Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer
Değerli mutfakseverler, kıymetli dostlar! Bugün mutfağımızın en nadide incilerinden, ismiyle müsemma, sofralara adeta bir taç gibi oturan bir lezzeti konuşacağız: Sultan Kebabı. Türkiye'nin önde gelen bir mutfak uzmanı olarak, bu eşsiz yemeğin sırlarını sizlerle paylaşmaktan büyük bir onur duyuyorum. Benim için Sultan Kebabı, sadece bir yemek değil; geçmişin zarafetiyle günümüzün damak zevkini harmanlayan, her lokmasında ayrı bir hikaye anlatan bir şaheserdir.
Yıllardır süren mutfak yolculuğumda, yüzlerce kez denediğim, geliştirdiğim ve her seferinde farklı bir nüansını keşfettiğim Sultan Kebabı'nı sizlerin de evlerinizde aynı keyif ve başarıyla hazırlayabilmeniz için tüm püf noktalarını, tecrübelerimi ve sevgimi bu makaleye sığdırmaya çalıştım. Hazırsanız, bu lezzet yolculuğuna hep birlikte çıkalım.
Peki, bu kebabı diğerlerinden ayıran, ona "Sultan" adını verdiren nedir? Bana göre bunun cevabı, içerisindeki zenginlik, dengeli lezzet profili ve sunumundaki ihtişamda yatıyor. Adeta bir tabak içerisinde katman katman açılan bir lezzet senfonisi gibi:
Bu bileşenlerin her biri kendi başına harikayken, bir araya geldiklerinde ortaya çıkan sinerji, Sultan Kebabı'nı adeta bir sanat eserine dönüştürüyor.
Her güzel yemeğin sırrı, kaliteli malzemelerden geçer. Sultan Kebabı için de bu durum geçerli. İşte size benim yıllar içinde edindiğim deneyimlerle sabit olan malzeme listem ve seçim önerilerim:
Şimdi gelelim bu lezzetli yolculuğun kalbine, yani yapım aşamalarına. Her adımı dikkatle takip ettiğinizde, mutfağınızda bir şaheser yaratacağınıza eminim.
Derin bir tencere veya geniş bir tava alın. İçine zeytinyağını koyup ısıtın. Yağ iyice ısındığında, kuşbaşı doğradığınız etleri ekleyin. Etleri yüksek ateşte harlı bir şekilde mühürleyin. Bu ne demek? Etlerin her tarafı rengi dönene kadar, suyunu salıp çekmeden kızgın tavada çevirmek demek. İşte bu işlem, etin lezzetini içine hapsetmesini sağlar ve kurumasını engeller.
Etler rengini alınca, yemeklik doğradığınız soğanları ve ince kıyılmış sarımsakları ekleyin. Soğanlar pembeleşene kadar kavurmaya devam edin. Benim tecrübelerime göre, bu aşamada soğanları iyice kavurmak, yemeğin genel lezzet derinliğini artırır.
Soğanlar pembeleşince, salçayı ekleyin ve kokusu çıkana kadar yaklaşık bir dakika daha kavurun. Salçanın kavrulması, çiğ tadını alır ve yemeğe daha derin bir renk ve lezzet verir. Ardından küp doğranmış yeşil ve kapya biberleri ekleyin. Biberler hafifçe yumuşayana kadar 3-4 dakika daha kavurun.
Şimdi sıra domateslerde. Küp doğradığınız domatesleri de tencereye ekleyin. Tuz, karabiber, pul biber ve kekiği de ilave edip karıştırın. Eğer kullanıyorsanız, çok az kimyon da ekleyebilirsiniz. Bu aşamada bir su bardağı sıcak et suyu veya suyu da ekleyip tencerenin kapağını kapatın. Orta ateşte, etler lokum gibi yumuşayana ve sebzeler iyice özleşene kadar yaklaşık 45 dakika ile 1 saat kadar pişirin. Ara sıra karıştırıp suyun durumunu kontrol etmeyi unutmayın. Suyunu tamamen çekerse çok az sıcak su ekleyebilirsiniz.
Tecrübemden bir not: Etin pişme süresi, etin cinsine ve yaşına göre değişebilir. Bu yüzden tadına bakarak kontrol etmek en doğrusudur. Etin pişerken yaydığı o mis gibi koku, mutfağınızda adeta bir lezzet şöleninin habercisi olacaktır.
Etli harç pişerken, ayrı bir tencerede beşamel sosu hazırlayalım. Tereyağını eritin. Eriyen yağa unu ekleyin ve kokusu çıkana kadar yaklaşık 1-2 dakika sürekli karıştırarak kavurun. Unun kokusu çıktığında, soğuk sütü azar azar ve sürekli karıştırarak ekleyin. Topaklanmaması için çırpma teli kullanmak en garantili yoldur.
Sos kıvam almaya başladığında tuz, karabiber ve rendelenmiş muskat cevizini ekleyin. Benim için muskat, beşamel sosa kattığı o hafif aromatik dokunuşla vazgeçilmezdir. Sosunuz koyu bir muhallebi kıvamına geldiğinde ocaktan alın. Ne çok katı ne de çok cıvık olmalı; kaşıktan akışkan ama yoğun bir şekilde dökülmeli.
Fırınınızı 180°C (350°F) ısıtın. Pişen etli harcı ısıya dayanıklı fırın kaplarına veya büyük bir borcama eşit şekilde paylaştırın. Benim tercihim genellikle porsiyonluk güveç kaplarıdır, hem sunumu çok şık oluyor hem de her misafire özel bir dokunuş hissi veriyor.
Etli harcın üzerine hazırladığınız beşamel sosu gezdirin ve her yerini kapladığından emin olun. Son olarak, beşamel sosun üzerine rendelenmiş kaşar peynirini serpiştirin. Kaşar peynirinin bolca olması, yemeğin üzerinin nar gibi kızarmasını ve o efsanevi kabuklu yapıyı oluşturmasını sağlar.
Hazırladığınız Sultan Kebabı'nı önceden ısıtılmış fırına verin. Üzerindeki kaşar peyniri eriyip nar gibi kızarana kadar yaklaşık 20-25 dakika pişirin. Fırından çıkan Sultan Kebabı'nın mis gibi kokusu ve üzerindeki altın rengi tabaka, yemeğinizin hazır olduğunun en güzel işaretidir.
Mutfakta geçen bunca yılda edindiğim tecrübelerden birkaç altın değerinde tavsiye daha paylaşmak isterim:
Gördüğünüz gibi, Sultan Kebabı hazırlamak gözünüzü korkutmasın. Adımları sabırla ve sevgiyle takip ettiğinizde, mutfağınızdan çıkan bu enfes lezzetle hem kendi damaklarınızı şenlendirecek hem de misafirlerinizi adeta bir sultan sofrasında hissettireceksiniz. Her lokmasında Anadolu'nun bereketini, Türk mutfağının zenginliğini ve sizin el emeğinizin sıcaklığını hissedeceğinizden eminim.
Unutmayın, yemek yapmak bir sanattır ve her sanatçının kendine özgü bir yorumu vardır. Bu tarifi bir rehber olarak kullanın, ancak ona kendi ruhunuzu katmaktan çekinmeyin. Eminim ki sizin Sultan Kebabınız da apayrı bir lezzete sahip olacaktır.
Afiyet olsun, ellerinize sağlık!