Klasisizm, edebiyat ve sanatta Antik Yunan ve Roma dönemlerindeki estetik değerleri, aklı ve evrensel insan duygularını merkeze alan bir akımdır. Bu akımın temsilcilerini değerlendirdiğinde, coğrafi ve dönemsel farklılıklara göre iki ana kampa ayrıldığını görürsün. Genellikle "ulusal klasisizm" (özellikle Fransa) ve "uluslararası klasisizm" (İtalya, İspanya, İngiltere) olarak incelenir.
Klasisizmin en katı ve kurallı halini 17. yüzyıl Fransası'nda gördüğünü fark edeceksin. Bu dönemde sanatta tek tip bir dil ve biçim arayışı hâkimdi.
İtalya'da klasisizm, Rönesanş'ın devamı niteliğindedir ve 16. yüzyılda zirveye ulaşır.
İngiltere'de klasisizm biraz daha gevşek ve eleştirel bir yapıda seyreder.
Bu isimleri ezberlemekten ziyade, neden bu isimlerin klasisist olduğunu anlamak analiz becerini artırır. Örneğin, bir Molière oyununu okurken olayların tek bir mekânda ve 24 saat içinde geçtiğini fark edersen, üç birlik kuralının ne olduğunu somut olarak kavramış olursun. Ayrıca, karakterlerin "tip" olmasını (genel insan doğasını temsil etmesini) ve sonun mutlaka ahlaki bir öğüt vermesini beklersen, klasisist metinleri romantik veya modern metinlerden kolayca ayırt edebilirsin.
Kısacası, klasisizmi sadece bir dönem değil, akıl, düzen ve evrensellik üçgeninde ele aldığında, Molière'den Racine'e, Boileau'dan Dryden'a uzanan bu zengin yelpazeyi çok daha net göreceksin.