Ajitasyon, temelinde bir durumu veya duyguyu abartarak, çarpıtarak veya dramatikleştirerek hedef kitlenin üzerinde belirli bir duygusal tepki uyandırma, onları harekete geçirme veya fikirlerini değiştirme çabasıdır. Latince agitare (hareket ettirmek, kışkırtmak) kökeninden gelir ve tam da bu anlamı taşır: Harekete geçirme, çalkalama.
Ajitasyonun en belirgin özelliği, genellikle mantıksal argümanlar yerine duygusal manipülasyona dayanmasıdır. Bir ajitatör, dinleyicinin veya okuyucunun acıma, öfke, korku, suçluluk gibi temel duygularını hedef alır. Bunu yaparken genellikle:
Amacı, genellikle pasif durumda olan bir kitleyi belirli bir eyleme (protesto, bağış, destek) veya düşünceye (belli bir adaya oy verme, belli bir fikri benimseme) yönlendirmektir. Bu, siyasetten reklama, sosyal medyadan kişisel ilişkilere kadar geniş bir yelpazede karşına çıkabilir.
Gerçek bir uzmanın ajitasyonu ayırt etmesindeki püf nokta, niyet okumak ve alttaki motivasyonu anlamaktır. Bir durumun samimi bir duygu aktarımı mı, yoksa bilinçli bir manipülasyon mu olduğunu ayırt etmek önemlidir.
Tecrübelerimden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bir metin veya konuşma seni hemen, düşünmeden bir yöne doğru itiyorsa, içindeki dürtüsel tepkiyi tetikliyorsa, işte o an ajitasyonla karşı karşıya olma ihtimalin çok yüksektir. O duygusal anın geçmesini bekle, mantığını devreye sok ve durumu rasyonel bir süzgeçten geçir. İşte o zaman ajitasyonun perdesini aralamış olursun.