Türkiye'de toplam köy sayısı, 2012 yılında yürürlüğe giren ve büyükşehir belediyelerinin sınırlarını genişleten 6360 sayılı kanun sonrası köklü bir değişime uğradı. Bu yasa öncesinde 34.000'e yakın köy varken, güncel durumda bu sayı yaklaşık 18.200 civarındadır. Ancak bu rakamın ardındaki karmaşıklığı ve püf noktalarını iyi anlaman gerekiyor.
Esas mesele, köy tanımının ve idari statüsünün değişmesidir. 2012 yılına kadar Türkiye'de yaklaşık 34.000 köy bulunuyordu. Ancak, 6360 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 30 büyükşehir belediyesinin idari sınırları il sınırlarına genişletildi. Bu düzenleme sonucunda, bu büyükşehirlerin il sınırları içinde yer alan tüm beldeler ve köyler, hukuken mahalle statüsüne dönüştürüldü.
Şu anda resmi köy statüsünü koruyan yerleşim yerleri, çoğunlukla 30 büyükşehir belediyesi dışında kalan illerde veya bu büyükşehirlerin sınırları dışında kalan kırsal alanlarda yer almaktadır. İçişleri Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre bu sayı, dediğim gibi, 18.200 dolaylarındadır. Bu rakam, zaman zaman küçük değişiklikler gösterebilse de genel çerçeveyi oluşturuyor ve en güncel resmi veri olarak kabul edilmelidir.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Bir yerleşimin köy ya da mahalle olması, sadece idari bir isimlendirmeden ibaret değildir; orada yaşayanların kimlik ve aidiyet duygusunu ve günlük yaşam pratiklerini direkt etkiler. Örneğin, köy statüsündeki bir yerleşim yerinde muhtarın yetkileri, ihtiyar heyeti kararları ve köy bütçesiyle ilgili süreçler daha doğrudan ve yerel düzeyde işler. Mahalle statüsüne geçen eski köylerde ise bu yetkilerin çoğu, ilçe veya büyükşehir belediyesinin tasarrufuna girer. Bu durum, yerelde yaşayanların doğrudan katılım ve karar alma süreçlerini etkileyen önemli bir detaydır ve çoğu zaman eski köylüler için adaptasyon süreci gerektirir.