El Cezeri, 1136-1206 yılları arasında yaşamış, mühendislik, fizik ve matematik alanlarında devrim yaratan İslam Altın Çağı’nın en büyük dahilerinden biridir. Gaziantep’ten (o dönemde Gazirgan) çıkıp Bağdat’ta Abbasi Halifesi’nin sarayında çalışan Cezeri, modern makine mühendisliğinin ve otomatik kontrol sistemlerinin atası kabul edilir.
Onu diğer çağdaşlarından ayıran en kritik nokta, yalnızca teorik bilgi üretmemesi, aynı zamanda işlevsel, mekanik prototipler tasarlamasıdır. 1203 yılında kaleme aldığı "El-Kitab fi'Ma'rifet el-Hiyel el-Uliyye" (Harika Makinelerin Bilinmesi Hakkında Kitap) adlı eserinde, 80'den fazla makinenin tasvirlerini ve çalışma prensiplerini detaylıca anlatır. Bu eser, bugün bile mühendislik tarihçileri tarafından "bir makine mühendisinin kutsal kitabı" olarak nitelendirilir.
Cezeri’nin çalışmaları, döneminde akıl almaz bir teknolojik sıçrama temsil eder. Onun icatları arasında şu püf noktaları ve öncü uygulamalar bulunur:
Eğer Cezeri’yi bir forumda tartışıyor olsaydı, muhtemelen "Neden Leonardo da Vinci'yi değil de onu konuşuyoruz?" sorusuyla karşılaşırdın. İşte cevabı: Da Vinci çizer, Cezeri yapar. Cezeri, parçaların toleranslarını, rulmanların sürtünme katsayılarını ve hidrolik basıncı hesaplayarak, o parçaların gerçekten dönüp dönmeyeceğini deneysel olarak kanıtlamıştır.
Örneğin, onun tasarladığı otomatik el yıkama makinesi, günümüzdeki otomatik muslukların neredeyse birebir aynısıdır. Kullanıcı ellerini tutturulduğunda, ağırlık merkezi değişir ve su akışı otomatik olarak başlar. Bu basit ama dehasını yansıtan örnek, Cezeri’nin sadece bir mucit değil, aynı zamanda insan faktörünü (ergonomi) makine tasarımının merkezine koyan ilk mühendis olduğunu gösterir.
Tarihte "mühendis" kelimesinin gerçek anlamını kazanması, Cezeri gibi pratik sorunları çözen, laboratuvar ortamında değil sahadaki ihtiyaçlara cevap veren isimlerle mümkün olmuştur. Onun mirası, sadece tarihi bir merak konusu değil, modern mekanik tasarımın temel taşlarıdır.