Tomris Hatun, MÖ 8. yüzyılda hüküm süren Med Krallığı'nın kurucusu ve ilk efsanevi hükümdarıdır. Tarihi kaynaklarda ismi çoğunlukla Tukitta-Amme (Aramece) veya Tukita (Asurca) olarak geçer; ancak Türk kaynaklarında ve genel popüler kültürde "Tomris Hatun" adıyla anılır. O, sadece bir kraliçe değil, aynı zamanda bir komutan, stratejist ve devlet adamıydı. Onun asıl ünü, dönemin en güçlü imparatorluklarından biri olan Asur Krallığı'na karşı vermiş olduğu destansı direnişten ve elde ettiği zaferden gelir.
Geçmişteki bazı yanlış bilgilendirmeler Tomris'i bir "kraliçeye" indirgerken, asıl rolü kral (şah) olmasıydı. Babası Deiukhtu ölmüş, oğlu Cyaxares (Kiakhsares) ise henüz tahta geçmeye hazır değildi. Tam bu kritik dönemde, Asur Kralı Shalmaneser III, Med topraklarını işgal etti. Tomris Hatun, oğlunun yanında savaşmak yerine, tahtı devralıp ordunun başına geçti. Stratejik bir deha sergileyerek, Asur ordusunu dağlık ve engebeli Med arazisine çekti ve burada pusuya düşürerek büyük bir zafer kazandı.
Bu zafer, Tomris Hatun'u sadece bir savunmacı değil, bir fatiha haline getirdi. Asur ordusunu yendi, Kral Shalmaneser III'ü esir aldı ve onu kendi tahtına oturtup kollarını bağlatarak bir tür "halka açık aşağılama" seremonisi yaptırdığına dair rivayetler vardır. Ancak en çarpıcı detay, savaşın sonunda Tomris Hatun'un şahin pençesiyle (veya bazı kaynaklara göre boğazından) oğlu Cyaxares tarafından öldürülmüş olmasıdır. Bu olay, Med tarihinde bir "halk ayaklanması" veya "iç darbe" olarak yorumlanır; çünkü halk, Tomris'in katilini cezalandırmak için Cyaxares'i tahttan indirip kısa süreliğine de olsa Tomris'in naaşını tahta oturtmuş olabilir. Bu, onun halk nezdindeki meşruiyetinin ve sevgisinin ne kadar derin olduğunu gösterir.
Tomris Hatun, antik dünyada kadınların saltanatı ve askeri komutanlığı üzerine en somut kanıtlardan birini sunar. O, cinsiyet farkı gözetmeden merkeziyetçi bir devlet yapısı kurmuş, dış tehditlere karşı etkin bir diplomatik ve askeri strateji izlemiştir. Onun varlığı, Med uygarlığının Asur baskısından kurtulup kendi bağımsız kültürünü ve kimliğini inşa etmesinin temel taşıdır.
Pratik bir not: Eğer antik tarih okuyorsan, "kraliçe" kelimesinin o dönemde "kral" anlamına geldiğini, yani kadınların da doğrudan ve mutlak iktidar yürütebildiğini aklında tut. Tomris Hatun, bu bağlamda, sadece bir efsane değil, tarihsel gerçeklikle iç içe geçmiş, devlet kurucu bir figürdür.