Atropin, bitkisel kökenli, klinik önemi çok yüksek olan bir anti-kolinerjik (parasempatik sinir sistemini bloke eden) ajandır. Temel mekanizması, etken madde olan atropin sülfatın, asetilkolin reseptörlerine bağlanarak bu reseptörlerin çalışmasını engellemesidir. Yani vücudundaki "fren sistemi" gibi işlev gören parasempatik tonusu azaltarak, sempatik sistemin baskın olmasını sağlar.
Atropinin kullanım alanları oldukça geniştir ve doğru yerinde kullanıldığında hayat kurtarıcıdır:
Bu ilacı kullanırken bilmen gereken en kritik nokta, dozajın etkideki belirleyici faktör olmasıdır. Düşük dozlarda periferik etkiler (pupil genişlemesi, ağız kuruluğu) görülürken, yüksek dozlarda santral sinir sistemi etkileri (halüsinasyon, ajitasyon, deliryum) ortaya çıkabilir.
Atropin, glaukom hastalarında (özellikle dar açılı) ve prostat hipertrofisi olan erkeklerde dikkatli kullanılmalıdır. Glaukomda intraoküler basıncı artırarak görme kaybına, prostat hastalığında ise idrar retansiyonuna yol açabilir.
Sonuç olarak atropin, "zehirli" gibi görünen ama doğru dozda ve doğru endikasyonda hayat kurtaran bir ilaçtır. Yan etkileri arasında ağız kuruluğu, idrar retansiyonu, kabızlık, görme bulanıklığı ve ateş artışı (ter bezlerinin baskılanması nedeniyle) sayılabilir. Bu yan etkiler genellikle dozajla orantılıdır ve ilaç kesildiğinde geri dönüşümlüdür.