Telkari işçiliği, ana vatanı ve en yoğun, köklü olarak icra edildiği yer olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni, özellikle de Mardin ve Midyat'ı işaret eder. Ancak bu, telkarinin sadece bu bölgeye özgü olduğu anlamına gelmez; tarihsel süreçte Mezopotamya coğrafyasından beslenen, geniş bir kültürel yelpazede izler bırakmış küresel bir sanat formudur.
Telkarinin tarihi, M.Ö. 3000'li yıllara, yani Sümerlere kadar uzanır. Antik Mezopotamya medeniyetleri, Mısır, Hititler ve daha sonra Helenistik dönemde, Anadolu'dan Akdeniz adalarına (özellikle Malta ve Sardunya) ve Roma İmparatorluğu'na yayıldığını görüyoruz. İpek Yolu vasıtasıyla ise Hindistan ve Güneydoğu Asya'ya kadar ulaştı.
Ancak günümüzdeki "telkari" denince akla gelen, özellikle gümüşle yapılan ince ve detaylı dantelimsi işçilik, belirgin bir şekilde Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolu'da, özellikle de Mardin ve Midyat'ta zirveye ulaşmıştır. Bu bölgelerde, Süryani ustalar bu sanatı nesiller boyu aktararak adeta bir kimlik haline getirmişlerdir.
Gerçek telkari, usta ellerde hayat bulan bir sabır ve zarafet işidir. Temel mantığı, çok ince hale getirilmiş (genellikle 0.08 mm ile 0.3 mm arası) altın veya gümüş tellerin, hiç kalıp kullanılmadan tamamen el yordamıyla bükülerek, kıvrılarak ve çok küçük lehim noktalarıyla birleştirilerek boşluklu, dantelimsi bir form oluşturmasıdır.
Yıllarca bu topraklarda ustalardan dinlediğim ve bizzat atölyelerde gözlemlediğim bir detay var: Telkari ustası, teli adeta kendi uzvu gibi kullanır. Her bir büküm, her bir kıvrım, milimetrik bir hassasiyetle yapılır. Püf noktası, bu telin hem dayanıklı hem de estetik bir bütünlük içinde bir araya getirilmesidir. Usta bir telkarici, kullandığı telin gerginliğini, bükümünün açısını ve lehim noktasının görünmezliğini en üst seviyede tutar. Bu, parçanın hem sağlam hem de estetik açıdan kusursuz olmasını sağlar. Makineleşmiş telkari ürünlerinde bu inceliği, tellerin düzgünlüğünü ve lehim izlerinin yok denecek kadar azlığını bulmak imkansızdır. Midyat'ta bir ustanın dediği gibi: "Telin inceliği, işçiliğin yüceliğidir."
Özetle, telkari dünyanın çeşitli yerlerinde farklı formlarda bulunsa da, en özgün, en köklü ve ustalık geleneğini en güçlü şekilde sürdüren merkezi tartışmasız Güneydoğu Anadolu, özelde de Mardin ve Midyat'tır. Bir telkari eserine baktığında, telin akıcılığını, motiflerin simetrisini ve lehim izlerinin minimalizmini arayarak gerçek ustalık eserini ayırt edebilirsin.