Parnasizm akımının Türk edebiyatındaki yeri, genellikle "Servetifünun Dönemi" ile özdeşleştirilir; ancak bu akımın temsilcilerini belirlerken sadece Servetifünun şairlerini değil, onlara bir geçiş köprüsü olan Fecr-i Ati hareketiyle başlayan ve Milli Edebiyat öncesi dönemdeki estetik arayışları da göz önünde bulundurmak gerekir. Parnasizmin temel ilkesi olan "sanat için sanat" ve "oyma sanat" anlayışı, Türkçede özellikle 1890’ların sonundan 1910’ların başına kadar etkili olmuştur.
Bu akımın en belirgin yüzü Tevfik Fikret’tir. Özellikle "Rübab-ı Şikeste" (1896) ve "Haluk’un Defteri" (1900) gibi eserlerinde, Parnasistlerin öne çıkardığı soğukkanlılık, formal mükemmeliyetçilik ve görsel imgelerin zenginliği açıkça görülür. Fikret, şiirlerinde aşırı betimlemelerden kaçınarak, kusursuz kafiye ve uyak düzenlemeleriyle Parnasist estetiği Türkçeye taşımıştır. Yine de Fikret, akımın tam bir takipçisi olmaktan çok, bu formu kendi iç dünyasının ve toplumsal eleştirilerinin taşıyıcısı yapmıştır.
Parnasizmin daha saf ve biçimsel yansıması ise Cenap Şahabettin’de görülür. "Gözyaşları" (1900) adlı divanındaki şiirler, Parnasistlerin "oyma sanatı" ilkesine sadık kalınan, nesnelliğin ve soğukluğun hâkim olduğu çalışmalardır. Şahabettin’in şiirlerinde duygu kontrolü ve dilin işçiliği, akımın temel taşlarını oluşturur.
Diğer önemli isimler arasında Reşit Nuri Güntekin, Halit Ziya Uşaklıgil ve Suavi Süha da sayılabilir. Özellikle Reşit Nuri, hikâyeciliğinde Parnasist estetiğin görsel zenginliğini ve detaycılığını yansıtmıştır.
Türk edebiyatında Parnasizm ve Sembolizm sınırları oldukça bulanıktır. Nedim, Abdülhak Hamit Tarhan ve Mehmet Rauf gibi isimlerde Parnasist biçimsel arka plan, Sembolist mistik derinlikle harmanlanır. Bu nedenle bir şairi kategorize ederken, onun "sanat için sanat" ilkesine ne kadar bağlı kaldığına ve soyut düşünceden kaçınıp somut imgelere ne kadar yer verdiğine bakılmalıdır.
Pratik bir çözüm önerisi olarak: Bir metni analiz ederken, eğer şiirde aşırı süsleme, nesnel betimleme ve duygu dışavurumunun baskılanması varsa, büyük ihtimalle Parnasist bir yaklaşımla karşı karşıyasın demektir. Eğer imgeler daha çok hissiyatı ve bilinçaltını tetikliyorsa, orada Sembolizm etkisi baskın demektir. Bu ayrım, özellikle Servetifünun dönemi eserlerini derinlemesine anlamak için kritik öneme sahiptir.