Rüştiye, Osmanlı İmparatorluğu'nun Tanzimat Dönemi'nde, eğitim sistemini modernleştirme çabalarının en somut adımlarından biri olarak ortaya çıkan orta dereceli bir okuldur. İlköğretim kurumları olan mahalle mektepleri ve sıbyan mektepleri ile yükseköğretim kurumları (medreseler, Darülfünun) arasındaki boşluğu doldurmak amacıyla kurulmuşlardır. Kelime anlamı olarak "olgunluk, erginlik" anlamına gelen "rüşd" kökünden gelir, yani çocukların ilkokuldan sonra olgunlaşarak daha ileri bir eğitime hazırlandığı yerdir.
İlk olarak II. Mahmut döneminde temelleri atılsa da, rüştiyelerin yaygınlaşması ve sistemleşmesi Sultan Abdülmecid döneminde, özellikle 1845 ve 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnameleri ile hız kazanmıştır. Bu okulların temel amacı, geleneksel eğitimden farklı olarak, devletin modernleşen yapısı içinde ihtiyaç duyduğu okuryazar, hesap bilen ve temel bilimlere vakıf memur adaylarını, askeri personeli ve genel olarak nitelikli insan gücünü yetiştirmekti. Başlangıçta 2-3 yıl olan eğitim süresi, zamanla 4 yıla çıkarılmıştır.
Rüştiyeler, geleneksel din ağırlıklı eğitimin yanı sıra modern bilimleri de müfredatına dahil ederek önemli bir yenilik getirmiştir. Dersler genellikle şunları içerirdi:
Türkçe: Okuma, yazma, dilbilgisi, kompozisyon
Arapça ve Farsça: Temel dil bilgisi
Matematik: Aritmetik, geometri
Tarih ve Coğrafya: Osmanlı ve genel tarih, coğrafya
Din Bilgisi: Kur'an, ilmihal, ahlak
Yabancı Dil: Özellikle sivil rüştiyelerde Fransızca öğretimi oldukça yaygındı.
El yazısı (hüsn-i hat), resim ve beden eğitimi* gibi dersler de müfredatta yer alabiliyordu.
Rüştiyeler sadece tek tip değildi; sivil rüştiyeler, askeri rüştiyeler ve daha sonra açılan kız rüştiyeleri olmak üzere çeşitli türleri vardı. Askeri rüştiyeler, özellikle Harp Okulları'na öğrenci yetiştirmek amacıyla kurulmuş olup, o dönemde modernleşmenin lokomotifi olan ordunun ihtiyaçlarına yönelik daha yoğun bir müfredat sunuyordu. Kız rüştiyeleri ise, kız çocuklarının eğitime katılımını sağlaması açısından oldukça devrimci bir adımdı.
Rüştiyeler, Osmanlı eğitim tarihinde bir geçiş dönemi kurumu olmanın ötesinde, modernleşmenin ve merkeziyetçiliğin taşraya yayılmasında kilit bir rol oynamıştır. Mezunları, genellikle devletin alt kademe memurluklarına girer veya idadi (lise) eğitimine devam ederdi.
Uzmanlık gerektiren püf noktalarından biri, rüştiyelerin sadece bir eğitim kurumu olmanın ötesinde, modernleşen devletin ideolojisini ve bürokratik düzenini topluma taşıyan birer araç olduğudur. Gelenekselle modern arasında sıkışıp kalmış bir eğitim anlayışını yansıtırlar; hem dini hem de dünyevi ilimlerin bir arada verildiği, karmaşık ama yenilikçi bir yapısı vardı. Bugünün eğitim sistemiyle karşılaştırdığında, rüştiyeler aslında ortaokulun başlangıcı gibi düşünülebilirsin; çocukları hem hayata hem de bir üst öğrenime hazırlayan çok yönlü kurumlardı. Cumhuriyet dönemine kadar varlıklarını sürdürmüş, daha sonra yeni eğitim sistemi içinde yerlerini almışlardır.