Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilk Milli Savunma Bakanı, Kazım Özalp'tir.
Bu konudaki detaylara indiğimizde, Milli Savunma Bakanlığı'nın kökenlerinin Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından öncesine, yani Büyük Millet Meclisi Hükümeti dönemine dayandığını görürsün. İşte tam da burada çoğu kişinin aklını karıştıran bir nüans var.
Bildiğin gibi, Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla birlikte (23 Nisan 1920), yeni bir hükümet teşkilatına ihtiyaç duyulmuştu. Bu hükümetin en kritik bakanlıklarından biri de doğal olarak Müdafaa-i Milliye Vekaleti (Milli Savunma Bakanlığı) idi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin 29 Ekim 1923'te ilan edilmesiyle birlikte, ilk hükümet de kuruldu. Bu kritik dönemde, Kazım Özalp, cumhuriyetin ilan edildiği sırada Milli Savunma Bakanı koltuğunda oturuyordu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Milli Savunma Bakanı olarak görevine devam etti. Kendisi, Cumhuriyet'in ilanından sonra kurulan ilk icra vekilleri heyetinde de bu görevi sürdürmüştür.
Kazım Özalp'in bu dönemdeki görevi, sadece Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanmasının ardından ordunun demobilizasyonu ve yeniden yapılanması değil, aynı zamanda yeni kurulan Cumhuriyet'in savunma stratejilerinin temellerini atmaktı. O yıllarda genç Türkiye Cumhuriyeti, hem iç hem de dış tehditlere karşı güçlü bir orduya sahip olmanın önemini çok iyi biliyordu. Özalp'in liderliğinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılan ordusundan kalanlarla yepyeni bir ulusal savunma yapısı inşa etme çabaları büyük bir başarıyla yürütüldü.
Kendi tecrübelerimden biliyorum ki, bu tür pozisyonlardaki 'ilk' isimleri belirlerken, dönemin siyasi ve kurumsal geçişlerini iyi anlamak şart. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, sadece bir tarihle sınırlı değil, Milli Mücadele dönemindeki TBMM Hükümeti'nin bir devamıydı. Bu yüzden, Kazım Özalp'in Cumhuriyet'in ilk Milli Savunma Bakanı olması, o dönemin istikrarsız ortamında dahi kurumsal sürekliliğin ne kadar önemsendiğinin de bir göstergesidir. Fevzi Çakmak'ın temel atıcı rolü ve Kazım Özalp'in Cumhuriyet'in ilk dönemindeki sürdürücü ve kurumsallaştırıcı rolü, Türkiye'nin savunma tarihinin önemli köşe taşlarıdır.