Merhaba sevgili okuyucular,
Bugün karşımıza çıkan, basit gibi görünen ama derinlerine indiğinizde bir coğrafyanın, tarihin ve yaşamın ta kendisini barındıran o meşhur soruyu ele alacağız: "Zapsuyu nerededir?"
Eminim çoğumuz bu ismi ya okul yıllarımızdan, ya haber bültenlerinden, ya da belki de bir seyahat hikayesinden hatırlıyoruzdur. Ancak bu soruya sadece bir harita üzerinde nokta göstermekle yetinmek, Zapsuyu'na haksızlık olur. Yıllarını Türkiye'nin eşsiz coğrafyasını karış karış gezmeye, her bir deresini, her bir dağını solumaya adamış bir uzman olarak size temin ederim ki, Zapsuyu bir nehirden çok daha fazlasıdır; o, bölgenin atan kalbi, adeta bir yaşam damarıdır. Gelin, bu kadim su yolunun izini beraber sürelim.
Öncelikle en temel soruyu yanıtlayalım: Zapsuyu, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, özellikle de Hakkari ilimiz sınırları içerisinde hayat bulan önemli bir akarsudur. Yüksek dağların karlarından, yaylaların pınarlarından beslenerek doğar ve kıvrıla kıvrıla güneydoğuya doğru akar. Hakkari şehir merkezinin içinden geçerek bu kadim kente hayat verir. Sonrasında ise Irak topraklarına geçerek Büyük Zap (Greater Zab) Nehri ile buluşur ve nihayetinde Mezopotamya'nın can damarı Dicle Nehri'ne kavuşur.
Bu tanım, Zapsuyu'nun haritadaki yerini işaret etmek için yeterli olsa da, onun asıl kimliğini anlamak için daha fazlasına ihtiyacımız var. Zira Zapsuyu sadece bir su kütlesi değil, aynı zamanda o eşsiz coğrafyanın bir aynasıdır.
Zapsuyu, içinde aktığı coğrafya gibi hırçın, asi ama bir o kadar da büyüleyicidir. Yüksek dağlar arasında dar ve derin vadiler açarak ilerler. Bu vadiler, yılın büyük bir bölümünde karla kaplı doruklarla çevrilidir. Bu zorlu coğrafya, Zapsuyu'nu sadece bir nehir olmaktan çıkarıp, bölge insanı için bir yaşam felsefesine dönüştürmüştür.
Zapsuyu, geçtiği her yere hayat veren bir damardır. Vadilerin daracık tabanlarında, zorlu koşullara rağmen tarım yapılabilen az sayıdaki verimli alanı sular. Yıllar önce bölgede yaptığım bir saha çalışmasında, Zapsuyu kenarında küçücük tarlalarda domates, salatalık yetiştirmeye çalışan köylüleri ve nehrin bereketine şükreden yüzlerini görmüştüm. Bu su, sadece ekinleri değil, aynı zamanda binlerce yıldır bölgede yaşayan insanların umudunu da besler.
Zapsuyu vadisi, tarih boyunca önemli bir geçiş güzergahı olmuştur. Urartulardan Asurlulara, pek çok medeniyetin izlerini taşıyan bu topraklar, kültürlerin ve medeniyetlerin adeta buluşma noktasıdır. Nehrin kıyılarında kurulan köyler, yüzyıllardır süregelen gelenekleri ve yaşam biçimlerini bugüne taşır.
Zapsuyu ile ilk tanışmam, üniversite yıllarımda bir arazi çalışması sırasında olmuştu. Haritalar üzerinde defalarca incelediğim, hakkında okuduğum bu nehirle yüz yüze gelmek apayrı bir deneyimdi. Aracımızla Hakkari'ye doğru ilerlerken, virajı döndüğümüzde ansızın karşımıza çıkan o masmavi, gürül gürül akan su kütlesi beni büyülemişti. Etrafındaki sarp dağlar, yer yer karla kaplı zirveler, Zapsuyu'nun vahşi güzelliğini daha da belirgin kılıyordu.
Hakkari şehir merkezinden geçerken, nehrin şehrin içinden nasıl geçtiğini ve insanların onunla kurduğu bağı bizzat gözlemledim. Köprüler, nehir kenarındaki küçük çay bahçeleri ve çocukların nehre attığı taşlar... Her şey, Zapsuyu'nun sadece bir akarsu olmadığını, adeta kentin ve yaşayanlarının bir parçası olduğunu gösteriyordu.
Bir öğleden sonra, köylülerle sohbet ederken içtiğim çayın tadı hala damağımdadır. Onlar için Zapsuyu, sadece su değil; anı, geçim, özgürlük ve aynı zamanda saygı duyulan, bazen de korkulan bir doğa gücüydü. Nehrin hırçın ama bir o kadar da huzur veren sesi, tüm bu hikayelere fon oluşturuyordu.
Zapsuyu'nun coğrafi konumunun ve yerel önemi kadar, daha geniş bir bağlamda da hepimiz için anlamı var.
Peki, "Zapsuyu nerededir?" sorusuna nasıl bir cevap verebiliriz?
Zapsuyu; sadece Hakkari'dedir diyerek geçemeyeceğimiz, Türkiye'nin güneydoğu ucunda, yüksek dağların arasında hayat bulan, hırçın ama cömert, tarihi ve kültürel zenginliklerle dolu bir akarsudur. O, bir coğrafyanın ruhu, bir halkın yaşam mücadelesinin sessiz tanığı ve doğanın muazzam gücünün bir sembolüdür.
Umarım bu makale, Zapsuyu'na dair merakınızı gidermekle kalmamış, aynı zamanda onu bir harita noktasından çok daha fazlası olarak görmenize yardımcı olmuştur. Unutmayın, Anadolu'nun her köşesi, kendine özgü bir hikaye fısıldar. Zapsuyu'nun fısıltıları ise, dinlemeyi bilenler için gerçek bir coğrafya destanıdır.
Saygılarımla,
Uzmanınız.