Bu durum için tek bir kesin ve evrensel kabul görmüş kelimeden ziyade, bağlama ve psikolojik derinliğe göre değişen birkaç güçlü ifade kullanılır. Ancak günlük dilde ve psikolojik analizlerde en çok karşılık bulan terimler inatçı, egoist ve inkarcıdır.
En yaygın olarak inatçı (stubborn) ifadesi kullanılır. Ancak bu sadece bir davranış kalıbı değil, arkasında yatan ego savunma mekanizmasıdır. Kişi, hata yaptığını bildiği halde düzeltmediğinde, aslında dünyaya değil, kendi algıladığı "kusursuzluk imajına" sadık kalır. Bu durum, ego ile gerçeklik arasındaki çatışmada egonun galip gelmesidir.
Daha teknik ve psikolojik bir yaklaşımla baktığımızda, bu kişi bilişsel uyumsuzluk (cognitive dissonance) yaşar. Yanlışlığı kabul etmesi, beynindeki "Ben doğru olan yerdedir" inancını çökertecektir. Bu acıyı (psikolojik gerilimi) azaltmak için, davranışını değiştirmek yerine gerçeği inkar etmeyi veya hatayı küçümsemeyi seçer. Bu noktada kişi, pasif agresif bir tavır sergileyerek inkarcı veya mukayese edilemez (uncompromising) bir profil çizer.
Bu davranışın kökeni genellikle kontrol ihtiyacı veya saygınlık korkusudur. Kişi, "Hata yaptığımı kabul ederse, değerim düşer, saygınlığımı yitiririm" diye düşünür. Bu, özellikle narsistik kişilik özellikleri taşıyan bireylerde daha belirgindir. Onlar için hata, bir öğrenme fırsatı değil, statü kaybıdır.
Bu tür bir insanla karşılaştığında, onu "yanlış yapıyorsun" diyerek köşeye sıkıştırmak genellikle ters etki yaratır; savunma duvarlarını daha da yükseltir. Bunun yerine "ben dili" kullan ve sonucu odaklı konuş.
Örnek: "Şu an yaptığın şey X sonucunu doğuruyor ve bu bizi hedefimizden uzaklaştırıyor. Şunu denemek nasıl olur?"
Burada kişiyi yargılamadan, sonuca ve ortak amaca odaklanırsın. Eğer kişi yine de inatla direniyorsa, bu bir iletişim sorunu olmaktan çıkıp bir karar noktasıdır. Onu değiştirmeye çalışmak, senin enerjini sömüren bir döngüdür. Sınırını çiz: "Fikrine saygı duyuyorum ama ben bu yoldan devam etmeyeceğim."
Sonuç olarak, bu insana inatçı veya egoist denir. Ancak asıl mesele adını koymak değil, onun egosunu beslemektense kendi sınırlarını korumaktır.