Evlilik birliğinin sona ermesiyle eşler arasında edinilen malların akıbeti merak konusu oluyor. Boşanma davası sonrası yasal mal rejimi veya sözleşmeyle belirlenen rejimler çerçevesinde malların nasıl bölüştürüleceği sıklıkla araştırılır.
Boşanmada mal paylaşımı, eğer evlenirken aranızda özel bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıysan, Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü yasal mal rejimi olan "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" üzerinden yapılır. Bu rejim, evlilik birliği içinde emek ve çabayla edinilen malların yarı yarıya paylaşılmasını esas alır. Yani, evlilik içinde edindiğin her şeyin değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olursun.
Öncelikle hangi malın paylaşıma tabi olduğunu iyi anlamalısın:
Edinilmiş Mallar: Evlilik süresince karşılığını vererek (çalışma geliri, sosyal güvenlik ödemeleri, tazminatlar, kişisel malların gelirleri gibi) edindiğin mallardır. Örneğin, evlilik içinde maaşınla alınan ev, araba, bankadaki birikimlerin bu kategoriye girer. Bu malların üzerinde her iki eş de yarı yarıya katılma alacağı hakkına sahiptir. Yani bu malların toplam değerinden varsa borçlar düşüldükten sonra kalan kısmın yarısı diğer eşe aittir.
Kişisel Mallar: Paylaşıma tabi olmayan, sadece sana ait olan mallardır. Bunlar; evlenmeden önce sahip olduğun mallar, miras yoluyla edindiğin mallar, karşılıksız kazandırmalar (bağışlar), sadece senin kişisel kullanımına özgü eşyalar (takılar, kıyafetler gibi) ve manevi tazminat alacaklarıdır. Bu mallar mal paylaşımının dışında tutulur.
Mal paylaşımı davası, genellikle boşanma davası kesinleştikten sonra açılır. En kritik noktalardan biri, malların değerlemesinin boşanma davasının açıldığı tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye anındaki güncel değerleriyle yapılmasıdır. Yani bir evin değerini, dava açıldığı anki haliyle ancak bugünkü piyasa koşullarıyla belirlersin.
Değer Artış Payı Alacağı da önemli bir detaydır. Eğer sen, diğer eşinin kişisel malına (örneğin evlenmeden önce aldığı bir eve) kendi edinilmiş malından katkıda bulunmuşsan (mesela evin tadilat masraflarını karşılamışsan), bu katkının o malın değerindeki artış oranında sana geri ödenmesini talep edebilirsin. Bu, malın değerlemesindeki en sık gözden kaçan ama mühim detaylardan biridir.
Tüm bu süreçte en büyük görevin, iddia ettiğin malvarlığını ve katkılarını ispatlamak olacaktır. Banka kayıtları, tapu senetleri, araç ruhsatları, faturalar, kredi ödeme dekontları gibi her türlü belge, senin haklarını savunmanda kilit rol oynar. Belgeler ne kadar güçlüyse, hak arayışın o kadar netleşir.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Birçok davada eşler, birikimlerini ya da mallarını evlilik birliği sona ermeden önce "kaçırma" eğilimi gösterirler. Bu tür durumlar için Türk Medeni Kanunu "ekleme" (denkleştirme) hükümleri öngörür. Eğer diğer eşin evlilik birliği devam ederken senin iznin olmadan veya rızan hilafına malvarlığını azaltıcı işlemler yaptıysa (örneğin, bir malı bedelsiz devrettiyse), o mal sanki hala malvarlığında varmış gibi hesaplamaya dahil edilir. Bu, kötü niyetli hareketlere karşı seni koruyan önemli bir mekanizmadır.
Unutma, mal paylaşımı karmaşık hukuki detaylar içerir. Bu nedenle, sürecin başından itibaren mutlaka uzman bir aile hukuku avukatından destek alman, hem haklarını tam olarak öğrenmen hem de süreci doğru yönetmen adına hayati önem taşır. Kendi başına altından kalkmaya çalışmak, çoğu zaman hak kayıplarına yol açabilir.