Merhaba sevgili okuyucularım, değerli dostlar! Bugün, yakın tarihimizin en kritik dönemeçlerinden birini, Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) kuruluş hikayesini tüm detaylarıyla, bir uzmanın gözünden sizlerle paylaşmak için buradayım. Bu konu, sadece tarih meraklıları için değil, aynı zamanda bölgemizin bugünkü dinamiklerini anlamak isteyen herkes için büyük önem taşıyor.
Uzmanlık alanım gereği, Sovyet sonrası coğrafyadaki gelişmeleri yıllardır büyük bir titizlikle takip ediyorum. BDT'nin ne zaman kurulduğu sorusu, basit bir tarih cevabının ötesinde, büyük bir imparatorluğun yıkılışını ve ondan doğan yeni devletlerin sancılı başlangıcını anlatan, adeta bir ders kitabı niteliğinde.
Peki, Bağımsız Devletler Topluluğu ne zaman kurulmuştur? Hemen cevabı verelim: BDT, Aralık 1991'de kurulmuştur. Ancak bu tek cümlelik cevap, bu olayın ardındaki derin hikayeyi ve coğrafyamız üzerindeki etkilerini tam olarak yansıtmıyor. Gelin, bu tarihi süreci adım adım, birlikte inceleyelim.
BDT'nin kuruluşunu anlamak için öncelikle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) son günlerine dönmek gerekir. 1980'lerin sonlarından itibaren SSCB, ekonomik sorunlar, etnik milliyetçiliğin yükselişi ve Mihail Gorbaçov'un başlattığı Perestroyka (yeniden yapılanma) ve Glasnost (açıklık) politikalarının tetiklediği süreçlerle çalkalanıyordu. Cumhuriyetler arasında bağımsızlık talepleri giderek yükseliyor, merkezden kopuş hız kazanıyordu.
1991 yılına gelindiğinde durum iyice kritikleşmişti. Baltık Cumhuriyetleri (Estonya, Letonya, Litvanya) bağımsızlıklarını ilan etmiş, diğer cumhuriyetlerde de benzer adımlar atılmaya başlanmıştı. Ağustos 1991'deki başarısız darbe girişimi (Ağustos Darbesi), SSCB'nin zaten sallantıda olan temellerini tamamen sarstı. Bu darbe girişimi, merkezi hükümetin otoritesini bitirmiş, cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını ilan etmelerini hızlandırmıştı. İnanın bana, o günleri yakından takip eden bir uzman olarak, darbenin başarısızlığıyla birlikte SSCB'nin sonunun kaçınılmaz olduğunu çok net görmüştük.
İşte tam bu karmaşanın ortasında, SSCB'nin lider cumhuriyetlerinden üçünün, Rusya, Ukrayna ve Belarus'un liderleri bir araya geldi. Bu, BDT'nin kuruluşunun fitilini ateşleyen kritik buluşmaydı.
8 Aralık 1991 tarihinde, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Ukrayna Devlet Başkanı Leonid Kravçuk ve Belarus Yüksek Sovyet Başkanı Stanislav Şuşkeviç, Belarus'un Belovezh Ormanı'ndaki (Belovezhskaya Puşça) Viskuli av köşkünde bir araya geldiler. Burada imzaladıkları anlaşma, Belovezh Anlaşması olarak tarihe geçti.
Bu anlaşmanın en çarpıcı maddesi şuydu: "Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, uluslararası hukukun bir öznesi ve jeopolitik bir gerçeklik olarak varlığını sona erdirmiştir." Bu cümle, 20. yüzyılın en büyük imparatorluklarından birinin resmen tarihe karıştığının ilanıydı. Aynı zamanda, bu üç cumhuriyet, aralarındaki işbirliğini sürdürmek ve yeni bir uluslararası yapıyı, yani Bağımsız Devletler Topluluğu'nu kurmak konusunda anlaştılar.
Bu ilk adım, bir "yumuşak geçiş" sağlamayı ve eski Sovyet alanında oluşabilecek bir kaos ortamını engellemeyi amaçlıyordu. Benim analizlerime göre, bu hızlı ve beklenmedik adım, hem diğer cumhuriyetleri hazırlıksız yakaladı hem de Gorbaçov'un kontrolündeki merkezi Sovyet yönetimini tamamen devre dışı bıraktı.
Belovezh Anlaşması'nın ardından süreç çok hızlı ilerledi. Diğer Sovyet cumhuriyetleri de bu yeni oluşuma dahil olmaya başladılar.
21 Aralık 1991 tarihinde, Kazakistan'ın o dönemki başkenti Alma-Ata'da (şimdiki Almatı) bir zirve düzenlendi. Bu zirvede, Azerbaycan, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan liderleri de bir araya geldi. Belovezh Anlaşması'nın ilkelerini kabul eden bu ülkeler, Alma-Ata Protokolü'nü imzalayarak BDT'ye resmen katıldılar.
Böylece, BDT'nin kurucu üye sayısı kısa sürede 3'ten 11'e yükseldi. Gürcistan ise BDT'ye 1993'te katıldı ve 2008 Güney Osetya Savaşı sonrası ayrıldı. Baltık ülkeleri (Estonya, Letonya, Litvanya) ise hiçbir zaman BDT'ye katılmadılar, kendi yollarını çizdiler ve Batı entegrasyonunu tercih ettiler. Ukrayna da 2014 Kırım ilhakı ve Doğu Ukrayna'daki çatışmaların ardından fiilen BDT'den uzaklaştı ve 2018'de üyeliğini resmen sonlandırdı.
Peki, BDT neden kuruldu? Bu oluşumun arkasındaki temel motivasyonlar neydi? Benim uzun yıllara dayanan gözlemlerime göre, BDT'nin kuruluşunun birkaç temel nedeni vardı:
BDT, kurulduğu günden bugüne inişli çıkışlı bir süreç izledi. Başlangıçtaki amacı olan "yumuşak geçişi" kısmen sağladı diyebiliriz. Birçok uluslararası gözlemci ve benim de dahil olduğum uzmanlar, BDT'nin özellikle ilk yıllarda, dağılan bir imparatorluğun ardından ortaya çıkabilecek büyük ölçekli çatışmaları ve insani krizleri sınırlı tutma konusunda önemli bir rol oynadığını kabul ederiz.
Ancak BDT hiçbir zaman güçlü bir entegrasyon projesi olmadı. Avrupa Birliği gibi bir "üst devlet" yapısına dönüşmedi. Üye devletlerin farklı ulusal çıkarları, Rusya'nın zaman zaman baskın rolü ve aralarındaki siyasi ve ekonomik farklılıklar, BDT'nin etkinliğini sınırladı. Moldova'daki Transdinyester, Gürcistan'daki Abhazya ve Güney Osetya, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ gibi bölgesel sorunlar da BDT içindeki işbirliğini zora soktu.
Bugün BDT, daha çok bir danışma ve koordinasyon platformu niteliğindedir. Ekonomik işbirliği, güvenlik konuları ve kültürel alışveriş gibi alanlarda çalışmalarını sürdürmektedir. Özellikle Orta Asya ülkeleri için hala önemli bir diyalog zeminidir. Ancak, her üye ülkenin bağımsız dış politika rotaları çizmesiyle birlikte, ilk günkü ağırlığını ve bağlayıcılığını büyük ölçüde yitirmiştir.
Sevgili okuyucularım, özetle, Bağımsız Devletler Topluluğu, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin yıkılmasının hemen ardından, 8 Aralık 1991'de Rusya, Ukrayna ve Belarus tarafından Belovezh Anlaşması ile kurulmuş, ardından 21 Aralık 1991'de Alma-Ata Protokolü ile birçok diğer eski Sovyet cumhuriyetinin katılımıyla genişlemiştir.
Bu tarih, sadece bir kuruluş yıl dönümü değil, aynı zamanda 20. yüzyılın en büyük jeopolitik değişimlerinden birinin, yani Soğuk Savaş sonrası dünyanın şekillenmeye başladığı anın da işaretidir. Bölgemizdeki birçok siyasi, ekonomik ve kültürel dinamiğin kökenleri, BDT'nin kurulduğu o sancılı ama bir o kadar da umut dolu günlerde yatmaktadır.
Umarım bu kapsamlı makale, BDT'nin kuruluş tarihini ve ardındaki hikayeyi farklı açılardan ele alarak sizler için aydınlatıcı olmuştur. Tarihi doğru anlamak, bugünü yorumlamak ve geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemek için bize paha biçilmez bir rehber sunar.
Başka bir konuda tekrar buluşmak dileğiyle, bilgiyle kalın!