Evlendirme programlarının kaldırılması tartışması, aslında Türkiye’de aile yapısının, bireysel özgürlüğün ve dijital çağın hızlı tüketim kültürünün çarpıştığı en kritik noktalardan biridir. Bu konuya yaklaşırken sadece "iyi" veya "kötü" diye etiketlemek yerine, bu formatın toplumsal işlevini ve getirdiği riskleri soğukkanlılıkla analiz etmen gerekiyor.
Öncelikle şunu belirtmeliyim: Evlendirme programları, evlilik değil; bir "eş seçme" sürecinin hızlandırılmış, stüdyo ışıkları altında sunulan versiyonudur. Bu format, katılımcılara bir "hazırlık dönemi" değil, doğrudan "karar anı" baskısı uygular. Yılların tecrübesiyle şunu söyleyebilirim: İnsanlar, yüksek stres altında ve seyirci önünde verilen kararların çoğunu, soğukkanlılıkla verilecek kararlardan çok daha az sağlıklı bulur. Programın en büyük püf noktası, sosyal baskıyı araçsallaştırmasıdır. Katılımcılar, artık sadece partneriyle değil, milyonlarca izleyiciyle ve program editörünün kurgusuyla yüzleşir. Bu durum, ilişkinin temellerini "doğal geçiş"ten "performans"a kaydırır.
Ancak bu programların tamamen kaldırılması gerektiğini savunmak da tek boyutlu bir bakış açısı olur. Asıl mesele, bu programların regülasyonu ve etik sınırlarıdır. Şu anki en büyük sorun, katılımcıların psikolojik dayanıklılığının test edilmemesi ve süreçteki manipülasyon potansiyelidir. Eğer bir programda;
Katılımcıların mahremiyet hakları korunsaydı,
"Hayır" demenin sosyal bir bedeli olmasaydı,
* Ve süreç, bir evlilik hazırlığı olarak değil, bir ilişki eğitimi modülü olarak kurgulansaydı,
durum çok farklı olurdu.
Pratik bir çözüm önerisi olarak, bu tür formatların meditasyon ve psikolojik danışmanlık entegrasyonu olmadan yayımlanmaması gerektiğini düşünüyorum. Yani, ekranda gördüğün o anlık "evet"lerin arkasında, haftalarca süren bireysel terapi ve çift dinamikleri analizi olmalı. Yoksa, bu programlar birer "eş bulma" aracı olmaktan çıkıp, toplumun romantik beklentilerini çarpıtan, aceleci ve yüzeysel ilişki modellerini normalleştiren birer "toplumsal ayna" haline geliyor.
Benim tavsiyem şudur: Bu programları izlerken veya katılırken, sürecin kurgusunu sorgula. Sen bir karakterin parçası mı, yoksa kendi hayatının yazarı mısın? Evlilik, bir stüdyo sahnesindeki alkışlarla değil, iki insanın günlük hayattaki küçük, görünmez fedakarlıklarıyla kurulur. Programlar bu gerçeği perdelediği sürece, kaldırılmasından çok, dönüştürülmesi daha sağlıklı bir yol olacaktır. Unutma, en iyi evlilik, kimseye kanıtlanacak bir "show" değildir; sadece iki insanın ortak hikâyesidir.