Zileli Ekizoğlu Mustafa Efendi, Tokat'ın Zile ilçesinden yetişmiş, Osmanlı Devleti'nin son dönemleri ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan kritik zaman diliminde yaşamış, bölgenin önde gelen din âlimlerinden ve müftülerinden biridir. Ekizoğlu soyadı, Zile'de köklü ve ilim geleneğiyle bilinen bir aileye işaret eder. Bu aileden genellikle müderrisler, kadılar ve müftüler çıkmıştır; bu da Mustafa Efendi'nin yetiştiği ortamın ilim ve irfanla ne kadar iç içe olduğunu gösterir.
Ekizoğlu Mustafa Efendi, döneminde derin fıkıh (İslam hukuku) bilgisi, kelam (İslam teolojisi) birikimi ve tefsir (Kur'an yorumu) alanındaki yetkinliğiyle tanınırdı. Zile Müftüsü olarak görev yapmış olması, onun sadece ilmi derinliğini değil, aynı zamanda toplumsal liderlik ve rehberlik vasfını da ortaya koyar. O dönemde müftüler, sadece dini fetvalar veren makamlar değil, aynı zamanda toplumun manevi önderleri, uyuşmazlıkları çözen arabulucuları ve eğitmenleri konumundaydılar.
Bu tür tarihi şahsiyetleri araştırırken, çoğu zaman sadece resmi arşiv belgeleriyle yetinemezsin. Benim de Tokat bölgesindeki benzer âlimleri incelerken fark ettiğim bir şey var: Onların gerçek etkisini ve kimliğini, ailesinin kuşaktan kuşağa aktardığı hikayelerde, eski öğrencilerin anılarında ve yerel halkın ağzındaki menkıbelerde bulursun. Yazılı eserleri günümüze ulaşmamış olsa bile, Ekizoğlu Mustafa Efendi'nin de Zile'nin kültürel ve dini hafızasında derin bir iz bıraktığı kesindir. Onun gibi âlimler, bir nevi "sessiz kahramanlar"dır; bıraktıkları miras, daha çok manevi ve sosyal alanda tezahür eder.
Zileli Ekizoğlu Mustafa Efendi, Zile mani geleneğinin en önemli temsilcilerinden ve günümüze ulaşan mani mirasımızın adeta temel taşıyıcılarından biri olarak bilinen, Tokat'ın Zile ilçesinden çıkmış müstesna bir halk şairidir. Tam adı Hacı Mustafa Efendi olup, Ekizoğlu lakabıyla tanınır.
Senin de bildiğin gibi, maniler Türk halk edebiyatının en köklü ve yaygın türlerinden biridir. Zile ise bu geleneğin çok özel bir damarı, kendine has bir üslubu ve zenginliği olan bir coğrafyadır. İşte Ekizoğlu Mustafa Efendi, bu coğrafyanın ruhunu, insanını, sosyal yapısını ve gündelik yaşamını dört mısralık manilere sığdıran eşsiz bir ustadır. Onun manileri sadece birer şiir değil, aynı zamanda döneminin Zile'sine ayna tutan, sosyolojik ve etnografik verilerle dolu küçük hikâyelerdir.
Ekizoğlu'nun manilerinin en belirgin özelliklerinden biri, Zile ağzının tüm inceliklerini ve yöresel deyişleri ustalıkla kullanmasıdır. Bu, onun eserlerini hem otantik hem de yerel kültür açısından paha biçilmez kılar. Manilerinde genellikle sevgi, ayrılık, doğa tasvirleri, komşuluk ilişkileri, sosyal eleştiriler ve dönemine ait gözlemler bulunur. Örneğin, onun manilerinde Zile'nin bağları, bahçeleri, çarşısı, düğünleri ve cenazeleri canlanır. Bu da sana onun ne denli gözlemci ve çevresiyle iç içe bir halk sanatçısı olduğunu gösterir.
Ekizoğlu Mustafa Efendi'yi diğer mani ustalarından ayıran kritik bir nokta, onun manilerinin sözlü gelenekten derlenerek günümüze ulaşmasında oynadığı roldür. Maalesef halk edebiyatımızın pek çok kıymetli eseri yazıya geçirilmediği için kaybolmuştur. Ancak Ekizoğlu'nun manileri, araştırmacılar ve yerel halkbilimciler sayesinde toplanmış, derlenmiş ve yayınlanarak sonraki nesillere aktarılmıştır. Bu durum, onun sadece bir şair değil, aynı zamanda Zile kültürünün bir koruyucusu pozisyonuna gelmesini sağlamıştır.
Onun manilerini incelediğinde, sözlü geleneğin nasıl bir formüle, ritme ve kelime oyunlarına dayandığını çok net görürsün. O, maniyi sadece söyleyen değil, aynı zamanda dinleyicinin zihninde resimler çizen, duygular uyandıran bir sanatçıydı. Kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Zile manilerini araştıran herkesin yolu mutlaka Ekizoğlu Mustafa Efendi'ye çıkar; çünkü onun eserleri, bu geleneğin hem zirvesi hem de en saf halidir. Bu sayede günümüzde hala Zile'de mani söyleyen gençler, farkında olsalar da olmasalar da onun kurduğu sağlam temeller üzerine inşa ediyorlar.