Darülaceze, kelime anlamıyla "acizler evi" veya "güçsüzler yurdu" demektir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Sultan II. Abdülhamid tarafından 1895 yılında İstanbul Okmeydanı'nda kurulan, kimsesiz, yaşlı, engelli, düşkün ve hasta bireyler ile öksüz ve yetim çocuklara barınma, bakım, tedavi ve eğitim hizmetleri sunan çok önemli bir sosyal yardım kurumudur. Burası, sadece bir barınak değil, aynı zamanda kapsamlı bir sosyal güvenlik ve rehabilitasyon merkezidir.
Darülaceze'nin kuruluş felsefesi, Osmanlı'daki vakıf geleneğinin en güzel ve kapsamlı örneklerinden biridir. Sultan II. Abdülhamid, dönemin İstanbul'unda artan fakirlik, kimsesizlik ve sokaklarda yaşayan düşkünlerin durumundan etkilenerek, hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm ihtiyaç sahiplerine kucak açacak bir yapı kurma vizyonuyla hareket etmiştir. Kuruluşunda amaç, sadece fiziksel ihtiyaçları karşılamak değil, aynı zamanda bireylerin onurunu koruyarak topluma yeniden kazandırmaktır. Burada din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızın herkese kapılarını açması, o dönemin şartlarında dahi oldukça ilerici ve evrensel bir insani yaklaşım sergilediğini gösterir.
Darülaceze, kurulduğu günden itibaren çok yönlü bir hizmet anlayışıyla çalışmıştır. Bünyesinde;
Yaşlılar bölümü: Kimsesiz ve bakıma muhtaç yaşlılara huzurlu bir ortam sunar.
Engelliler bölümü: Fiziksel veya zihinsel engelli bireylere özel bakım ve rehabilitasyon hizmetleri verir.
Çocuklar bölümü: Öksüz ve yetim çocuklara sıcak bir yuva, eğitim ve psikososyal destek sağlar.
Hastalar bölümü: Kronik hastalığı olan veya tedaviye ihtiyaç duyan düşkünlere sağlık hizmeti sunar.
Kurumun en büyük özelliklerinden biri, kendine yeterli bir yapıya sahip olmasıdır. İçerisinde fırınından ayakkabı atölyesine, terzihanesinden dokuma tezgahlarına kadar birçok üretim birimi bulunur. Bu sayede hem kurumun giderlerine katkı sağlanır hem de sakinlerine mesleki eğitim ve rehabilitasyon imkanı sunulur. Bu model, Darülaceze'yi sadece bir yardım kurumu olmaktan çıkarıp, aynı zamanda bir istihdam ve üretim merkezi haline getirir.
Bu kurumun uzmanlık gerektiren püf noktalarından biri, "bütüncül bakım" anlayışını çok erken dönemlerde benimsemiş olmasıdır. Yani sadece yemek ve yatacak yer sağlamakla kalmaz, bireyin psikolojik, sosyal, sağlık ve mesleki ihtiyaçlarını da karşılar. Benim kendi alan tecrübemden gördüğüm kadarıyla, modern sosyal hizmetler anlayışının birçok ilkesini, kuruluşundan itibaren bünyesinde barındırmış, adeta bir proto-sosyal hizmet kurumu görevi görmüştür.
Günümüzde hala aynı isimle ve ruhla faaliyet gösteren Darülaceze, modern tıbbi ve psikolojik desteklerle hizmetlerini sürdürmektedir. Bir sosyal güvenlik ağının en önemli halkalarından biri olarak, Osmanlı'dan günümüze miras kalan ve toplumsal dayanışmayı, merhameti ve insan onuruna verilen değeri simgeleyen nadide kurumlardan biridir.