Karstik göl, karst topoğrafyasının belirgin bir öğesi olup, kireçtaşı, jips (alçıtaşı) veya dolomit gibi kolayca çözünebilen kayaçların yaygın olduğu bölgelerde, bu kayaçların kimyasal ayrışması ve çözünmesiyle oluşan doğal çukurluklarda veya çanaklarda biriken su kütlesidir.
Bu göllerin oluşumu, suyun, özellikle de atmosferden aldığı karbondioksit (CO2) ile zenginleşmiş yağmur veya yüzey suyunun, kayaçlardaki çatlaklar ve boşluklar boyunca süzülerek onları kimyasal olarak çözmesiyle başlar. Bu çözünme süreci, yer altında mağaralar, galeriler ve yüzeyde dolin (obruk) adı verilen hunimsi veya kase şekilli çukurluklar oluşturur.
Birden fazla dolinin birleşmesiyle daha büyük çukurluklar olan uvalalar, çok daha büyük ve tabanı düz geniş çanaklar ise polye olarak adlandırılır. Karstik göller genellikle bu dolin, uvala veya polye tabanlarında, yeraltı su seviyesinin yüzeye yaklaştığı, yeraltı drenajının tıkandığı veya yeterince hızlı boşalamadığı noktalarda meydana gelir. Yani, yer altı suları yüzeye çıkarak veya yüzeyden gelen sular (ancak asıl beslenme yeraltı) bu doğal çanakları doldurarak gölü oluşturur.
Türkiye'de Göller Yöresi gibi bölgelerde bu tür oluşumlara sıkça rastlarsın. Örneğin, Elmalı Polyesi'nde mevsimlik olarak oluşan göller veya Burdur Gölü çevresindeki küçük gölcükler tipik karstik göl örnekleridir. Bu göllerin özellikle yeraltı suyu bağlantıları çok güçlü olduğundan, herhangi bir kirlilik kaynağının göle ulaşması durumunda, kirliliğin yeraltı suyu sistemine de hızla yayılabileceğini unutmamak, su kalitesi yönetimi açısından kritik öneme sahiptir.