Peneplen, jeolojik zaman ölçeklerinde süregelen erozyon ve aşınma süreçlerinin bir sonucu olarak oluşan, düşük rölyefli, hafif dalgalı ve geniş alana yayılan bir yeryüzü şeklidir. Adı Latince 'paene' (neredeyse) ve İngilizce 'plain' (ova) kelimelerinin birleşimiyle 'neredeyse ova' anlamına gelir. Bu terim, ilk olarak Amerikalı coğrafyacı William Morris Davis tarafından ortaya konulan "erozyon döngüsü" teorisinin son aşamasını temsil eder.
Bir peneplen, başlangıçta yüksek ve engebeli bir arazinin milyonlarca yıl boyunca akarsular, yağışlar ve rüzgar gibi dış kuvvetler tarafından kademeli olarak aşındırılmasıyla oluşur. Bu süreçte:
Akarsular vadilerini genişletir ve derinleştirir.
Sırtlar ve tepeler yavaş yavaş aşınarak alçalır.
* Topografik farklılıklar azalır ve arazi neredeyse taban seviyesine yaklaşır.
Sonuçta ortaya çıkan bu yeryüzü şekli, genellikle geniş alanlara yayılır ve çok az eğime sahiptir. Tipik olarak üzerinde, aşınmaya karşı daha dirençli kayaçlardan oluşmuş, izole tepeler veya adacıklar şeklinde yükselen monadnoklar (veya tanık tepeler) bulunur. Bunlar, çevresindeki arazinin aşınmasına rağmen ayakta kalmayı başarmış kalıntılardır.
Peneplen oluşumu, özellikle tektonik hareketlerin uzun bir süre boyunca stabil kaldığı veya hiç olmadığı bölgelerde gözlemlenir. Çünkü arazi yükselimi erozyon hızını artırır ve peneplen oluşumunu engeller. Bu yüzden peneplenler, yeryüzünün doğal "dinlenme noktası" olarak kabul edilebilir; yani erozyonun dengeye ulaştığı, topografyanın son derece alçaldığı bir durumu temsil ederler.
Peneplenler aslında teorik bir idealdir. Gerçekte, bir arazinin tamamen peneplen haline gelmesi çok nadirdir, zira jeolojik zaman ölçeklerinde tektonik hareketlerin tamamen durması zordur. Çoğu zaman biz, bu yüzeylerin kalıntılarını veya "fosil peneplenlerini" görürüz. Yani, milyonlarca yıl önce oluşmuş, ardından tektonik hareketlerle yükselmiş ve tekrar aşınmaya başlamış eski peneplen yüzeyleri günümüzde plato veya yüksek düzlükler şeklinde karşımıza çıkabilir. Örneğin, bazı kıtaların iç kesimlerindeki geniş, dalgalı platolar, geçmişte oluşmuş peneplenlerin yükselip hafifçe parçalanmış halleri olabilir. Bu tür yüzeyleri haritalarken veya arazi çalışması yaparken, arazinin genetik evrimini anlamak için bu "fosil" izleri okumak büyük önem taşır.
Ayrıca, peneplenleri, daha çok kurak ve yarı kurak bölgelerde yamaçların paralel gerilemesiyle oluşan ve üzerlerinde daha belirgin basamaklar barındıran pediplenlerden ayırmak da jeomorfologlar için kritik bir detaydır. Peneplenler daha çok nemli iklimlerde, yavaş yavaş tüm arazinin aşağıya doğru aşınmasıyla (downwasting) ilişkilidir.
Bu bilgiler ışığında, bir arazi formasyonunu analiz ederken, gördüğünüz düzlüğün gerçekten bir peneplen mi, yoksa başka bir jeolojik sürecin ürünü mü olduğunu anlamak için yüzeyin eğimini, üzerindeki kalıntı tepelerin dağılımını ve en önemlisi bölgenin tektonik geçmişini dikkatlice incelemelisin.