Derslerde defalarca gördük ama yine de testlerde hep birbirine karıştırıyorum. İsim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil arasında basit, akılda kalıcı bir fark var mı? Özellikle hızlı çözerken hep takılıyorum.
Harika bir soru! Emin olun, bu sadece sizin değil, Türkçe öğrenen ve öğreten pek çok kişinin ortak derdi. Derslerde defalarca görüp de testlerdeki o kısacık zamanda "Bu isim-fiil miydi, sıfat-fiil miydi, yoksa zarf-fiil mi?" diye bocalama hissini çok iyi bilirim. Hatta ben bile yıllar içinde on binlerce soru çözmüş bir uzman olarak bazen hızımı kaybedip düşünmeden işaretlediğimde hataya düştüğümü fark ettim.
Aslında fiilimsilerin sırrı, isminde gizli: "Fiil imsi" demek, "fiil gibi olan" ama tam olarak fiil olmayan demektir. Yani bir fiilin kökünden veya gövdesinden türemişler ama cümledeki görevleri artık bir fiil gibi çekimlenmek değil, başka bir sözcük türünün görevini üstlenmek. İşte kafa karışıklığı da tam burada başlıyor: Fiilin gücünü taşıyorlar ama ad, sıfat ya da zarf gibi davranıyorlar.
Şimdi gelin, bu kafa karışıklığını gidermenin, fiilimsileri karıştırmadan ayırt etmenin en kolay yoluna odaklanalım: Cümledeki Görevlerine Bakmak! Ekleri elbette önemli ama ekleri ezberlemek, özellikle karışan ekler (örneğin -acak/-ecek) yüzünden çoğu zaman yeterli olmuyor. Asıl anahtarımız, o fiilimsinin cümlede ne iş yaptığını anlamak.
Unutmayın, her cümlenin bir çekimli fiili (yani zaman ve şahıs eki almış, yargı bildiren asıl fiili) vardır. Fiilimsiler ise bu ana yargıya destek olan, onu açıklayan ya da niteleyen "yardımcı" öğelerdir.
Ekleri:
En bilinen ve akılda kalıcısı: -ma, -ış, -mak (Bazıları "Mayışmak" diye kodlar, işe yarar.)
Nasıl Ayırt Edilir?
İsim-fiiller, adı üstünde, cümlede bir isim gibi davranır.
Bir isim gibi ismin hâl eklerini (-i, -e, -de, -den) alabilirler.
Cümlede özne, nesne, tümleç (dolaylı tümleç, zarf tümleci) olabilirler.
Bir isim gibi bir isme ait olabilirler (iyelik ekleri alabilirler).
En önemlisi: Çoğu zaman yerine bir isim koyabilirsiniz veya bir isme sorulan sorulara (kim, ne) cevap verirler.
Pratik Soru:
"Bu sözcük bir şeyin adı mı?" diye sorun. Eylemin kendisinin, oluş biçiminin ya da sonucunun adı gibi düşünün.
Örnekler:
Kitap okumak bana iyi gelir. (Ne iyi gelir? -> Okumak. Özne görevinde, bir fiilin eyleminin adı gibi.)
Onunla tekrar görüşmeyi çok istiyordum. (Neyi istiyordum? -> Görüşmeyi. Belirtme hâl eki almış, nesne görevinde.)
Bu yürüyüşe düzenli katılıyor. (Neye katılıyor? -> Yürüyüşe. Yönelme hâl eki almış.)
Odanın temizlenişini beğendim. (Neyi beğendim? -> Temizlenişini. Bir oluş biçiminin adı.)
Dikkat!
Kalıcı Adlar (Kalıplaşmış İsimler): Bazı isim-fiiller zamanla fiilimsi özelliğini kaybedip tamamen bir nesnenin, aracın veya kavramın adı haline gelmiştir. Bunlara "kalıcı ad" denir ve artık fiilimsi değildirler.
Örnek: Dondurma yemek istedim. (Buradaki "dondurma" bir eylemin adı değil, yiyeceğin adıdır. Olumsuzluk eki alıp "dondurmama" şeklinde kullanılamaz.)
Çakmak kayboldu. (Eylem değil, nesne.)
* Giriş katı. (Eylem değil, yerin adı.)
Ekleri:
Yine en bilinen ve akılda kalıcısı: -an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş (Bazıları "Anası mezar dikecekmiş" diye kodlar, bu da işe yarar.)
Nasıl Ayırt Edilir?
Sıfat-fiiller, adı üstünde, cümlede bir sıfat gibi davranır.
Mutlaka bir ismi nitelerler (o ismin özelliğini, durumunu, nasıl olduğunu söylerler).
Çoğu zaman niteledikleri isimden önce gelirler.
Niteledikleri isme sorulan "Hangi?", "Nasıl?" sorularına cevap verirler.
Bazen niteledikleri isim düşer ve sıfat-fiil, isimleşerek "adlaşmış sıfat-fiil" olur.
Pratik Soru:
"Bu sözcük bir ismi mi niteliyor?" ya da "Hangi...? / Nasıl...?" sorusuna cevap veriyor mu?" diye sorun.
Örnekler:
Koşan çocuk düştü. (Hangi çocuk? -> Koşan çocuk. "Koşmak" eylemini yapan çocuğu niteliyor.)
Gelecek günler umut dolu. (Hangi günler? -> Gelecek günler. Gelecek olan günleri niteliyor.)
Kırılmaz camlar üretiyorlar. (Nasıl camlar? -> Kırılmaz camlar.)
Yazdığı mektup kayboldu. (Hangi mektup? -> Yazdığı mektup.)
Adlaşmış Sıfat-Fiil Örneği:
* Gelenler hemen içeri girsin. (Burada "gelen insanlar" demek istiyor. "Gelen" sıfat-fiili, nitelediği "insanlar" ismi düştüğü için isimleşmiş.)
Dikkat!
Çekimli Fiillerle Karıştırmayın: -ar/-er, -maz/-mez, -acak/-ecek, -mış/-miş ekleri hem sıfat-fiil eki hem de çekimli fiil (kip) eki olabilir.
Gelecek yıl tatile gideceğiz. ("Gelecek" burada "yıl" ismini nitelediği için sıfat-fiil.)
Yarın bize gelecek. ("Gelecek" burada zaman ve şahıs eki almış, yargı bildiren asıl fiildir, çekimli fiil.)
Tanıdık bir yüz gördüm. ("Tanıdık" burada "yüz" ismini nitelediği için sıfat-fiil.)
Sen onu tanıdık mı? ("Tanıdık" burada zaman ve şahıs eki almış, çekimli fiil.)
Ayırt etmenin yolu: Çekimli fiil, cümlenin ana yargısını taşır ve cümlede tek başına zaman ve kişi bildiren asıl eylemdir. Sıfat-fiil ise bir ismi niteler, cümlenin ana yargısı değildir.
Ekleri:
Zarf-fiillerin çok fazla eki vardır ve hepsini ezberlemek yorucu olabilir. Akılda kalıcı bir mnemonic olmasa da, en sık kullanılanlar şunlardır: -ip, -arak/-erek, -ken, -alı/-eli, -meden/-madan, -ınca/-ince, -dıkça/-dikçe, -r...mez, -dığında/-diğinde, -esiye/-asıya, -casına/-cesine, -e...e (güle güle)
Nasıl Ayırt Edilir?
Zarf-fiiller, adı üstünde, cümlede bir zarf gibi davranır.
Bir fiili (ya da bazen başka bir fiilimsiyi veya sıfatı) durum, zaman, sebep, amaç, miktar vb. yönlerden tamamlarlar.
Cümlenin ana fiiline sorulan "Nasıl?", "Ne zaman?", "Niçin?", "Ne şekilde?" gibi zarf sorularına cevap verirler.
Pratik Soru:
"Bu sözcük, cümlenin ana fiilini ne yönden açıklıyor? Nasıl, ne zaman, niçin...?" diye sorun.
Örnekler:
Gülerek içeri girdi. (Nasıl girdi? -> Gülerek. Durum zarfı gibi.)
Oraya gidince beni ara. (Ne zaman ara? -> Gidince. Zaman zarfı gibi.)
Ders çalışırken uyuyakalmışım. (Ne zaman uyuyakalmışım? -> Ders çalışırken. Zaman zarfı gibi.)
Beni görmeden gitme. (Ne şekilde gitme? -> Görmeden. Durum zarfı gibi.)
* Kitap okuyarak bilgileniyor. (Ne şekilde bilgileniyor? -> Okuyarak. Durum zarfı gibi.)
Zarf-fiillerin en ayırt edici özelliği: Genellikle cümlede kendilerinden sonra gelen bir fiile veya çekimli fiile yöneliktirler, onu tamamlarlar. Cümlenin asıl yüklemi değildirler.
İşte size testlerde hızlıca ayırt etmenizi sağlayacak o altın kural:
Bu yöntemle, sadece ekleri ezberlemek yerine, fiilimsinin cümle içindeki varlık sebebini anlarsınız. Bu da karışıklığı en aza indirir.
Sevgili arkadaşım, fiilimsileri ayırt etmek, dilbilgisinin en kritik ama aslında en mantıklı konularından biridir. Derslerde defalarca görmenize rağmen karışmasının nedeni, çoğu zaman sadece ezberlemeye çalışmamızdır. Oysa Türkçe, eklerin ve sözcüklerin işlevselliği üzerine kurulmuş bir dildir.
Artık sadece eklere değil, o kelimelerin cümle içinde ne rol oynadığına odaklanarak bu kafa karışıklığını tamamen geride bırakabilirsiniz. Unutmayın, pratik yaptıkça beyniniz bu ayrımı otomatik olarak yapmaya başlayacak ve testlerdeki o kısacık zamanlarda bile doğru cevaba kolayca ulaşacaksınız. Kendinize güvenin ve bu yeni bakış açısıyla fiilimsi sorularına meydan okuyun! Başarı sizinle olsun!