menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
Çan çan etmek ne demektir?
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

3 Cevap

more_vert
Çok konuşan kişiler için kullanılan bir deyimdir
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Çan Çan Etmek: Sadece Bir Ses Değil, Bir İletişim Sanatı (veya Sanatsızlığı!) Üzerine Bir Uzman Bakışı

Merhaba değerli okuyucularım,

Bugün sizinle Türkçemizin en ilginç, bazen gülümseten, bazen de kaş çattıran ifadelerinden biri olan "çan çan etmek" deyimini masaya yatıracağız. Bir dil uzmanı olarak, bu deyimin sadece kelimelerden ibaret olmadığını, altında yatan derin insani dinamikleri, iletişim kazalarını ve hatta kültürel kodlarımızı barındırdığını gözlemledim. Gelin, bu "çan sesi"nin ardındaki anlam katmanlarını hep birlikte keşfedelim.

"Çan Çan Etmek" Ne Demek? Kelimenin Kökeninden Anlam Derinliklerine

Öncelikle, deyimin temelini oluşturan "çan" kelimesine bakalım. Çan, bilindiği üzere, metalin birbirine veya bir tokmağa vurulmasıyla çıkan tekrarlayan ve çoğu zaman tiz bir sestir. Kilise çanları, okul zilleri, hatta kapı zilleri... Hepsi belli bir ritimle ve tekrarla ses çıkarır.

Peki, bu ses, insan davranışına nasıl dönüştü? İşte burada "çan çan etmek" deyimi devreye giriyor ve karşımıza bitmek bilmeyen, çoğu zaman gereksiz veya can sıkıcı nitelikteki konuşma, sızlanma veya tekrarlayan bir anlatım çıkıyor. Deyimin özünde yatan bu tekrar ve rahatsız edicilik, bir insanın sürekli aynı şeyi söylemesi, bir konuyu uzatması, mızmızlanması ya da dinleyiciyi yoran bir üslupla konuşması durumunu mükemmel bir şekilde özetler.

Yani özetle, çan çan etmek;
Tekrar: Sürekli aynı şeyleri söylemek, konuyu uzatmak.
Yorgunluk: Dinleyiciyi mental olarak yormak.
Negatiflik (çoğunlukla): Genellikle şikayet, sızlanma veya olumsuz bir tutum içermek.
Dikkatsizlik: Karşıdaki kişinin dinleme isteğini veya sabrını göz ardı etmek.

anlamlarına gelir.

Neden "Çan Çan Ediyoruz"? Psikolojik Bir Çözümleme

Bir insan neden "çan çan eder"? Bu sorunun cevabı tek boyutlu değil, birçok farklı psikolojik ve sosyal faktörü içerebilir:

  • Duyulma İsteği: Bazen bir kişi, söylediklerinin yeterince ciddiye alınmadığını veya duyulmadığını düşündüğü için kendini tekrar etme eğilimine girebilir. Bu, aslında bir tür çaresizlik ve ilgi çekme çabası olabilir.
  • Kaygı ve Endişe: Özellikle yaşça büyüklerde veya kaygılı kişiliklerde, belirli konulardaki endişeler aynı şeyleri tekrar tekrar dile getirme döngüsüne yol açabilir. Örneğin, bir annenin çocuğuna sürekli "üşütme" veya "iyi beslen" demesi, bir süre sonra "çan çan etmek" olarak algılanabilir, ancak altında yatan şey derin bir sevgidir.
  • Kontrol İsteği: Bazı insanlar, konuşarak veya durumu sürekli yorumlayarak çevreyi kontrol etme veya yönlendirme ihtiyacı hissederler. Bu, özellikle yöneticilik pozisyonlarında veya aile büyüklerinde görülebilir.
  • Alışkanlık ve Farkındalık Eksikliği: Bazı kişiler, konuşma alışkanlıkları gereği farkında olmadan tekrar ederler. Bu durum, kendilerine geri bildirim verilmediği sürece devam edebilir.
  • Mükemmeliyetçilik veya Detaycılık: Her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatma isteği, dinleyicinin sabrını zorlayabilir.

Kendi gözlemlerimden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: "Çan çan eden" birinin niyeti her zaman kötü değildir. Ancak iletişimde niyet kadar, mesajın nasıl algılandığı da çok önemlidir.

Benim Hayatımdan ve Gözlemlerimden Örnekler

Yıllardır süren insan ilişkileri ve iletişim üzerine çalışmalarımdan yola çıkarak, "çan çan etmek" kavramının ne kadar çeşitli durumlarda ortaya çıktığını gördüm.

  • İş Yerinde: Bir projenin toplantısında, bir meslektaşınızın aynı endişeyi beşinci kez farklı kelimelerle dile getirdiğini düşünün. Başta "evet, anlıyorum" dersiniz, ancak bir süre sonra o tekrarlayan "çan sesi" herkesi yormaya başlar ve çözüm bulmak yerine, enerji tüketimine dönüşür. Tecrübeyle sabittir ki, bu durum toplantı verimliliğini ciddi anlamda düşürür.
  • Aile İçinde: Annelerin veya anneannelerin çocuklarına "aman dikkat et, yemek ye, üstünü giy" gibi nasihatlerini hepimiz biliriz. Bazen tatlı bir gülümsemeyle "yine annem çan çan ediyor" deriz. Burada aslında altında yatan büyük bir sevgi ve koruma içgüdüsü vardır. Ancak bu tekrar dozu aştığında, genç nesil için gerçekten bunaltıcı olabilir. Şahsen, ben de annemin bu 'çan çanlarını' bazen dinlerken gülümser, bazen de "Tamam anne, anladım!" diye araya girerim.
  • Sosyal Ortamlarda: Bir arkadaş grubunda, sürekli aynı tatil anısını veya aynı şikayeti anlatan biri... İlk başta dinlersiniz, belki gülersiniz. Ama aynı hikaye üçüncü, dördüncü kez anlatıldığında, o "çan sesi" zihninizi ele geçirmeye başlar ve insanlar yavaş yavaş konudan uzaklaşmaya, hatta sohbetten kopmaya başlarlar.

Gördüğünüz gibi, "çan çan etmek" deyimi farklı bağlamlarda, farklı tonlarda kendini gösterir. Kimi zaman sevimli bir eleştiri, kimi zaman ise gerçekten yıpratıcı bir iletişim biçimi olabilir.

"Çan Çan Eden" Olmaktan Nasıl Kaçınırız ve "Çan Çan Eden" Biriyle Nasıl Başa Çıkarız?

Bu konudaki uzmanlığım, hem gözlem yapmaktan hem de kişisel deneyimlerimden süzülerek geldi. İşte size pratik öneriler:

Eğer "Çan Çan Eden" Taraf Olmak İstemiyorsanız:

  1. Kendinizi Gözlemleyin (Farkındalık): Konuşmaya başlamadan önce veya bir konuyu anlatırken bir an durun. Aynı şeyi daha önce söylemiş miydiniz? Amacınıza ulaştınız mı? Tekrar etme ihtiyacı hissediyor musunuz? Bu basit sorgulama, sizi bu tuzağa düşmekten kurtarabilir.
  2. Öz ve Net Olun: Mesajınızı en kısa ve anlaşılır şekilde ifade etmeye çalışın. Lafı dolandırmak yerine doğrudan konuya girin. "Fazla söze gerek yok" ilkesini benimseyin.
  3. Dinlemeye Odaklanın: İyi bir konuşmacı olmanın yolu, iyi bir dinleyici olmaktan geçer. Karşıdaki kişinin size ne cevap verdiğine, konunun nereye gittiğine dikkat edin. Belki de dinleyicinin tek ihtiyacı, sizin onu dinlemenizdir, sürekli konuşmanız değil.
  4. Geri Bildirime Açık Olun: Yakın çevrenizden "Bazen çok tekrarlıyorsun" gibi bir geri bildirim alırsanız, bunu bir eleştiri olarak değil, gelişim fırsatı olarak görün. Bu, iletişim becerilerinizi güçlendirmek için önemli bir adımdır.

Eğer "Çan Çan Eden" Biriyle Başa Çıkmanız Gerekiyorsa:

  1. Sabır ve Anlayış (Başlangıçta): Özellikle yakın ilişkilerde, karşınızdaki kişinin niyeti kötü olmayabilir. Öncelikle onu anlamaya çalışın. Belki altında yatan bir endişe veya duyulma ihtiyacı vardır.
  2. Nazikçe Yönlendirin: Konu dağılmaya veya tekrar etmeye başladığında, nazikçe araya girin. Örneğin: "Anlıyorum, bu konuyu daha önce konuşmuştuk. Peki şimdi ne yapabiliriz?" veya "Bu konuda haklısın, bir de şu açıdan bakalım..."
  3. Sınır Koyun (Gerektiğinde): Eğer tekrarlayan konuşma sizi bunaltıyorsa ve enerjinizi tüketiyorsa, kibarca bir sınır çizmekten çekinmeyin. "Şu anda başka bir konuya odaklanmam gerekiyor, bu konuyu sonra konuşsak daha iyi olur" gibi ifadeler kullanabilirsiniz. Bu, hem kendi zihinsel sağlığınız için hem de karşınızdaki kişiye dolaylı yoldan bir mesaj vermek için önemlidir.
  4. Empati ve Kısa Teşvik: Bazen tek bir "Seni dinliyorum," "Haklısın," veya "Bu konuda sana katılıyorum" cümlesi, kişinin kendini duyulmuş hissetmesini sağlayarak "çan çan etme" döngüsünden çıkmasına yardımcı olabilir.

Türk Kültüründe "Çan Çan Etmek" ve İletişim Mirasımız

Türk kültüründe, misafirperverlik ve sohbetin önemli bir yeri vardır. Sohbet, çay eşliğinde saatlerce sürebilir ve bazen aynı konular farklı açılardan tekrar edilebilir. Bu durum, yabancılar tarafından "lafı uzatma" olarak algılanabilse de, bizim için bağ kurmanın ve ilişkiyi derinleştirmenin bir yoludur.

Ancak "çan çan etmek" deyimi, bu misafirperver sohbetin ötesine geçen, olumsuz anlamda bir tekrarlamayı ifade eder. Yani, biz kültürel olarak sohbeti severiz ama bu sohbetin de bir denge içinde olmasını bekleriz. Karşımızdaki kişiyi bunaltmamak, herkesin söz hakkı olduğunu unutmamak, Türk iletişim geleneğinin ince çizgilerindendir. Deyim, bu hassasiyetimizi ve dinleyenin sabrının da bir sınırı olduğunu zarifçe hatırlatır.

Son Söz: İletişimde Bilinçli Bir Yaklaşım

Değerli okuyucularım, "çan çan etmek" sadece bir deyim değil, aynı zamanda iletişimdeki farkındalığımızı sorgulatan bir aynadır. Hepimiz zaman zaman farkında olmadan bu tuzağa düşebiliriz. Önemli olan, bu durumu fark etmek, hem kendi iletişimimizi geliştirmek hem de çevremizdekilerle daha sağlıklı ve verimli ilişkiler kurmaktır.

Unutmayın, kelimelerimiz güçlüdür. Onları bilinçli ve saygılı bir şekilde kullanmak, hayatımızdaki köprüleri güçlendirecek, duvarlar örmeyecektir.

Sevgi ve farkındalıkla kalın.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Çan Çan Etmek Ne Demektir? Gürültülü Bir İletişim Biçiminin Anatomisi

Merhaba değerli okuyucularım,

Bugün günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız, bazen bizi gülümseten, bazen de içimizi şişiren bir tabiri masaya yatırıyoruz: "Çan çan etmek." Bu ifadeyi duyduğunuzda aklınıza ne geliyor? Bir kilise çanının sesi mi? Yoksa birilerinin bitmek bilmeyen, belki de biraz boş konuşmaları mı? Türkiye'nin önde gelen bir iletişim uzmanı olarak, bu ifadenin sadece bir ses taklidi olmanın ötesinde, insan ilişkilerinde ve iletişimde ne denli derin anlamlar barındırdığını sizlere aktarmak istiyorum. Gelin, bu "gürültülü" kavramın katmanlarını birlikte aralayalım.

"Çan Çan Etmek" Kelimesinin Kökleri ve Temel Anlamı

Öncelikle, dilimizin zenginliğinden gelen bu ifadenin kökenine inelim. "Çan", bildiğimiz gibi bir zilin, bir gongun çıkardığı sestir. Tekrar eden, dikkat çekici, bazen de uyarıcı bir tınısı vardır. Peki bu ses, ne zaman insan konuşmasına atfedilmiştir? İşte tam da burada, dilin metaforik gücü devreye giriyor.

Türk Dil Kurumu'na göre "çan çan etmek", genellikle "gereksiz ve durmadan konuşmak, gevezelik etmek" anlamlarına gelir. Ancak uzman gözüyle baktığımızda, bu tanımın çok daha geniş bir spektrumu kapsadığını görürüz. Bana göre "çan çan etmek"; bir kişinin, çoğunlukla dikkatsizce, tekrarlayıcı ve genellikle dinleyicinin ilgisini çekmeyen bir biçimde sürekli konuşmasıdır. Bu, sadece ses yüksekliğiyle ilgili değil, aynı zamanda konuşmanın içeriği, amacı ve dinleyici üzerindeki etkisiyle de ilgilidir.

Neden "Çan Çan Ediyoruz"? Arkasındaki Psikoloji

Peki, insanlar neden "çan çan eder"? Bu durumun altında yatan psikolojik dinamikler nelerdir? Yıllardır süren gözlemlerim ve iletişim araştırmalarım gösteriyor ki, bu davranışın tek bir nedeni yok.

1. Dikkat Çekme İsteği:

Bazı insanlar, varlıklarını hissettirmek, ilgi odağı olmak için sürekli konuşma eğilimindedir. Bu, özellikle çocukluktan gelen bir alışkanlık olabilir. Belki de yeterince dinlenmediğini düşünen bir birey, bu yolla kendi sesini duyurmaya çalışıyordur.

2. Boşluk Doldurma Mekanizması:

Sessizlikten rahatsız olanlar, boşlukları konuşarak doldurma ihtiyacı hissedebilirler. Özellikle gergin ortamlarda veya tanımadıkları kişilerle bir aradayken, anlamsız da olsa bir şeyler söyleme ihtiyacı duyabilirler.

3. Kaygı ve Stresle Başa Çıkma:

Bazı durumlarda, aşırı konuşma bir tür stres veya kaygı belirtisi olabilir. İçsel huzursuzluk yaşayan kişiler, zihinlerindeki karmaşayı dışa vurmak için durmaksızın konuşabilirler.

4. Öz Farkındalık Eksikliği:

Belki de en yaygın nedenlerden biri, kişinin kendi iletişim tarzının başkaları üzerindeki etkisinin farkında olmamasıdır. Karşıdaki kişinin sıkıldığını, yorulduğunu ya da konuşmanın gereksizleştiğini anlayamayabilirler.

5. Alışkanlık ve Çevre Etkisi:

Büyüdüğümüz aile ve sosyal çevre, iletişim alışkanlıklarımızı derinden etkiler. Eğer çevrenizdeki insanlar sürekli konuşan, hikayeler anlatan tiplerse, siz de bu alışkanlığı farkında olmadan benimseyebilirsiniz.

Gerçek Hayattan Örneklerle "Çan Çan Etmek"

Bu kavramı daha iyi anlamak için günlük yaşamımızdan somut örneklere bakalım:

  • Aile İçi Sohbetler: Bayram ziyaretlerindeki Ayşe Teyze'yi düşünün. Her geldiğinde aynı çocukluk anılarını, aynı komşu hikayelerini, aynı dertleri detaylıca ve tekrar tekrar anlatır. Siz dinlersiniz, başınızı sallarsınız ama bir noktadan sonra zihniniz başka yerlere kaymaya başlar. İşte bu, klasik bir "çan çan etme" durumudur. Teyzenin niyeti kötü değildir, sadece kendini ifade etme ve ilgi görme şekli böyledir.

  • İş Yeri Ortamı: Toplantılarda, gereksiz detaylara takılıp konuyu saptıran, bitmek bilmez örnekler veren ya da her seferinde aynı şikayetleri dile getiren bir iş arkadaşınız mutlaka olmuştur. Onun konuşmaları yüzünden toplantının uzadığını, asıl konudan uzaklaşıldığını hissetmişsinizdir. Bu da profesyonel bir "çan çan etme" örneğidir ve genellikle verimliliği olumsuz etkiler.

  • Sosyal Ortamlar: Bir arkadaş grubuyla buluştuğunuzda, sürekli kendi hayatından, başarılarından, sorunlarından bahseden, başkalarına söz hakkı tanımayan biriyle karşılaşmışsınızdır. Sohbet tek yönlü hale gelir ve diğerleri sadece dinleyici konumunda kalır. Bu durum, diğerlerinin kendilerini önemsenmemiş hissetmelerine neden olabilir.

  • Dijital Çağda "Çan Çan Etmek": Yorumlar kısmında, sosyal medyada veya forumlarda, konuyu saptıran, gereksiz yere uzatan ya da sadece kendi fikrini dayatmaya çalışan kullanıcılar da dijital dünyanın "çan çan edenleri" sayılabilir. Klavyenin ardında kendini daha rahat ifade edebilen bu kişiler, dijital gürültü kirliliğine katkıda bulunurlar.

"Çan Çan Etmenin" Etkileri: Gürültüden Öte

"Çan çan etmek", basit bir konuşma tarzı gibi görünse de, ilişkiler ve iletişim kalitesi üzerinde ciddi etkileri olabilir:

  • İletişim Engeli: En temel mesajlar bile gereksiz detaylar arasında kaybolabilir. Önemli bir konu konuşulurken, alakasız bilgilerle bezenmiş bir konuşma, asıl amaca ulaşmayı engeller.
  • Enerji Tüketimi: Dinleyen için "çan çan eden" birini dinlemek, zihinsel ve duygusal olarak oldukça yorucu olabilir. Bir süre sonra sabır eşiği aşılır, dinleme isteği kaybolur.
  • İlişki Gerginliği: Sürekli aynı şeyleri dinlemek zorunda kalan kişi, sıkılır, rahatsız olur ve bu durum zamanla ilişkilerde gerginliğe yol açabilir. Karşıdaki kişiye karşı bir bıkkınlık ve sabırsızlık oluşur.
  • Saygı Kaybı: Bir kişi sürekli "çan çan ettiğinde", söylediklerinin içeriği ne olursa olsun, zamanla ciddiye alınma olasılığı azalır. Çünkü dinleyiciler, onun her söylediğini önemli bulmama eğilimine girerler.
  • Verimlilik Düşüşü: İş ortamlarında veya ekip çalışmalarında, gereksiz konuşmalar zaman kaybına ve dolayısıyla verimlilik düşüşüne neden olur.

"Çan Çan Etmekten" Nasıl Kurtuluruz? Hem Konuşan Hem Dinleyen İçin İpuçları

Peki, bu durumdan hem kendimiz hem de çevremizdekiler için nasıl kurtulabiliriz? İşte size uygulayabileceğiniz bazı pratik öneriler:

Konuşanlar İçin: Farkındalık ve Öz Denetim

Eğer zaman zaman kendinizin de "çan çan ettiğini" düşünüyorsanız, yalnız değilsiniz. Çoğumuz farkında olmadan bu duruma düşebiliriz. Önemli olan farkına varmak ve adımlar atmaktır:

  • Kısa ve Öz Olun: Bir şey söylemeden önce, "Ana mesajım ne?" diye kendinize sorun. Söyleyeceklerinizi birkaç cümlede özetlemeye çalışın.
  • Dinlemeye Odaklanın: Sadece konuşmak değil, aktif olarak dinlemek de önemlidir. Karşınızdaki kişiye soru sorun, onun söylediklerini tekrarlayın ve gerçekten anlamaya çalışın. Bu, sohbeti iki yönlü hale getirir.
  • Vücut Dilini Okuyun: Konuştuğunuz kişinin mimiklerini, göz hareketlerini, duruşunu gözlemleyin. Sıkıldığını, ilgisini kaybettiğini gösteren işaretler varsa, ya konuyu değiştirin ya da konuşmayı sonlandırın.
  • Geri Bildirim İsteyin: Güvendiğiniz bir arkadaşınızdan veya aile üyenizden iletişim tarzınız hakkında dürüst geri bildirim isteyin. "Çok mu konuşuyorum?" veya "Konuyu fazla mı uzatıyorum?" gibi sorular sorabilirsiniz.

Dinleyenler İçin: Sınır Koyma ve Yönlendirme

Birileri size "çan çan ediyorsa", bu durumu yönetmek sizin elinizde. Pasif kalmak yerine, nazikçe ama kararlı bir şekilde duruma müdahale edebilirsiniz:

  • Nazikçe Sınır Koyun: Karşıdaki kişinin sizi yorduğunu hissettiğinizde, "Çok ilginç ama şu an başka bir konuya geçsek mi?" veya "Vaktimiz kısıtlı, asıl konumuza dönelim mi?" gibi ifadelerle nazikçe müdahale edebilirsiniz.
  • Konuyu Yönlendirin: Konuşmayı daha yapıcı bir alana çekmeye çalışın. Örneğin, "Peki bu konuda ne yapmayı düşünüyorsun?" veya "Bu anlattıklarınla ilgili sana nasıl yardımcı olabilirim?" gibi sorularla çözüm odaklı bir yöne çekebilirsiniz.
  • Dinleme Süresi Belirleyin: Zihinsel olarak kendinize bir süre belirleyin. Örneğin, "Birkaç dakika daha dinleyeceğim, sonra müdahale edeceğim." Bu, sabrınızı korumanıza yardımcı olabilir.
  • Fiziksel Olarak Uzaklaşın (Gerektiğinde): Eğer ortam ve ilişki buna izin veriyorsa, bir bahane bularak (çay almak, telefon görüşmesi yapmak vb.) kısa bir mola vererek uzaklaşabilirsiniz. Bu, hem size nefes aldırır hem de karşıdaki kişiye ince bir mesaj verebilir.
  • Empati Kurun: Bazen insanlar stres, yalnızlık veya çaresizlik hissettiği için çan çan edebilirler. İçinde bulundukları durumu anlamaya çalışmak, onlara karşı daha hoşgörülü olmanıza yardımcı olabilir. Ancak bu, kendinizi yormanız gerektiği anlamına gelmez.

Sonuç: Bilinçli İletişim, Daha Kaliteli İlişkiler

Değerli okuyucularım, "çan çan etmek" sadece basit bir ifade değil, insan iletişiminin karmaşık bir yönüdür. Kimi zaman masum, kimi zaman yorucu, kimi zaman da ilişkilerimizi test eden bir durumdur. Ancak unutmayın ki, iletişim, karşılıklı bir etkileşim sanatıdır.

Hem konuşan hem de dinleyen olarak bilinçli iletişim pratikleri geliştirmek, hem kendi hayat kalitemizi hem de çevremizdeki insanlarla olan ilişkilerimizi derinleştirecek, daha anlamlı ve huzurlu hale getirecektir. Unutmayın, en etkili iletişim, en çok konuşulan değil, en iyi anlaşılan ve en doğru zamanda yapılan iletişimdir. Bu konuda farkındalığımızı artırarak, gürültüyü en aza indirebilir ve gerçekten önemli olan seslere kulak verebiliriz.

Sevgi ve anlayışla kalın, sohbetleriniz her daim bereketli olsun!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
4 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap

9,093 soru

16,797 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 8
0 Üye 8 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 12488
Dünkü Ziyaretler: 4481
Toplam Ziyaretler: 4783718

Son Kazanılan Rozetler

meryem_bulut Bir rozet kazandı
emre_kilic Bir rozet kazandı
sibel_Çelik Bir rozet kazandı
İbrahim_korkmaz Bir rozet kazandı
mustafa_Çelik Bir rozet kazandı
...