Mezenkimal kök hücreler (MKH), dokuların onarımında ve yenilenmesinde kritik rol üstlenen, çok yönlü (multipotent) potansiyele sahip stromal hücrelerdir. Bu hücreleri diğer kök hücre tiplerinden ayıran ve klinik uygulamalarda neden bu kadar popüler kıldığı temel özellikleri aşağıda detaylandırdım.
MKH’lerin en büyük avantajı, embriyona zarar vermeden ve etik tartışmalara girmeden elde edilebilmesidir. Bu hücreleri;
Kemik iliği,
Göbek kordonu kanı,
Yağ dokusu (adipöz doku),
Diş pulpası ve
* Perinatal dokulardan
kolaylıkla izole edebilirsin. Özellikle yağ dokusu, MKH bakımından çok zengin bir kaynaktır; bir litre yağ dokusundan, kemik iliğinden çok daha fazla sayıda MKH elde edilebilir.
MKH’leri tanımlarken "negatif" ve "pozitif" yüzey işaretçilerine bakarsın.
Pozitif işaretçiler: CD73, CD90 ve CD105. Bu üçlü, MKH kimliğinin en güvenilir belirteçleridir.
Negatif işaretçiler: CD34, CD45, CD31, CD14 ve CD19. Bu işaretçilerin olmaması, hücrenin beyaz kan hücresi veya endotel (damar iç yüzey) hücresi olmadığını kanıtlar.
MKH’ler uygun indüktörlerle üç ana dokuya dönüşebilir:
1. Osteoblastlar (Kemik dokusu),
2. Kondrositler (Kıkırdak dokusu),
3. Adipositler (Yağ dokusu).
Bu özellikleri sayesinde ortopedik yaralanmalardan eklem hastalıklarına kadar geniş bir yelpazede doku onarımı için kullanılırlar.
MKH’lerin sadece doku onarımı değil, aynı zamanda bağışıklık sistemini düzenleme yeteneği de vardır. Pro-inflamatuar (iltihap artırıcı) sitokinleri baskılayıp, anti-inflamatuar moleküller salgılayarak kronik iltihaplanma durumlarını hafifletebilirler. Bu özelliği, otoimmün hastalıkların tedavisinde MKH’lerin öne çıkmasını sağlar.
Birçok araştırma, MKH’nin terapötik etkisinin sadece farklılaşarak doku oluşturmasından değil, çevresindeki hücrelere faydalı moleküller salgılamasından (parakrin etki) kaynaklandığını gösteriyor. Bu hücreler, büyüme faktörleri, sitokinler ve eksozomlar aracılığıyla hasarlı dokudaki mevcut hücrelerin onarımını hızlandırır ve apoptozisi (programlı hücre ölümü) engeller.
Eğer laboratuvar ortamında MKH kültürü yapıyorsan, geçiş (passage) sayısını dikkatli takip etmen gerekir. MKH’ler yaklaşık 10-15 geçişten sonra senesens (yaşlanma) durumuna girer ve proliferasyon kapasiteleri düşer. En yüksek verimi genellikle P5-P7 (5. ile 7. geçişler arası) evrede elde edersin. Bu evredeki hücreler, en güçlü proliferasyon ve parakrin aktiviteye sahiptir.
Sonuç olarak, MKH’ler erişilebilirlik, güvenlik ve çok yönlü biyolojik aktiviteleri sayesinde regeneratif tıbbın vazgeçilmez aktörlerindendir.