Juventus Spor Kulübü, resmi adıyla Juventus Football Club, 1 Kasım 1897 tarihinde Torino, İtalya'da kuruldu.
Kulübün kökenleri, Torino'daki Liceo Classico Massimo d'Azeglio lisesinin bir grup genç öğrencisinin bir bankta oturup kendi spor kulüplerini kurma fikriyle atıldı. Bu öğrenciler, futbolu sadece bir eğlence aracı olarak gören, hevesli gençlerden oluşuyordu. Kulübün başlangıçtaki adı Sport-Club Juventus idi ve adını Latince'de "gençlik" anlamına gelen Juventus kelimesinden alması, kurucularının yaşını ve enerjisini mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Bu detayı her zaman önemli bulmuşumdur; bir kulübün ruhunun ismine nasıl işlendiğini gösterir.
İlk kurulduğunda, gençler arasında popüler olan birden fazla spor dalını kapsayan bir yapıya sahipti, ancak kısa sürede futbol ana odak noktası haline geldi. Kulübün ilk resmi başkanı Eugenio Canfari idi, ancak sonraki yıllarda kulübün yönetiminde ve gelişiminde birçok önemli isim rol oynadı.
Belki şaşırtıcı gelecek ama, Juventus'un ikonik siyah-beyaz çubuklu formaları kuruluşundan itibaren kullanılmıyordu. İlk formaları pembe renkteydi ve bu formalarla yaklaşık altı yıl mücadele ettiler. 1903 yılında, forma tedarikçisinin yanlış gönderim yapması sonucu Nottingham'dan gelen siyah-beyaz formalarla oynamaya başladılar ve bu renkler kısa sürede kulübün kalıcı kimliği haline geldi. Bu, kulübün erken dönemdeki mütevazı koşullarını ve biraz da şans eseri oluşan ikonik imajını gösteren harika bir örnek.
Juventus'un kuruluşu, İtalyan futbolunun genelindeki yükselişin de bir göstergesiydi. O dönemde, İngiltere'den gelen futbol rüzgarı tüm Avrupa'yı sarmıştı ve genç, dinamik topluluklar kendi kulüplerini kuruyordu. Juventus'u özel kılan, bir lise öğrencilerinin hevesiyle kurulan bu kulübün, ilerleyen yıllarda İtalya'nın en köklü ve başarılı kulübü haline gelmesi, hatta Avrupa'nın devleri arasına girmesi. Yani, temelleri tamamen amatör bir tutkuyla atılan, ama çok kısa sürede profesyonel bir vizyona kavuşan bir yapıdan bahsediyoruz. Bu başlangıç, her ne kadar sonraki yıllarda Agnelli ailesinin endüstriyel gücüyle bambaşka bir boyuta taşınsa da, kulübün "gençlik" ruhunu ve ilk günkü saf futbol aşkını her zaman taşıdığını gösteriyor bana. Böyle spontane bir başlangıçtan dünya devi yaratmak, başlı başına hayranlık uyandırıcıdır.