Yanlış teşhis, hatalı tedavi veya ihmal sonucu zarar gördüyseniz, doktor veya hastane aleyhine tazminat davası açmak için hangi adımları izlemeniz gerektiğini merak ediyor musunuz?
Hekim hatası (malpraktis) nedeniyle tazminat davası açmak istiyorsan, bu süreç birkaç önemli adımdan oluşur ve oldukça detaylı, teknik bilgi gerektirir. Yılların tecrübesiyle sana yol göstereyim.
Öncelikle, zararın kaynağını oluşturan yanlış teşhis, hatalı tedavi veya ihmalin ne olduğunu netleştirmelisin. Bu iddiaların hukuken kanıtlanabilir olması için titiz bir ön hazırlık şart.
Bu, davanın temelini oluşturur. Mağduriyet yaşadığını düşündüğün olaya ilişkin tüm tıbbi kayıtlarını eksiksiz olarak temin etmelisin. Bunlar;
Hasta dosyası,
Epikriz raporları (hastane çıkış özetleri),
Yapılan tüm tetkik sonuçları (röntgen, MR, kan tahlilleri vb.),
Uygulanan tedavilere ilişkin notlar,
Ameliyat raporları,
Kullanılan ilaç listeleri.
Bu belgeler, hekimin standartlara uygun davranıp davranmadığının ve zararın nedeninin tespitinde hayati önem taşır.
Topladığın bu belgelerle kesinlikle tıbbi malpraktis davalarında deneyimli bir avukata başvurmalısın. Bu davalar, hem tıp hem de hukuk bilgisi gerektirdiğinden, sıradan bir avukatla yürütülmesi çok zor ve risklidir. Avukatın, durumu değerlendirecek, olası hukuki dayanakları belirleyecek ve davanın yol haritasını çizecektir. Ayrıca, zaman aşımı süreleri bu davalarda çok önemlidir. Genel olarak zararı ve faili öğrendiğin tarihten itibaren 2 yıl, her halükarda 10 yıl içinde dava açman gerekir. Bu süreleri kaçırmaman kritik.
Avukatın, eldeki tüm deliller ve senin anlatımların ışığında dava dilekçesini hazırlayacaktır. Bu dilekçe, olayın tüm detaylarını, hekimin veya hastanenin kusurlu fiilini, uğradığın maddi ve manevi zararları ve talep edilen tazminat miktarını içermelidir.
Görevli mahkeme, davanın niteliğine ve davalıya göre değişir:
Özel hastaneler ve hekimler için genellikle Tüketici Mahkemeleri (tüketici hizmeti kapsamında değerlendirildiğinden) veya Asliye Hukuk Mahkemeleri.
Devlet hastaneleri ve kamu görevlisi hekimler için ise İdare Mahkemeleri. Bu ayrım çok önemli ve davanın doğru yerde açılması şart.
Dava açıldıktan sonra, mahkeme genellikle Adli Tıp Kurumu'ndan veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından (örneğin Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı) uzman bilirkişi heyeti raporu isteyecektir. Bu, davanın kilit noktasıdır. Bilirkişiler, sunduğun tıbbi belgeleri inceleyerek hekimin veya hastanenin kusurlu olup olmadığını, varsa kusurun derecesini ve bu kusur ile senin uğradığın zarar arasında bir illiyet bağı (sebep-sonuç ilişkisi) olup olmadığını tespit eder. Bu illiyet bağının kanıtlanması, genellikle davaların en zor kısmıdır. Benim tecrübelerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki, eğer bilirkişi raporu hekim lehine gelirse, davayı kazanma şansın ciddi oranda düşer.
Duruşmalar yapılır, taraflar delillerini sunar, tanıklar dinlenir ve mahkeme, bilirkişi raporu ile diğer tüm delilleri değerlendirerek bir karara varır. Karar aleyhine ise üst mahkeme (istinaf/temyiz) yolları açıktır.
Unutma, bu süreçte yanında güvenilir ve uzman bir avukatın olması, başarı şansını ciddi anlamda artıracaktır.