"Kırk dereden su getirmek" deyimi, bir işi yalnızca tek bir kaynaktan veya yöntemden faydalanarak değil, çeşitli kaynakları, kanalları ve yolları kullanarak halletmeyi ifade eder. Burada asıl vurgu, tek bir kanala bağlı kalmamanın getirdiği güvenlik ve başarı şansının artmasıdır.
Türkçedeki sayılar çoğu zaman tam bir miktarı değil, çokluğu ve bolluğu simgeler. "Kırk" kelimesi, bir işin ne kadar çok emek, zaman ve farklı strateji gerektirdiğini anlatır. "Dereler" ise suyun akan, hareketli ve doğaldan gelen farklı yollarını temsil eder. Yani bu deyim, sabırla, farklı alternatifleri değerlendirerek ve eldeki tüm imkânları seferber ederek bir sonuca ulaşmayı tarif eder.
Bu deyim genellikle şu iki bağlamda karşına çıkar:
Örneğin: Bir girişimci, projesini finanse etmek için sadece bankadan kredi istemek yerine; melek yatırımcılar, hibe fonları, KOBİ destekleri ve öz kaynaklarını bir araya getiriyorsa, "kırk dereden su getirdi" denir. Bu durum, riski dağıtmak ve projenin hayata geçme ihtimalini maksimize etmek için yapılan akıllıca bir hamledir.
Bu deyimi kullanırken dikkat etmen gereken ince fark var: Bazen bu ifade, gereğinden fazla uğraş verildiğine veya işin gereksiz yere uzatıldığına dair hafif bir eleştiri niyetiyle de kullanılabilir. Ancak çoğu zaman, sabır, çok yönlülük ve dikkatli planlama karşısında bir övgü niteliği taşır.
Sen bir işi yaparken tek bir kaynağa veya tek bir kişiye güvenmek yerine, birden fazla alternatifi masaya yatırıyor ve en uygun olanı seçmek için geniş bir perspektiften bakıyorsan, tam olarak bu deyimdeki gibi hareket ediyorsun demektir. Unutma, suyu tek bir dereye bağlamak risklidir; ama kırk dereden gelen suyu toplayan havuz, asla kuruması zor bir kaynaktır. Bu yüzden, hayatındaki kritik kararlarda tek kanala bağımlı kalmamak, bu atasözünün sana verdiği en büyük öğüttür.