Süt kardeş, bir annenin kendi biyolojik çocuğu dışında bir başka çocuğu, belirli şartlar altında emzirmesi sonucu aralarında oluşan dinî ve sosyal bir akrabalık bağıyla oluşan kişidir. Bu bağın temelinde anne sütünün, yani radâ'nın paylaşılması yatar. Bu, sadece biyolojik bir beslenme eylemi değil, aynı zamanda ciddi hukuki ve ahlaki sonuçları olan bir ilişki türüdür.
Bu konunun uzmanlık gerektiren püf noktalarına gelirsek:
Süt kardeşliğinin geçerli sayılması için üç temel şartın bir araya gelmesi gerekir:
Doğrudan Emme: Çocuğun anne memelerinden doğrudan ve isteyerek süt emmesi şarttır. Şişeyle sağılmış süt verilmesi veya bir kabın içine sağılmış sütün içirilmesi, genellikle Hanefi mezhebinde süt kardeşliği hükmünü doğurmaz. Esas olan, anneden memeden emerek gerçekleşen biyolojik aktarım ve beslenmedir.
Emme Miktarı (Beş Doyurucu Emme): İslam hukukuna göre (özellikle Hanefi mezhebinde yaygın kabul gören görüşe göre), süt kardeşliğinin oluşması için çocuğun en az beş ayrı doyurucu emzirme ile süt emmiş olması gerekir. Bu "beş doyurucu emzirme", çocuğun her emmede doyana kadar süt emmesi, yani açlığını gideren beş farklı emme seansı demektir. Sadece bir iki yudum almak veya "tatmak" bu hükmü doğurmaz. Diğer mezheplerde bu sayı üç veya on olabilse de, toplumumuzda yaygın kabul beş doyurucu emmedir.
Yaş Sınırı: Emzirmenin gerçekleştiği çocuğun yaşı kritik öneme sahiptir. Süt kardeşliği bağını oluşturan emzirme, çocuğun iki yaşını doldurmadan gerçekleşmelidir. Bazı fıkıhçılara göre bu sınır iki buçuk yaşa kadar çıkabilirken, Hanefi mezhebinde ağırlıklı görüş iki yaştır. Bu yaştan sonra (yani iki yaşını doldurduktan sonra) gerçekleşen emzirme, beslenme amacı taşısa da, süt akrabalığı hükmünü doğurmaz. Çünkü bu yaştan sonra çocukların temel beslenme kaynakları sütten farklılaşır.
Süt kardeşlik, kan bağına dayalı akrabalık kadar sağlam ve kalıcı bir bağ oluşturur. En önemli ve pratik sonucu şudur:
Tecrübelerimden gördüğüm bir nokta var: Özellikle aile içinde bebeklerin birbirini "tattığı" veya "sadece azıcık emdiği" gibi durumlar söz konusu olduğunda, bu şartların titizlikle gözden geçirilmesi gerekir. Bir anlık temas veya yetersiz miktar, hemen süt kardeşlik hükmünü doğurmayabilir. Bu nedenle, özellikle evlilik planları yapılırken bu tür durumların kesinlikle araştırılması, emin olmak adına konunun uzmanlarıyla veya din alimleriyle istişare etmek, yanlış anlaşılmaların ve ileride doğabilecek ciddi sıkıntıların önüne geçmek için hayati öneme sahiptir. Unutma, bu durumlar ciddiyetle ele alınmalıdır.