Selami Altınok, 28 Ağustos 2015 tarihinde kurulan ve ülkeyi 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri'ne götüren Geçici Seçim Hükümeti'nde İçişleri Bakanı olarak görev yapmıştır. Bu görevi, yeni hükümetin kurulduğu 24 Kasım 2015 tarihine kadar sürdürmüştür.
Bu dönemdeki görevi oldukça spesifik ve Türkiye siyaset tarihi açısından önemli bir detay taşır. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinin ardından hiçbir partinin tek başına hükümet kuramaması ve koalisyon görüşmelerinin de sonuçsuz kalması üzerine, Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa'nın 114. maddesi gereğince bir Geçici Seçim Hükümeti kurulması zorunlu hale gelmişti.
Anayasa'nın 114. maddesi, genel seçimlerden önce Başbakan'ın kuracağı geçici bakanlar kurulu için belli başlı bakanlıkların, milletvekili olmayan isimlerden atanmasını öngörür. Bu bakanlıklar arasında İçişleri, Adalet ve Ulaştırma bakanlıkları bulunur. Amaç, seçim sürecinde devlet bürokrasisinin ve bakanlıkların tarafsızlığını temin etmektir. İşte Selami Altınok da bu bağlamda, siyaset dışından, bir bürokrat olarak İçişleri Bakanlığı görevine getirilmiştir.
Göreve atandığı dönemde Selami Altınok, İstanbul İl Emniyet Müdürü olarak görev yapıyordu. Emniyet teşkilatının içinden gelen ve bürokratik kariyerinde yükselmiş bir isim olması, o dönemde İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturmasında etkili olmuştur. Kendisi, bakanlık görevinin ardından çeşitli valilik görevlerinde de bulunmuş, sonrasında milletvekili seçilmiştir.
Burada dikkat etmen gereken en kritik nokta, Altınok'un bu görevi "seçim hükümeti" çerçevesinde yürütmüş olmasıdır. Yani normal bir hükümetin bakanı olarak değil, seçim güvenliğini sağlamak ve ülkeyi seçime götürmekle görevli, geçici bir kabinenin üyesiydi. Bu tür atamalar, o dönemin siyasi tıkanıklığının ve anayasal zorunluluğun bir sonucudur. Bakanlık süresi nispeten kısa olsa da, Türkiye'nin zorlu bir seçim sürecinden geçtiği kritik bir dönemde görev yapması, bu görevin önemini artırır.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu ekleyebilirim: Bir bürokratın böylesine kritik bir dönemde bakanlık koltuğuna oturması, hem o bürokrat için büyük bir sorumluluk hem de devlet geleneği açısından tarafsızlık ilkesinin ne kadar önemsendiğini gösteren bir örnektir. Selami Altınok'un atanması, bu tür geçici hükümetlerde bakanlıkların genellikle alanında uzman ve siyasi bağlantıları daha az olan isimlere emanet edildiğinin somut bir göstergesiydi.