretlerinden biridir. Bu, sadece okuma-yazma öğretmekten öte, yeni nesilleri çağdaş dünyanın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatacak, milli bilince sahip bireyler yetiştirecek bir sistemi kurma azminin bir göstergesiydi.