Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en şanslı bölgelerinden biridir ve bu durum yılan faunası için de geçerlidir. Günümüzdeki güncel taksonomik çalışmalara ve Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) verilerine bakıldığında, ülkemizde 22 farklı yılan türü yaşamaktadır. Ancak bu sayı, karışık türlerin (hybrid) veya alt türlerin (subspecies) sınıflandırılmasına göre kaynaklara göre 20 ila 25 arasında dalgalanabilir. Bu çeşitliliğin en çarpıcı yanı, bu türlerin hepsinin yerli (endemik veya yaygın) olduğu gerçeğidir; yani Türkiye'ye özgü veya Türkiye sınırları içinde doğal olarak yaşayan, ithal edilmemiş türlerdir.
Bu 22 türü ikiye ayırmak, güvenlik açısından hayati önem taşır. Önemli bir püf noktası şudur: Türkiye'de bulunan zehirli yılanlar, Avrupa'daki benzerleriyle karşılaştırıldığında daha az tehlikeli kabul edilir. Ülkemizde 4 zehirli yılan türü bulunur:
Diğer 18 tür ise tamamen zehirsizdir. Bunlar arasında en çok bilinenler Kuru yılan (Coronella austriaca), Çatal dil (Natrix natrix) ve Kadın yılanı (Elaphe quatuorlineata) dır. Halk arasında "zehirli" olarak bilinen birçok tür aslında zehirsizdir; bu yanlış algı, yılanlardan gereksiz korkuya ve bazen de faydalı türlerin (fare ve fare popülasyonunu kontrol eden) öldürülmesine neden olur.
Yılların tecrübesiyle şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Yılanları tanımak için sadece kuyruk ucuna veya göz rengine bakmak yanıltıcı olabilir. Özellikle Vipera cinsi yılanlarda zehirli mi zehirsiz mi olduğu, uzaktan bakıldığında karışık görünebilir.
Eğer doğada karşılaşırsan:
Asla elini uzatmaya çalışma.
Yılanı bir çubuk veya sopa ile dikkatlice uzaklaştırmak en güvenli yöntemdir.
* Yılanlar genellikle köşeye sıkıştırıldığında saldırır; onlara alan tanırsan, kaçma eğilimleri çok daha yüksektir.
Unutma, zehirli yılanlar bile insanlara karşı son çare olarak ısırır. Doğru davranırsan, etkileşimin büyük ihtimalle sadece görsel bir deneyim kalacaktır. Bilinçli ol, yılanları öldürmek yerine onları ekosistemin vazgeçilmez parçaları olarak gör.