Her seferinde bezelyelerimi pişirirken rengi soluyor, o canlı yeşil tonunu kaybediyor. Bazen de ya çok çiğ kalıyor ya da çok dağılıyor. Anne usulü o lezzetli, rengi capcanlı bezelye yemeğini yapmak için nelere dikkat etmem gerekiyor?
Merhaba mutfak tutkunları, yemek yapmayı seven dostlar! Bugün, eminim çoğumuzun mutfakta karşılaştığı, kimi zaman sinir bozucu olabilen ama aslında çözümü o kadar da uzak olmayan bir konuya parmak basacağız: taptaze bezelye yemeği yaparken o canlı yeşil rengi kaybetmeden, tam kıvamında bezelyeler elde etmek. Hani annelerimizin yaptığı gibi, sofraya geldiğinde gözümüzü de doyuran, ağzımızda dağılmayan ama dişimize de gelmeyen o mükemmel bezelyeler... İşte o sırrı beraber çözeceğiz.
Hangi mutfağa girsek, tangi bezelye yemeği tarifiyle karşılaşsak, çoğunlukla sonuç aynı oluyor: tencereden tabağa gelen bezelyeler, ne yazık ki o taptaze, iştah açıcı yeşil tonunu kaybedip hafif sararmış, yorgun bir renge bürünüyor. Kimi zaman çok sert kalıyor, kimi zaman da adeta püre kıvamına gelip dağılıyor. Bu durumun ne kadar can sıkıcı olduğunu çok iyi biliyorum, zira ben de yıllar önce bu tecrübelerden geçtim. Ama merak etmeyin, bugün size bu işin püf noktalarını, annelerimizden miras kalan o basit ama etkili sırları kendi mutfak deneyimlerimle harmanlayarak anlatacağım.
Hazırsanız, bezelye yemeğinizin rengini ve dokusunu sonsuza dek değiştirecek ipuçlarına geçelim!
Bir yemeğin lezzeti, kullanılan malzemenin kalitesiyle başlar. Bezelye yemeği için de bu kural geçerli. Canlı renk ve mükemmel kıvam arayışımız, doğru bezelyeyi seçmekle başlar.
Bezelyelerin rengini korumasının ardında yatan kimya aslında çok basit: klorofil molekülleri. Aşırı ısı, uzun pişirme süresi ve asidik ortam bu moleküllerin parçalanmasına neden olur, bu da bezelyelerimizin rengini soldurur. İşte bunu engellemenin yolları:
Bu, benim size vereceğim en önemli tavsiyelerden biri. Eğer taze bezelye kullanıyorsanız, pişirmeden önce yapacağınız şoklama işlemi, rengin adeta mühürlenmesini sağlar.
Deneyimimden bir not: Annem bu şoklama tekniğini genelde yapmazdı, onun sırrı daha çok "göz kararı" ve "anında müdahale" idi. Ama modern mutfaklarda bu yöntem, özellikle yemeğe sonradan eklenecek bezelyeler için garantili bir sonuç verir.
Bezelyenin rengini kaybetmesinin en büyük nedenlerinden biri aşırı pişmedir. Bezelye, aslında çok hızlı pişen bir sebzedir.
Bu, biraz riskli ama doğru kullanıldığında işe yarayan bir yöntemdir. Çok az miktarda, çay kaşığının ucunda sodyum bikarbonat (karbonat) eklemek, suyun pH seviyesini yükselterek klorofilin daha stabil kalmasını sağlayabilir. Ancak aşırıya kaçmamalısınız! Aksi takdirde bezelyeleriniz püre kıvamına gelir ve tadı da değişebilir. Bu yöntemi daha çok çorbalarda veya püre yapacağınız bezelyelerde tercih ederim, ana yemeklerde çok dikkatli kullanırım.
Domates, salça veya limon gibi asidik malzemeler, bezelyelerin rengini soldurma eğilimindedir.
Renk kadar önemli olan bir diğer konu da bezelyenin dokusu. Ne püre kıvamında dağılan, ne de dişe gelirken sert kalan bezelyeler isteriz. İşte o ideal kıvam için ipuçları:
Eğer bezelye yemeğinizi etli, havuçlu veya patatesli yapıyorsanız, malzemelerin pişme sürelerini iyi bilmelisiniz:
Bezelyeyi yüksek ateşte, hızlı hızlı pişirmeye çalışmak tanelerin patlamasına ve dağılmasına neden olabilir. Yemeğinizi orta-kısık ateşte, nazikçe pişirmek bezelyelerin formunu korumasını sağlar. Kaynama noktasına geldikten sonra ateşi kısarak yavaş yavaş pişmesine izin verin.
Annelerimizin yemeklerini bu kadar özel kılan şey sadece teknik değil, aynı zamanda o küçük ama etkili dokunuşlardır.
Evet, yanlış duymadınız! Bezelye yemeğinize ekleyeceğiniz bir çay kaşığı kadar toz şeker, bezelyenin doğal tatlılığını ortaya çıkaracak ve yemeğin genel lezzet dengesini inanılmaz derecede güzelleştirecektir. Ayrıca acımsı olabilecek notaları da bastırır. Annem her zaman eklerdi, ben de ondan öğrendim.
Yemeğinizin başlangıcında kullanacağınız zeytinyağına, bezelyeleri ekledikten sonra bir parça tereyağı eklemek, yemeğinize müthiş bir lezzet ve parlaklık katar. Tereyağının o aromatik tadı, bezelye ile harika bir ikili oluşturur.
Yemeğinizi ocaktan almadan hemen önce ekleyeceğiniz bir avuç taze kıyılmış dereotu veya nane, bezelye yemeğinize ferahlatıcı bir aroma ve canlı bir görünüm katacaktır. Bu yeşillikler, servis anında bezelyenin kendi rengini de vurgular.
Yıllar önce, anneannemle bezelye yemeği yaparken, ben heyecanla "Neden benim bezelyelerim hep solar da seninkiler yemyeşil kalır?" diye sormuştum. O da gülerek, parmağıyla tencerenin kapağını gösterip "Kapağı hemen kapatma kuzum, bırak biraz hava alsın. Acele etme, yavaş yavaş pişir. Bir de şu minik kaşıktaki şekerden atıver içine, bak nasıl değişecek tadı!" demişti. O gün bu gündür, bezelye yemeği yaparken tencerenin kapağını ilk 5-10 dakika tamamen kapatmam. Buharın ve o ilk asidik kokunun kaçmasına izin veririm. Ve inanın, bu basit dokunuş bile rengin korunmasında ne kadar etkili oluyor, gözlerinizle göreceksiniz.
Bir diğer ipucum da, yemeği pişirirken sürekli başında durmak ve tadına bakmaktan çekinmemektir. Bezelyenin kıvamı, tanelerin ne kadar taze olduğuna göre değişebilir. Sizin bezelyeniz belki 10 dakikada, benimki 12 dakikada pişer. En iyi termometre sizin damak zevkiniz ve gözleminizdir.
Gördüğünüz gibi, taptaze bezelye yemeğinin rengini solmadan, tam kıvamında pişirmenin sırrı aslında karmaşık değil, aksine birkaç basit adıma ve biraz da mutfakta sabıra dayanıyor. Doğru bezelye seçimi, şoklama, doğru pişirme zamanlaması, asit kontrolü ve o küçük anne dokunuşları... İşte hepsi bu!
Şimdi siz de bu ipuçlarını kendi mutfağınızda deneyin. Bir dahaki sefere sofranıza gelen o capcanlı yeşil, tam kıvamında bezelye yemeğiyle hem gözleriniz şenlensin hem de damaklarınızda unutulmaz bir lezzet şöleni yaşayın. Unutmayın, en güzel yemekler sevgi ve özenle pişirilir. Afiyet olsun!