Kompartman sendromu, vücudundaki kasları, sinirleri ve kan damarlarını içeren kapalı bir kas kompartmanındaki doku basıncının tehlikeli seviyelere yükselmesi durumudur. Bu kompartmanlar, esnemeyen ve "fasya" adı verilen sert bağ dokusu zarlarıyla çevrilidir. Genellikle önkol ve baldırda daha sık görülse de, fasyalarla çevrili her kas grubunda potansiyel olarak ortaya çıkabilir.
Bir travma (örneğin, kırık, ezilme yaralanması, şiddetli morluk), cerrahi müdahale (özellikle uzun süren iskemiden sonra kan akışının yeniden sağlanması, yani reperfüzyon sendromu), yanık veya alçı gibi sıkı bandajlar sonrası doku içinde kanama ya da ödem (şişlik) oluştuğunda, bu kapalı alanın hacmi artar. Ancak fasyalar esneyemediği için bu artan hacim içerideki basıncı yükseltir. Yükselen basınç, kompartman içindeki kan damarlarını ve sinirleri sıkıştırarak dokulara giden kan akışını ve dolayısıyla oksijenlenmeyi bozar. Sonuç olarak kas ve sinir hücreleri ölmeye başlar.
Bu sendromun tanınması kritik öneme sahiptir ve belirtiler genellikle "5 P" kuralıyla özetlenir:
Kompartman sendromu, saatler içinde geri dönüşümsüz kas ve sinir hasarına yol açabilen tıbbi bir acil durumdur. Basınç düşürülmezse, ölü kas dokusu ve sinirler kalıcı sakatlıklara, uzuv kaybına ve hatta böbrek yetmezliği gibi sistemik komplikasyonlara neden olabilir. Özellikle çocuklarda veya bilinç kapalı hastalarda tanısı zor olabilir, bu yüzden yüksek şüphe indeksi şarttır.
Kesin tedavi, acil fasyotomi cerrahisidir. Cerrah, etkilenen kompartmanın fasyasını keserek basıncı hızla düşürür ve kasların rahatlamasını sağlar. Bu, kas ve sinir dokularının oksijenlenmesini yeniden sağlayarak kalıcı hasarı önler. Geç kalındığında ise hasarlı dokuların çıkarılması gerekebilir. Birçok vakada, fasyotomi sonrası uzvun eski fonksiyonuna kavuştuğunu görmüşümdür, ancak müdahale ne kadar erken olursa sonuç o kadar iyi olur.