Zeki Müren, 24 Eylül 1996 tarihinde, Bursa'da vefat etmiştir. Bu vefat, Türk kamuoyu için büyük bir şok etkisi yaratsa da, aslında sanatçının uzun yıllardır mücadele ettiği ciddi sağlık sorunlarının üzücü bir sonucuydu.
Zeki Müren'in ölümü, tam da onun sanat hayatına yakışır bir şekilde, milyonların gözü önünde ve memleketi Bursa'da gerçekleşti. O gün, TRT İzmir Televizyonu'nun kendisi için Bursa Açıkhava Tiyatrosu'nda düzenlediği ödül töreni ve konseri vardı. Bu, sanatçının uzun bir aradan sonra televizyon ekranlarında canlı olarak son kez sevenleriyle buluştuğu bir akşamdı.
Tören sırasında, ödülünü almasının ardından, sahnede bulunduğu esnada aniden fenalaştı. Kamera kayıtlarına ve tanıkların ifadelerine göre, rahatsızlandığı anlar bile ekranlara yansımıştır. Hemen hastaneye kaldırılsa da, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve Hakk'ın rahmetine kavuştu.
Benim yılların tecrübesiyle söyleyebileceğim en önemli nokta şudur ki, Zeki Müren'in ölümü sıradan bir vefat değildi; Türk sanat tarihinin en dramatik ve unutulmaz anlarından biriydi.
Sanat Güneşi, hayatının son dönemlerinde özellikle kalp rahatsızlıkları, diyabet ve böbrek yetmezliği gibi kronik sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu. Bu rahatsızlıklar nedeniyle uzun yıllar sahnelerden uzak kalmış, gözlerden ırak bir yaşam sürmüştü. Vefat ettiği o son konserde bile, sahnede tekerlekli sandalyeyle bulunması ve oldukça zayıf görünmesi, sağlık durumunun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyordu. Kalbine yenik düşmesi de, bu uzun süreli mücadelenin acı bir neticesiydi.
Vefatının Bursa'da gerçekleşmesi, olaya ayrı bir anlam katmıştır. Bursa, Zeki Müren'in doğup büyüdüğü şehirdi. Adeta doğduğu topraklarda, hayranlarının alkışları eşliğinde, son perdesini kapatmıştır. Bu durum, onun sanatıyla, kişiliğiyle ve doğduğu yerle ne kadar bütünleştiğini gösteren trajik bir tesadüftür. Bir sanatçının, uzun bir aradan sonra sahneye çıkıp, sevenlerine son kez seslendiği anda, kendi memleketinde hayata veda etmesi, onun efsanevi kariyerine adeta son bir vurgu yapmıştır.
Zeki Müren, Türkiye'de "Sanat Güneşi" olarak anılan, eşsiz sesi, sahne duruşu ve kıyafetleriyle bir ikondu. Ölümü, tüm ülkeyi yasa boğdu. O gün yaşananlar, hala pek çok kişinin hafızasında tazedir. Benim kişisel tecrübem, bu tür efsanevi figürlerin ölümlerinin sadece bir biyografik bilgi olmanın ötesinde, o toplumun ortak hafızasına kazınan kültürel bir olay olduğunu gösteriyor. Zeki Müren'in ölümü de tam olarak böyle bir olaydı; bir dönemin kapanışı ve Türk müziğinin zirvesindeki tek kişilik bir dehanın veda anıydı. Bu yüzden onu hatırlarken, sadece tarihi değil, o anki duyguyu ve bıraktığı derin izi de düşünmek gerekir.