Metin Akpınar ile Zeki Alasya ikilisinin yıllar önceki kabarelerinin ismi, Türk tiyatro tarihine adını altın harflerle yazdırmış olan Devekuşu Kabare Tiyatrosu'ydu. Bu isim, aslında bir tiyatro topluluğunun adıydı ve zamanla ikilinin sahnedeki eşsiz kimyasıyla özdeşleşti.
Devekuşu Kabare Tiyatrosu, 1967 yılında Haldun Taner'in öncülüğünde, Metin Akpınar, Zeki Alasya, Ahmet Gülhan gibi isimlerin bir araya gelmesiyle kuruldu. Ancak kısa sürede, özellikle Zeki Alasya ve Metin Akpınar'ın sahnedeki uyumu ve yetenekleri sayesinde tiyatronun adeta yüzü haline geldiler. Kabare, adını mizahi eleştiri ve hicivle dolu oyunlarından alıyordu; adeta devekuşu gibi başını kuma gömen toplumsal sorunlara esprili bir dille yaklaşıyorlardı.
Bu ikiliyi unutulmaz yapan en temel özellik, birbirini tamamlayan oyunculuk tarzları ve sahnedeki doğal kimyalarıydı. Zeki Alasya genellikle daha sakin, naif, bazen saf ve babacan karakterleri canlandırırken; Metin Akpınar ise daha hareketli, sivri dilli, kurnaz ve bazen de çocuksu karakterleriyle öne çıkıyordu. Bu zıtlık, sahnedeki çatışmaları ve diyalogları inanılmaz derecede komik ve gerçekçi kılıyordu. İkilinin birbirlerinin repliklerini tamamlamaları, bakışmaları ve özellikle doğaçlama yetenekleri, onları dönemlerinin zirvesine taşıdı. Seyirci, onların sadece metinleri ezberleyip oynamadığını, sahneden taşan bir yaratıcılık sergilediğini hissediyordu.
Devekuşu Kabare Tiyatrosu, sadece güldüren değil, aynı zamanda düşündüren ve eleştiren bir platformdu. Dönemin sosyal ve politik sorunlarını, halkın günlük yaşamdaki sıkıntılarını mizahın süzgecinden geçirerek sahneye taşıyorlardı. Haldun Taner'in yazdığı "Vatan Kurtaran Şaban", "Astronot Niyazi", "Deliler" gibi oyunlar, hem edebi derinliğe sahipti hem de akıl dolu hicivlerle doluydu. Bu kabare, Türk tiyatrosunda kabare türünün yerleşmesinde ve popülerleşmesinde kilit bir rol oynadı. Yıllarca kapalı gişe oynadılar ve birçok yeni oyuncunun yetişmesine zemin hazırladılar.
Benim kendi gözlemime göre, onların oyunları, o dönemin Türkiyesinin toplumsal bir aynası gibiydi. Özellikle televizyonda tekrar tekrar izlediğim oyunlarında, sadece komik skeçler değil, aynı zamanda güncelliğini koruyan derin toplumsal eleştiriler bulmak mümkündü. Metin Akpınar ve Zeki Alasya, sadece oyuncu değil, aynı zamanda bir dönemin vicdanı ve sesi olmayı başardılar.