Safiye Sultan'ı anlamak için, onun sadece bir haremağası kadını değil, Osmanlı İmparatorluğu'nun en çalkantılı dönemlerinden birinde siyasi ve ekonomik gücü elinde tutmuş, son derece zeki ve dirayetli bir lider olduğunu bilmelisin. O, Osmanlı tarihinde "Kadınlar Saltanatı" olarak adlandırılan dönemin en kilit figürlerinden biridir.
Asıl adı bilinmemekle birlikte, tarihçiler onun muhtemelen Venedik kökenli olduğunu ve Arnaut bir ailenin kızı olarak dünyaya geldiğini belirtir. Genç yaşta Osmanlı Sarayı'na cariye olarak girmiş, Şehzade Murad'a (III. Murad) sunulmuştur. Güzelliği, zekası ve kabiliyetleri sayesinde kısa sürede Şehzade Murad'ın gözdesi, ardından da tek hasekisi olmayı başardı. III. Murad'ın tahta çıkmasıyla Haseki Sultan olarak saraydaki konumu daha da sağlamlaştı. O dönemde Haseki Sultan, padişahın annesi Valide Sultan'dan sonra en güçlü kadındı.
Oğuldan oğula geçen taht kavgalarının ve iç karışıklıkların yaşandığı bir süreçte, önce Haseki olarak III. Murad üzerindeki etkisiyle, sonra da oğlu III. Mehmed'in tahta çıkmasıyla Valide Sultan unvanını alarak gücünün zirvesine ulaştı. Valide Sultan olarak, Osmanlı Devleti'nin iç ve dış siyasetinde muazzam bir etkiye sahipti. Devlet işlerine doğrudan müdahale eder, vezirlerin ve diğer devlet adamlarının atanmasında, azledilmesinde söz sahibi olurdu.
Onun dönemi, saray içindeki kadınların devlet yönetimi üzerindeki etkisinin en belirgin hissedildiği zamanlardan biridir. Kraliçe I. Elizabeth ile mektuplaşması ve diplomatik ilişkiler kurması, onun uluslararası arenadaki etkinliğini de gösterir. Hatta ticari anlaşmalara arabuluculuk ettiği, Osmanlı hazinesine ve kendi servetine önemli katkılar sağladığı bilinir. Kendi vakıflarını kurarak hayır işlerine de önem verdi; örneğin, Eminönü'ndeki Yeni Cami'nin inşasını başlatan kişi odur.
Safiye Sultan'ın en önemli özelliği, sarayın karmaşık ve çoğu zaman ölümcül entrikalarla dolu yapısında ayakta kalmayı başarmasıdır. Bir cariye olarak girdiği sarayda, hem kocasının diğer cariyelerinden gelen rekabete, hem de taht kavgalarına rağmen pozisyonunu koruyabilmesi, onun ne denli stratejik düşünen ve manipülatif bir zekaya sahip olduğunu gösterir.
Bence Safiye Sultan'ın gücü, sadece padişah üzerindeki etkisinden değil, aynı zamanda geniş bir iletişim ağına ve finansal bağımsızlığa sahip olmasından geliyordu. Venedik'le olan olası bağları ve İngiltere ile kurduğu ilişkiler, ona devletin geleneksel hiyerarşisi dışında bir güç ve bilgi akışı sağlıyordu. Bu, onu sadece saray sınırları içinde değil, dış dünyada da etkili bir figür yapmıştır. Genellikle bu tip tarihi figürlerin gücünü sadece 'aşk' veya 'güzellik' üzerinden yorumlamak yüzeysel kalır; Safiye Sultan örneğinde, asıl belirleyici olan stratejik zeka ve siyasi beceridir.