menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert

Merhaba sevgili okuyucularım,

Bugün sizlerle, toplumumuzda çok sık karşılaştığımız ama çoğu zaman doğru anlaşılamayan, hatta bazen basit bir bel ağrısı zannedilip geçiştirilen çok önemli bir konuyu, yani Radikülopati'yi konuşmak istiyorum. Bir uzman olarak, yıllardır yüzlerce hastamın hayatına dokunmuş, ağrılarını dindirmiş ve onlara bu konuda yol göstermiş biri olarak, bu karmaşık görünen rahatsızlığı sizin için en anlaşılır ve samimi dille anlatmaya geldim.

Amacım, radikülopatinin ne olduğunu, neden ortaya çıktığını, nasıl hissettirdiğini ve en önemlisi, bununla nasıl başa çıkabileceğimizi size en kapsamlı şekilde aktarmak. Hazırsanız, gelin bu ağrılı yolculuğa bir ışık tutalım ve şifa yolculuğunuzda size rehberlik edelim.

Radikülopati Nedir? Ağrı Neden "Yayılarak" Gelir?

Radikülopati terimi kulağa biraz teknik gelebilir, ama aslında temelde omuriliğimizden çıkan sinir köklerinin bir şekilde sıkışması veya tahriş olması durumunu ifade eder. Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Omurgamız adeta bir elektrik panosu gibi, beynimizden vücudumuzun her yerine elektrik sinyalleri taşıyan kablolar (sinirler) bu panodan çıkar. İşte bu kabloların ana çıkış noktaları olan sinir kökleri, bazen etrafındaki yapılar tarafından baskı altına alınır.

Bu baskı veya tahriş sonucunda ne mi olur? Ağrı sadece sıkışmanın olduğu yerde kalmaz; o sinirin gittiği bölgeye doğru yayılır. İşte bu yüzden radikülopatide ağrı, kolunuza, bacağınıza, hatta parmak uçlarınıza kadar inebilir. Bu, sıradan bir kas ağrısından ya da eklem ağrısından en büyük farkıdır. Birçok hastamın bana "Hocam, sırtım ağrıyor ama ağrı bacağıma iniyor" ya da "Boynum ağrıyor ama kolumda uyuşma ve karıncalanma hissediyorum" demesinin nedeni tam da budur.

Nereden Geliyor Bu Ağrı? Omurganın Büyülü Dünyası

Omurgamız, her biri arasında disk adı verilen yastıkçıklar bulunan omurlardan oluşur. Bu omurlar ve diskler, sinir köklerinin omurilikten dışarı çıkması için küçük delikler (foramen) oluşturur. İşte bu hassas sinir kökleri, fıtıklaşan bir disk, kemik çıkıntıları (osteofitler), omurilik kanalının daralması (spinal stenoz) veya bazen travma gibi nedenlerle baskı altında kalabilir.

Radikülopatiyi en sık gördüğümüz bölgelere göre ayırabiliriz:

  • Servikal Radikülopati (Boyun Bölgesi): Boyun fıtıkları veya kireçlenmeler sonucunda sinirlerin sıkışmasıyla oluşur. Ağrı, uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı genellikle kola, ele ve parmaklara yayılır. Sanki kolunuzda "iğne batmaları" hissedersiniz.
  • Torakal Radikülopati (Sırt Bölgesi): Daha nadir görülür. Sırt bölgesindeki sinir sıkışmaları genellikle göğüs kafesi veya karın çevresinde bant şeklinde ağrıya neden olabilir. Bazen zona hastalığı ile karıştırılabilir.
  • Lomber Radikülopati (Bel Bölgesi - Siyatik): İşte en popüler olanı! Halk arasında "siyatik ağrısı" olarak bilinen durumun temelinde yatan radikülopati budur. Belden başlayıp kalçadan bacağa, hatta ayak parmaklarına kadar yayılan ağrı, uyuşma ve güçsüzlükle karakterizedir. Birçok hastamın "bacağımda elektrik çarpıyor" diye tabir ettiği şey, aslında siyatik sinirinin sıkışmasıdır.

Radikülopatinin En Sık Görülen Nedenleri

Peki, bu sinir sıkışması neden olur? En yaygın nedenleri şunlardır:

  1. Bel/Boyun Fıtığı (Disk Herniasyonu): Omurlar arasındaki disklerin jel benzeri çekirdeğinin dışarı çıkarak sinir köklerine baskı yapması. Bu, genç ve orta yaş grubunda en sık karşılaştığımız nedendir.
  2. Omurilik Kanal Darlığı (Spinal Stenoz): Genellikle yaşa bağlı kireçlenmeler ve bağ dokusu kalınlaşmaları nedeniyle omurilik kanalının daralması ve sinirlere baskı yapması. Yürümekle artan bacak ağrısı ve uyuşma tipiktir.
  3. Kemik Çıkıntıları (Osteofitler): Omurgadaki dejeneratif değişiklikler (kireçlenme) sonucunda oluşan kemik büyümelerinin sinir köklerini sıkıştırması.
  4. Omur Kayması (Spondilolistezis): Bir omurun diğerinin üzerine kaymasıyla sinir yolları daralabilir.
  5. Travma, Tümör veya Enfeksiyonlar: Daha nadir olmakla birlikte, bu durumlar da sinir köklerinde bası oluşturabilir.

Unutmayın ki, çoğu zaman tek bir neden değil, bu faktörlerin bir kombinasyonu radikülopatiye yol açar. Yılların getirdiği yıpranma, yanlış duruş, hareketsiz yaşam veya aşırı yüklenmeler bu süreci hızlandırabilir.

Ne Hissedersiniz? Belirtiler Nasıl Ortaya Çıkar?

Radikülopatinin belirtileri, sıkışan sinirin bölgesine ve şiddetine göre değişir. Ama genel olarak şunları bekleyebilirsiniz:

  • Şiddetli Ağrı: Genellikle keskin, yanıcı, batıcı veya elektrik çarpması hissi veren bir ağrı. Öksürme, hapşırma veya ıkınma ile artabilir.
  • Uyuşma ve Karıncalanma: İğne batması hissi veya "uyuşmuş" bir his, genellikle etkilenen sinirin dağılım alanında.
  • Kas Zayıflığı: Etkilenen sinirin beslediği kaslarda güç kaybı. Eşyaları tutmakta zorlanma, parmakları kaldıramama veya topallama şeklinde kendini gösterebilir.
  • Refleks Kaybı: Diz veya ayak bileği reflekslerinde zayıflama veya kayıp.

Bir hastamın bana "Hocam, sabahları kolumun üzerinde uyandığımı sanıyorum ama aslında uyumamışım, kendi kolum değilmiş gibi hissediyorum" demesi, servikal radikülopatideki uyuşmayı çok iyi özetlemişti.

Nasıl Teşhis Edilir? Doğru Adres Neresi?

Radikülopati teşhisi koymak, bir dedektiflik işi gibidir. Sizin hikayeniz, ağrının niteliği ve yayılımı, muayene bulgularımız ve görüntüleme testleri bir bütünü oluşturur.

  1. Hasta Hikayesi ve Fiziksel Muayene: Benim için en önemli adımdır. Ağrınızın ne zaman başladığı, neyle azalıp neyle arttığı, hangi hareketlerin sizi zorladığı gibi detaylar çok kıymetlidir. Nörolojik muayenede kas gücünüzü, reflekslerinizi ve duyu kaybı olup olmadığını kontrol ederim.
  2. Görüntüleme Yöntemleri:
    • Manyetik Rezonans (MR) Görüntüleme: Sinir sıkışmasının yerini, şiddetini ve nedenini (fıtık, kemik çıkıntısı vb.) en iyi gösteren yöntemdir.
    • Röntgen: Kemik yapıları, omur kayması veya ileri derecede kireçlenmeyi değerlendirmek için kullanılabilir.
    • Bilgisayarlı Tomografi (BT): MR çekilemeyen durumlarda veya kemik yapıları daha detaylı incelemek gerektiğinde tercih edilebilir.
  3. Elektromiyografi (EMG) ve Sinir İletim Hızı (SİH) Çalışmaları: Sinir hasarının varlığını, şiddetini ve hangi seviyede olduğunu objektif olarak değerlendirmek için kullanılır. Bu testler, benzer belirtiler veren başka sinir hastalıklarını (örneğin karpal tünel sendromu) dışlamamıza da yardımcı olur.

Tecrübelerime göre, sadece MR sonucuna bakarak karar vermek her zaman doğru değildir. MR'da büyük bir fıtık görünen bir hastanın hiç ağrısı olmayabilirken, çok küçük bir fıtığı olan bir hastanın şiddetli ağrı çektiğine defalarca şahit oldum. Klinik bulgular ile görüntüleme sonuçlarının örtüşmesi çok önemlidir.

Tedavi: Ağrıdan Kurtulmak Mümkün Mü?

Kesinlikle mümkün! Radikülopati, doğru yaklaşımlarla büyük oranda kontrol altına alınabilen ve hatta tamamen iyileşebilen bir durumdur. Tedavi yaklaşımımız genellikle basamaklıdır:

1. Konservatif Tedaviler (Ameliyatsız Yaklaşımlar)

Hastaların çoğu ameliyata gerek kalmadan iyileşir. İlk olarak şunları deneriz:

  • İlaç Tedavisi: Ağrı kesiciler, kas gevşeticiler, anti-inflamatuar ilaçlar ve sinir ağrısına özel ilaçlar kullanılır.
  • Dinlenme ve Aktivite Modifikasyonu: Ağrıyı artıran hareketlerden kaçınmak, ancak tamamen yatak istirahati yerine hafif aktif kalmak önemlidir.
  • Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon: Bu aşama, tedavinin temel taşlarından biridir. Fizyoterapistler eşliğinde yapılan egzersizler, duruş düzeltmeleri, manuel terapi teknikleri ve sıcak/soğuk uygulamalar ağrıyı azaltmada, kasları güçlendirmede ve esnekliği artırmada çok etkilidir. Benim gözetimimde olan birçok hastam, düzenli fizik tedavi programları sayesinde ameliyat olmaktan kurtulmuştur.
  • Enjeksiyonlar: Ağrı şiddetliyse ve diğer tedavilere yanıt vermiyorsa, epidural steroid enjeksiyonları veya sinir blokları ile direkt ağrı kaynağına müdahale edilebilir. Bu enjeksiyonlar, hızlı ve etkili bir rahatlama sağlayabilir.
  • Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Kilo kontrolü, ergonomik düzenlemeler (çalışma ortamı, yatak), doğru kaldırma teknikleri öğrenmek, tekrar eden sorunları önlemek için kritik öneme sahiptir.

2. Cerrahi Tedavi (Ameliyat)

Konservatif tedavilere rağmen 6-12 hafta içinde düzelme göstermeyen, şiddetli ve yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan ağrılarda veya en önemlisi ilerleyici nörolojik kayıp (ilerleyici kas güçsüzlüğü, idrar/gayta kaçırma gibi kırmızı bayrak durumlar) söz konusu olduğunda cerrahi müdahale düşünülebilir.

Modern cerrahi teknikler sayesinde fıtık ameliyatları (mikrodiskektomi gibi) artık çok daha güvenli ve başarılıdır. Ameliyatın amacı, sinir üzerindeki baskıyı kaldırarak ağrıyı dindirmek ve sinir fonksiyonlarını korumaktır. Ancak unutmayın, ameliyat her zaman son çare olmalıdır ve kararı deneyimli bir hekimle birlikte almalısınız.

Yaşam Tarzı ve Önleme: Radikülopatiden Korunmanın Yolları

Radikülopatiyle bir kez karşılaşmış olsanız bile, doğru yaşam alışkanlıklarıyla tekrarını önlemek veya şiddetini azaltmak sizin elinizde.

  • Doğru Duruş: Otururken, ayakta dururken ve yürürken omurga doğal eğriliğini korumalıdır. Bilgisayar başında saatler geçiren birine hep söylerim: "Duruşunuz, omurganızın geleceği!"
  • Düzenli Egzersiz: Yüzme, yürüyüş, yoga, pilates gibi omurgayı destekleyen ve esnekliği artıran aktiviteler çok faydalıdır.
  • Ağırlık Kontrolü: Fazla kilo, özellikle bel omurgası üzerinde ek yük oluşturur.
  • Ergonomi: Çalışma ortamınızı, oturduğunuz koltuğu omurga sağlığına uygun hale getirin.
  • Doğru Kaldırma Teknikleri: Yere eğilerek değil, dizlerinizi bükerek ve sırtınızı düz tutarak ağır cisimleri kaldırın.
  • Sigara Bırakma: Sigara, disk dejenerasyonunu hızlandırdığı bilinen bir faktördür.

Unutmayın ki, bedeniniz size her zaman sinyaller verir. Bu sinyalleri görmezden gelmek yerine, erken dönemde bir uzmana başvurarak doğru teşhis ve tedaviye başlamak, hem ağrısız bir yaşam sürmenize hem de ileride oluşabilecek daha ciddi sorunları engellemenize yardımcı olacaktır.

Radikülopatiyle mücadele yalnız bir yolculuk değildir. Biz uzmanlar, bu yolda size rehberlik etmek, ağrılarınızı dindirmek ve yaşam kalitenizi artırmak için buradayız. Umarım bu makale, aklınızdaki sorulara ışık tutmuş ve size umut vermiştir. Sağlıklı ve ağrısız günler dilerim!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Radikülopati Nedir? Sinir Köklerimizin Sessiz Çığlığına Kulak Verelim

Merhaba değerli okuyucularım, meslek hayatım boyunca karşılaştığım binlerce vaka, sayısız insanın yüzündeki o çaresizlik ifadesi ve ardından gelen rahatlama gülümsemesi... İşte bu yolculukta edindiğim tecrübelerle bugün sizlere sıkça duyduğumuz ancak tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz bir konuyu, radikülopatiyi anlatmak istiyorum. Türkiye'nin dört bir yanından gelen danışanlarıma her zaman söylediğim gibi: "Vücudunuzla konuşun, o size neye ihtiyacı olduğunu fısıldar." Radikülopati de bu fısıltılardan biri, hatta bazen oldukça gürültülü bir çığlık!

Radikülopati Nedir, Nasıl Ortaya Çıkar? Sinir Köklerinin Gizemli Dünyası

Peki, nedir bu radikülopati? En basit tanımıyla, omuriliğimizden çıkan sinir köklerinden birinin sıkışması, tahriş olması veya hasar görmesi sonucu ortaya çıkan semptomlar bütününe verilen isimdir. Omurgamız, beynimizden vücudumuza elektrik sinyalleri taşıyan otoyollar gibi düşünebileceğimiz omuriliğimizi koruyan bir kalkan gibidir. Bu omurga boyunca, her seviyede ikişerli olarak (sağlı sollu) sinir kökleri çıkar ve kolumuza, bacağımıza, gövdemize doğru ilerler. İşte sorun tam da bu çıkış kapısında yaşanır.

Tıpkı bir bahçe hortumunun üzerine bastığınızda su akışının zayıflaması gibi, sinir kökünün sıkışması da o sinirin beslediği bölgedeki işlevleri etkiler. Bu sıkışma genellikle birkaç farklı nedenle meydana gelebilir:

  • Bel veya Boyun Fıtığı (Disk Herniasyonu): En sık karşılaştığımız nedenlerden biri. Omurlar arasında yer alan yastıkçıklar (diskler) zamanla yıpranabilir, yırtılabilir ve içindeki jelatinöz madde dışarı taşarak yakındaki sinir köküne baskı yapabilir.
  • Osteoartrit (Kireçlenme) ve Kemik Çıkıntıları (Osteofitler): Özellikle yaşla birlikte omurgada dejeneratif değişiklikler meydana gelir. Kemiklerde oluşan küçük çıkıntılar, sinir köklerinin geçtiği kanalları daraltarak sıkışmaya yol açabilir.
  • Spinal Stenoz (Omurilik Kanal Darlığı): Omurilik kanalının kendisinin veya sinir köklerinin çıktığı foramenlerin daralmasıdır.
  • Tümörler veya Enfeksiyonlar: Daha nadir olmakla birlikte, bu tür durumlar da sinir köklerine baskı yapabilir.

Hepimizin hayatında en az bir kere hissettiği o "elelektrik çarpması" hissi, karıncalanma, uyuşma... İşte bunlar, vücudumuzun bize "bir şeyler yolunda gitmiyor" deme şekilleridir.

Belirtileri Nelerdir? Vücudumuz Bize Ne Anlatmaya Çalışır?

Radikülopatinin belirtileri, hangi sinir kökünün etkilendiğine bağlı olarak büyük farklılıklar gösterir. Ancak genel olarak hissettiğimiz semptomlar şunlardır:

  • Ağrı: Bu ağrı genellikle başlangıç noktasından (boyun veya bel) başlayıp sinirin gittiği yol boyunca yayılır. Örneğin, bel fıtığına bağlı radikülopati (siyatik) kalçadan bacağa, hatta ayağa kadar inen keskin, yanıcı bir ağrıya neden olabilir. Boyun fıtığında ise ağrı omuzdan kola, ellere doğru yayılır. Bu ağrı, öksürme, hapşırma veya belirli pozisyonlarda daha da şiddetlenebilir.
  • Uyuşma ve Karıncalanma: Sinirin beslediği bölgede his kaybı, iğnelenme veya "uyuşmuş gibi" bir his yaşanabilir. Sanki kolunuz veya bacağınız "uyuşuk kalmış" gibidir.
  • Kas Güçsüzlüğü: Etkilenen sinir kaslara giden sinyalleri doğru iletemediğinde, o kaslarda zayıflık hissedilir. Bu, bir eşyayı kaldırmakta zorlanmaktan (boyun radikülopatisinde) veya yürürken ayağın takılmasına (bel radikülopatisinde) kadar gidebilir. Bir hastamın "Kahve fincanını bile kaldıramıyorum hocam!" dediğini dün gibi hatırlarım. İşte bu, radikülopatinin kas gücünü nasıl etkilediğinin tipik bir örneğiydi.
  • Refleks Kaybı veya Azalması: Doktorunuzun çekiçle dizinize veya dirseğinize vurduğunda oluşan istemsiz tepkiler (refleksler) azalabilir veya tamamen kaybolabilir.

Kimler Risk Altında? Neden Ben?

"Neden ben?" sorusu, çoğu hastamın ilk sorduğu sorulardandır. Radikülopati herkesi etkileyebilir, ancak bazı faktörler riski artırır:

  • Yaş: Özellikle 30-50 yaş arası fıtık için, 50 yaş üzeri ise kireçlenme ve kanal darlığı için risklidir.
  • Mesleki Faktörler: Ağır kaldırma gerektiren işler, uzun süre oturmayı veya ayakta durmayı gerektiren meslekler (şoförler, ofis çalışanları, sağlık profesyonelleri) omurgaya ekstra yük bindirebilir.
  • Kötü Duruş: Kronik kötü postür, omurgadaki stresi artırarak disklere ve sinir köklerine zarar verebilir.
  • Travma: Düşmeler, kazalar veya spor yaralanmaları.
  • Obezite: Fazla kilo, özellikle bel bölgesindeki omurgaya ek yük bindirir.
  • Genetik Yatkınlık: Ailede bel veya boyun fıtığı öyküsü varsa, risk biraz daha yüksek olabilir.

Tanı ve Teşhis Süreci: Doğru Adım Neden Önemli?

Doğru tanı, doğru tedavinin anahtarıdır. "Benim kesin fıtığım var!" diyerek kendi kendinize teşhis koymak yerine, bir uzmana başvurmak hayati önem taşır. Tanı süreci genellikle şunları içerir:

  1. Detaylı Hasta Öyküsü: Belirtilerinizin ne zaman başladığı, şiddeti, nelerle azalıp arttığı gibi bilgiler çok değerlidir. Sizi dinlemek, benim için en önemli tanı aracıdır.
  2. Fizik Muayene ve Nörolojik Değerlendirme: Güç, duyu, refleksler ve belirli hareketlerle ağrının tetiklenip tetiklenmediği kontrol edilir.
  3. Görüntüleme Yöntemleri:
    • MR (Manyetik Rezonans): Altın standarttır. Sinir köküne baskı yapan yumuşak dokuları (disk fıtığı) ve kemik yapıları çok net gösterir.
    • Röntgen: Kemik yapısı ve kireçlenmeleri değerlendirmek için kullanılabilir.
  4. Elektromiyografi (EMG) ve Sinir İletim Hızı (NCV): Sinir hasarının derecesini ve hangi sinir kökünün etkilendiğini kesinleştirmek için gerekebilir.

Tedavi Yöntemleri: Işığın Olduğu Tünel

Radikülopati genellikle tedavi edilebilir bir durumdur ve çoğu durumda cerrahiye gerek kalmadan iyileşme sağlanabilir.

Konservatif (Cerrahi Dışı) Tedaviler: İlk ve En Önemli Adım

  • İlaç Tedavisi: Ağrı kesiciler, kas gevşeticiler, anti-inflamatuar ilaçlar ve sinir ağrısını hedefleyen özel ilaçlar kullanılabilir.
  • Dinlenme: Kısa süreli ve kontrollü dinlenme, akut dönemdeki ağrıyı azaltabilir. Ancak uzun süreli yatak istirahati önerilmez.
  • Fizik Tedavi ve Egzersiz: Benim de en çok inandığım ve desteklediğim yöntemdir. Özel egzersizler, duruş düzeltmeleri, germe hareketleri, kasları güçlendirme ve omurgayı stabilize etme odaklı çalışmalar hem ağrıyı azaltır hem de gelecekteki sorunları engeller. Manuel terapi, sıcak-soğuk uygulamalar gibi fizik tedavi modaliteleri de sürece yardımcı olabilir.
  • Epidural Steroid Enjeksiyonları: Doğrudan sinir kökünün etrafına yapılan bu enjeksiyonlar, güçlü bir anti-inflamatuar etki göstererek ağrı ve iltihabı azaltabilir. Etkisi geçici olsa da, hastaya fizik tedaviye katılabileceği kadar bir rahatlama sağlar.

Cerrahi Tedavi: Ne Zaman Gerekli?

Konservatif tedavilere yanıt vermeyen, ilerleyici güçsüzlük veya idrar/gaita kontrol kaybı gibi ciddi nörolojik kayıplar yaşayan hastalarda cerrahi düşünülebilir. Günümüzde mikrocerrahi tekniklerle çok daha küçük kesilerle ve daha hızlı iyileşme süreleriyle ameliyatlar yapılabilmektedir. "Ameliyat en son çaredir" klişesi doğrudur, ancak doğru zamanda yapıldığında hayat kurtarıcı ve yaşam kalitesi artırıcı olabilir.

Korunma Yolları ve Yaşam Tarzı Önerileri: Yarın Daha İyi Bir Sen İçin

Radikülopatiden korunmak veya nüksünü önlemek için alabileceğimiz basit ama etkili önlemler var:

  • Doğru Duruş: Otururken, ayakta dururken veya uyurken omurganızın doğal eğriliğini korumaya özen gösterin. Ergonomik bir çalışma ortamı yaratın.
  • Düzenli Egzersiz: Özellikle karın ve sırt kaslarınızı güçlendiren egzersizler (pilates, yoga, yüzme) omurganız için bir korse görevi görür.
  • Ağırlık Kontrolü: İdeal kilonuzu korumak, omurganıza binen yükü azaltır.
  • Doğru Kaldırma Teknikleri: Yere eğilerek değil, dizlerinizi bükerek çömelerek ağırlık kaldırın.
  • Sigaradan Uzak Durun: Sigara, disklerin beslenmesini olumsuz etkileyerek dejenerasyonu hızlandırır.
  • Stres Yönetimi: Stres, kas gerginliğini artırarak ağrı eşiğini düşürebilir.

Sonuç: Yalnız Değilsiniz ve Çözüm Var!

Değerli okuyucularım, radikülopati, hayat kalitenizi derinden etkileyebilecek bir durum olsa da, anlaşılabilir, yönetilebilir ve genellikle tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Vücudunuzun size verdiği sinyalleri görmezden gelmeyin. Kolunuzda, bacağınızda hissettiğiniz uyuşma, karıncalanma veya yayılan ağrı gibi belirtiler varsa, lütfen bir uzmana başvurun. Erken tanı ve doğru tedavi ile bu durumun üstesinden gelebilir, ağrısız ve aktif bir yaşama geri dönebilirsiniz.

Unutmayın, sağlık bir bütündür ve her zaman en büyük servetimizdir. Kendinize iyi bakın, vücudunuza iyi davranın ve her zaman umutlu olun.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap

8,561 soru

15,666 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 18
0 Üye 18 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 633
Dünkü Ziyaretler: 10503
Toplam Ziyaretler: 4431433

Son Kazanılan Rozetler

cem_kaya Bir rozet kazandı
fatma_arslan Bir rozet kazandı
Ömer_Çelik Bir rozet kazandı
süleyman_Şahin Bir rozet kazandı
Ömer_Çelik Bir rozet kazandı
...