İblis, İslam inancına göre melekler sınıfından olup, Allah’ın emrine karşı gelerek insanın secde etmesini reddeden ilk varlıktır. Ancak onu diğer meleklerden ayıran en kritik nokta, yaratılış maddesidir. Melekler nurdan, insan topraktan yaratılmışken, İblis ateşten yaratılmıştır. Bu ateş, ona hem sonsuz bir öfkeyi hem de diğer varlıklardan üstün olduğunu sanan o kibirli yapısını kazandıran temel unsurdur.
Olayın özeti, Allah’ın Âdem’e secde etmelerini emretmesiyle başlar. Diğer tüm melekler itaat ederken, İblis; "Ben ateşten, o ise topraktan yaratıldı" diyerek reddeder. Bu cevap, sadece bir itiraz değil, aynı zamanda tekebbürün (kibirin) en saf hali olarak yorumlanır. İblis, kendi yaratılış nedenini (ateşin üstünlüğü) yanlış bir hiyerarşinin temeli olarak kullanmıştır. Sonuç olarak, cennetten kovulur ve kıyamete kadar insanları doğru yoldan saptırmaya yemin eder.
İblis’in en bilinen lakabı Ebu Cehin’dir, yani "Cehennemin Babası". Bu unvan, onun cehennemdeki konumunu değil, daha çok cehenneme gidenlerin büyük çoğunluğunun onun vesveseleri (fısıltıları) sonucu oraya düştüğünü simgeler. İblis, insanlara doğrudan "şunu yap, bunu yapma" demez; aksine vesvese yoluyla, kişinin kendi içindeki kötü düşüncelerini tetikleyerek onu adım adım saptırır.
Çoğu insan İblis’i uzak, mitolojik bir figür olarak görse de, asıl tehlike onun günlük hayatımızdaki yansımasıdır. İblis, zayıf anlarımızda, öfkeli veya kibirli olduğumuzda devreye girer.
Unutma, İblis’in gücü senin ona alan açmanla artar. O, senin zayıflığını bir silah olarak kullanır. Kendi nefsini terbiye ettiğin, kibirini kırdığın ve sabrını koruduğun her an, aslında İblis’e karşı kazandığın küçük bir zaferdir.