menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Bir senaryo üzerinden merak ediyorum: Birisi, bir suç fiilini tamamlamaya çok yaklaştığı, hatta son adımı attığı anda (örneğin, bir yerden para çalmaya yeltendi ve elini uzattı ama tam alacakken vazgeçti) kendi isteğiyle bundan vazgeçerse, cezai sorumluluğu ne olur? Kanunumuz bu durumu nasıl değerlendiriyor, hiç mi ceza almaz yoksa başka bir yaptırımı var mı?

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert

Merhaba kıymetli okuyucularım, hukuk ve adaletle ilgili merak edilenleri açıklığa kavuşturmak, bu konuları herkesin anlayabileceği bir dille sizlere sunmak benim için her zaman büyük bir keyif. Bugün, eminim pek çoğunuzun aklını kurcalayan, üzerinde sıkça konuşulan ama detayları tam olarak anlaşılamayan çok önemli bir konuya değineceğiz: "Tamamlanmış suça teşebbüste gönüllü vazgeçme, cezayı tamamen kaldırır mı?"

Bana yöneltilen ve hepimizin zihninde canlanan o senaryo üzerinden ilerleyelim: Birisi, bir suç fiilini tamamlamaya çok yaklaştığı, hatta son adımı attığı anda (örneğin, bir yerden para çalmaya yeltendi ve elini uzattı ama tam alacakken vazgeçti) kendi isteğiyle bundan vazgeçerse, cezai sorumluluğu ne olur? Kanunumuz bu durumu nasıl değerlendiriyor, hiç mi ceza almaz yoksa başka bir yaptırımı var mı?

İşte bu sorunun cevabı, Türk Ceza Hukuku'nun hem incelikli hem de insancıl yüzünü gösteren önemli detaylarda gizli. Gelin, bu karmaşık görünen konuyu adım adım aydınlatalım.

Gönüllü Vazgeçme: Hukukun "Son Şans" Mekanizması

Öncelikle, gönüllü vazgeçme kavramını doğru anlamak şart. Gönüllü vazgeçme, en basit tanımıyla, bir kişinin işlemeye başladığı suçu, kendi hür iradesiyle ve dışarıdan hiçbir baskı olmaksızın, tamamlamaktan vazgeçmesi durumudur. Hukuk, bu durumu çok kıymetli bulur. Neden mi? Çünkü suç henüz tamamlanmamıştır, yani toplum zarara uğramamıştır. Hukukun temel amacı suçu cezalandırmak değil, önlemektir. Gönüllü vazgeçme de tam da bu önleme amacına hizmet eder; kişiyi caydırır ve suçu engeller.

Bu noktada, gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık arasındaki farkı netleştirmekte fayda var. Etkin pişmanlık, suç tamamlandıktan sonra, failin zararı giderme veya suçun ortaya çıkmasına yardımcı olma gibi eylemlerle pişmanlık göstermesidir. Bu genellikle cezayı tamamen kaldırmaz, yalnızca indirim nedeni olur. Oysa gönüllü vazgeçme, suç tamamlanmadan gerçekleşir.

Suça Teşebbüsün İki Farklı Hali: Başlangıç mı, Son Adım mı?

Sorunuzun temelini oluşturan "tamamlanmış suça teşebbüs" kavramını anlayabilmek için, teşebbüsün iki ana türünü ayırt etmeliyiz:

Basit Teşebbüs (Eksik İcra Teşebbüsü)

Bu, suçun icra hareketlerine başlandığı, ancak henüz tüm icra hareketlerinin tamamlanmadığı durumdur. Yani, suça giden yolda ilk adımlar atılmış, ancak sonuca ulaştıracak tüm eylemler henüz bitmemiştir.

Sizin verdiğiniz örnek tam da buraya uyuyor: Bir yerden para çalmak için elini uzatıp, parayı henüz eline almadan (yani fiili hakimiyetine geçirmeden) vazgeçmek... İşte bu, basit teşebbüs kapsamına girer. Kişi hırsızlık suçunun tüm icra hareketlerini tamamlamamıştır. Bu durumda Türk Ceza Kanunu'muzun 36. maddesi çok açık ve nettir: Basit teşebbüste gönüllü vazgeçen kişi, işlediği suçtan dolayı kesinlikle cezalandırılmaz! Evet, yanlış duymadınız, ceza tamamen kalkar. Bu, hukukun "gel, vazgeç, pişman ol ve sana bir şans daha verelim" deme biçimidir. Burada tek istisna, eğer yaptığı o ilk hareketler (örneğin kapıyı kırmak, duvara zarar vermek) başka bir suçu oluşturuyorsa, yalnızca o suçtan sorumlu olur.

Tamamlanmış Teşebbüs (Tam İcra Teşebbüsü)

İşte sorunuzun esas odak noktası burası. Tamamlanmış teşebbüs, failin suçun tüm icra hareketlerini tamamlamış olmasına rağmen, sonucun failin elinde olmayan nedenlerle gerçekleşmemesi durumudur. Yani, fail "yapılması gereken her şeyi yapmış", ancak şanssızlık veya dış bir etken sonucu, suç tamamlanamamıştır.

Örnek verelim:
Birine ateş etti, ancak hedefi ıskaladı.
Birine zehir verdi, ancak zehir etki etmedi veya kurban zamanında hastaneye yetiştirildi.
Bir binaya bomba yerleştirdi ve düzeneği kurdu, ancak bomba patlamadı*.

Bu örneklerde, fail suçu tamamlamak için gereken her şeyi kendi iradesiyle yapmıştır. Toplumsal tehlike zaten yaratılmıştır.

Tamamlanmış Suça Teşebbüste Gönüllü Vazgeçme: Cezayı Tamamen Kaldırır mı?

Gelelim can alıcı sorumuza: Tamamlanmış teşebbüste gönüllü vazgeçme, cezayı tamamen kaldırır mı?

Buradaki durum, basit teşebbüsten farklıdır ve çok önemli bir nüans içerir. Cevap: Hayır, genel olarak tamamen kaldırmaz, ancak yine de ciddi bir hukuki avantaj sağlar.

Türk Ceza Kanunu'nun 36. maddesinin 2. fıkrası bu durumu şu şekilde düzenler: “Suçun icra hareketleri tamamlandıktan sonra gönüllü vazgeçme halinde ise, failin neden olduğu icra hareketleri neticesinde suç tamamlanmamışsa, fail teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; ancak tamamlanan kısım esasen başka bir suç oluşturuyorsa, sadece o suça ait ceza verilir.”

Bu ne demek oluyor?

  1. Teşebbüsün Cezası Kalkar: Eğer kişi suçun tüm icra hareketlerini tamamladıktan sonra (yani tehlikeyi yarattıktan sonra), sonucun meydana gelmesini kendi çabasıyla engellerse (örneğin attığı kurşun hedefe giderken son anda elini oynatıp yönünü değiştirmesi veya zehir verdiği kişiyi kendi imkanlarıyla hastaneye yetiştirmesi gibi bir durum olursa), o suça teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Bu, hukukun yine de failin gösterdiği çabayı takdir etmesidir.

  2. Başka Bir Suç Oluştuysa O Suçtan Ceza Verilir: Ancak, o tamamlanan icra hareketleri kendi başına başka bir suçu oluşturuyorsa, fail bu başka suçtan sorumlu olur.

Örneği somutlaştıralım:
Bir kişi, birine zarar verme amacıyla ateş etti ancak hedefi ıskaladı (bu tamamlanmış teşebbüstür). Sonra pişman olup, ikinci bir atıştan veya başka bir saldırıdan vazgeçti. Burada yaralama teşebbüsünden cezalandırılmaz. Ancak ateş etme eylemi, "Genel Güvenliği Tehlikeye Sokma" gibi başka bir suçu oluşturuyorsa, yalnızca o suçtan ceza alır.
Bir bomba düzeneğini kurdu ve son anahtarını çevirdi ancak patlamadı. Tam bu sırada vazgeçtiğini beyan ederek ve başkalarının müdahale etmesiyle bombanın etkisiz hale getirilmesini sağladı. Burada "öldürmeye teşebbüsten" cezalandırılmaz, ama "tehlikeli madde bulundurmaktan", "mala zarar vermekten" vb. oluşan diğer suçlardan cezalandırılabilir.

Görüyorsunuz ki, burada çok kritik bir ayrım var: Failin, tamamlanmış teşebbüste gönüllü vazgeçmesi, suçun sonucunun meydana gelmesini kendi çabasıyla engellemesi durumunda geçerlidir ve bu durumda teşebbüsten ceza almaz. Ancak, eğer o ana kadar yaptığı eylemler zaten başka bir suç oluşturuyorsa, o başka suçun cezasını çeker. Yani, "tamamen kaldırır mı" sorusunun cevabı, "teşebbüsün kendisi için evet, ama icra hareketleriyle oluşan başka bir suç varsa hayır" şeklinde özetlenebilir.

Gerçek Hayattan Örnekler ve Pratik Çıkarımlar

Hukuk pratiğinde bu tür durumlarla sıkça karşılaşırız. Özellikle planlı suçlarda veya ani gelişen durumlarda, failin son anda geri adım atması, yargılamanın seyrini tamamen değiştirebilir.

  • Bir banka soygununa teşebbüs eden bir kişi, bankaya girer, silahını çeker ancak tam vezneden parayı alacakken, bir çocuğun çığlığını duyar veya bir vicdan muhasebesi yaşar ve soygunu bırakır, hatta polise teslim olursa... Eğer bankaya girerken kapıyı kırmışsa (basit teşebbüs), hırsızlık teşebbüsünden ceza almaz ama mala zarar vermekten ceza alabilir. Eğer tüm soygun hareketlerini tamamlamış ama parayı almaktan son anda vazgeçmişse (tamamlanmış teşebbüs), yine hırsızlık teşebbüsünden ceza almaz, ancak silahlı tehdit gibi başka bir suç oluştuysa ondan ceza alabilir.
  • Kişiye özel bir saldırı planında, fail kurbanını pusuya düşürmüş, silahını doğrultmuş ama tam tetiğe basacakken (veya tetiğe basıp ıskaladıktan sonra) pişman olup olay yerinden kaçmış ve hatta mağduru uyarmışsa... Eğer ıskaladıktan sonra pişman olduysa, bu tamamlanmış teşebbüstür ve yaralama teşebbüsünden ceza almaz, ancak silah bulundurma veya genel güvenliği tehlikeye sokma gibi başka suçlardan sorumlu olabilir.

Özetle, hukuk, failin gösterdiği bu "vazgeçiş" iradesini ödüllendirir. Çünkü bu, hem suçun tamamlanmasını önler hem de toplum için bir tehlikenin bertaraf edilmesini sağlar.

Hukukun Gönlü ve Toplumun Adalet Anlayışı

Bu ince ayrım, hukuk felsefesinin de derinliklerine iner. Hukuk, bir yandan işlenen fiilin yarattığı tehlikeyi ve toplumsal düzeni korumak zorundayken, diğer yandan bireyin iradesine, pişmanlığına ve dönüşümüne de bir şans tanır. Gönüllü vazgeçme, bu iki değerli prensibi uzlaştıran önemli bir kurumdur. Toplumun adalet anlayışı, çoğu zaman "suçu işlemeye kalkışanın cezasız kalmamasını" beklerken, hukuk, özellikle basit teşebbüste, failin geri adım atmasını "ödüllendirerek" daha büyük zararların önüne geçmeyi hedefler. Tamamlanmış teşebbüste ise, teşebbüsün cezası kalksa bile, icra hareketleriyle oluşan başka bir suç varsa, o suçun cezasının verilmesi, toplumsal adalet beklentisi ile bireyin pişmanlığı arasındaki dengeyi kurar.

Sonuç: Bir Vazgeçişin Hukuksal Değeri

Sevgili okuyucularım, gördüğünüz gibi, hukuk bazen gri tonlarda işleyen, bazen de çok net çizgiler çizen yaşayan bir yapıdır. "Tamamlanmış suça teşebbüste gönüllü vazgeçme cezayı tamamen kaldırır mı?" sorusunun cevabı, basitçe "evet" veya "hayır" değildir; detayları ve nüansları olan bir cevaptır.

  • Eğer söz konusu olan basit teşebbüs ise (suçun tüm icra hareketleri tamamlanmadan vazgeçme), evet, ceza tamamen kalkar.
  • Eğer söz konusu olan tamamlanmış teşebbüs ise (suçun tüm icra hareketleri tamamlandıktan sonra, sonucun meydana gelmesini kendi çabasıyla engelleme), teşebbüsün kendisi için ceza kalkar, ancak o icra hareketleri esnasında başka bir suç oluştuysa o suçtan ceza alınır.

Bu ince ayrımları anlamak, hem adaletin tecellisi hem de bireylerin hak ve sorumluluklarını bilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Unutmayın, hukuk karmaşık görünebilir ama her zaman bir mantık ve adalet arayışı üzerine kuruludur. Böyle durumlarla karşılaştığınızda, mutlaka bir hukuk uzmanından destek almanız, en doğru yol haritasını çizmenizi sağlayacaktır.

Bilgiyle kalın, adaletle kalın.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Merhaba kıymetli okuyucularım,

Bugün, hukuk dünyasında sıkça merak edilen, zaman zaman filmlere bile konu olan, ancak detaylarında önemli incelikler barındıran bir konuya ışık tutmak istiyorum: "Tamamlanmış suça teşebbüste gönüllü vazgeçme, cezayı tamamen kaldırır mı?" Bu soru, özellikle bir suçun eşiğinden dönen insanların vicdani muhasebesi ve hukuki akıbeti açısından büyük önem taşıyor. Gelin, bu karmaşık görünen konuyu adım adım, somut örneklerle ve samimi bir dille açalım.

Suça Teşebbüs Nedir ve Neden Önemli?

Öncelikle, konunun temelini oluşturan "suça teşebbüs" kavramını netleştirelim. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 35'e göre teşebbüs, "kişinin işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması" halidir. Yani, bir suçu işlemek için niyetlenmiş, adımlar atmış ama sonuca ulaşamamış olmak.

Teşebbüsün iki temel türü vardır:

  • Eksik Teşebbüs: Suçu tamamlamak için gerekli tüm eylemleri henüz yapmamışken, dışarıdan bir engel nedeniyle durmak. Örneğin, hırsızlık için kapıyı zorlarken komşuların gelmesiyle kaçmak.
  • Tamamlanmış Teşebbüs: Suçu tamamlamak için gerekli tüm eylemleri yapmış, ancak sonuç henüz meydana gelmemişken, dışarıdan bir engel nedeniyle suçun tamamlanamaması. İşte sizin sorunuz tam da bu noktaya odaklanıyor: "Bir yerden para çalmaya yeltendi ve elini uzattı ama tam alacakken..." Bu, tam da tamamlanmış teşebbüsün iyi bir örneği. Hırsızlık fiili için yapılması gereken son icra hareketi (parayı almak) tamamlanmıştır, ancak henüz sonuç (paranın ele geçirilmesi) gerçekleşmemiştir.

Peki, bu ayrım neden bu kadar kritik? Çünkü gönüllü vazgeçme konusundaki yasal sonuçları doğrudan etkiliyor.

Gönüllü Vazgeçme: Hukukun "İkinci Şans" Fırsatı

Şimdi gelelim asıl meselemize: Gönüllü vazgeçme. TCK Madde 36, bu konuyu düzenleyen en önemli madde. Hukuk sistemimiz, suça teşebbüs aşamasında olan bir kişinin, kendi özgür iradesiyle suç işlemekten vazgeçmesini değerli bulur ve onu ödüllendirir. Neden mi? Çünkü bu, hem potansiyel bir zararın önlenmesi hem de kişinin pişmanlık duyarak doğru yola dönmesi anlamına gelir. Devlet, bu tür bir dönüşümü teşvik etmek ister.

Gönüllü vazgeçmenin temel şartları şunlardır:

  1. Gönüllülük Esası: Vazgeçmenin tamamen kişinin kendi iç dinamiklerinden, vicdanından veya suçtan dönme arzusundan kaynaklanması gerekir. Dışarıdan bir tehdit, müdahale (polis geliyor sesi duymak gibi) veya engel (kasanın bir anda kilitlenmesi gibi) nedeniyle vazgeçmek, gönüllü vazgeçme sayılmaz. Kişi, suçu işleme imkânına sahipken, bu imkândan vazgeçmelidir.
  2. Suçun Tamamlanmaması/Sonucun Önlenmesi: Kişi vazgeçtiğinde, suç henüz tamamlanmamış olmalı veya tamamlanmış olsa bile suçun sonucunun meydana gelmesini engellemiş olmalıdır.

Tamamlanmış Suça Teşebbüste Gönüllü Vazgeçme ve Cezai Sorumluluk

İşte sizin senaryonuz: "Birisi, bir suç fiilini tamamlamaya çok yaklaştığı, hatta son adımı attığı anda (örneğin, bir yerden para çalmaya yeltendi ve elini uzattı ama tam alacakken vazgeçti) kendi isteğiyle bundan vazgeçerse, cezai sorumluluğu ne olur?"

Bu durum, TCK 36. maddenin "tamamlanmış teşebbüs" kısmıyla doğrudan ilgili. Madde şöyle diyor: "Kişi, suçun icra hareketlerinden elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması veya tamamlanan hareketlerine rağmen neticeyi kendi çabalarıyla önlemesi halinde, sadece işlediği kısımla ilgili olarak cezalandırılır."

Buradaki anahtar ifade "neticeyi kendi çabalarıyla önlemesi"dir.

  • Senaryonuza Bakarsak: Hırsızlık yapmak isteyen kişi elini uzatmış, yani hırsızlık suçunun icra hareketini tamamlamıştır. Ancak, parayı almadan ve ele geçirmeden elini geri çekmekle, hırsızlık suçunun neticesinin (malın zilyetliğinin devri) gerçekleşmesini kendi isteğiyle engellemiştir.
  • Sonuç: Bu durumda, kişi hırsızlık suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Kanun, bu çabayı o kadar değerli bulur ki, teşebbüs cezasını tamamen ortadan kaldırır.

Peki, "Hiç mi Ceza Almaz?" Sorusu

İşte bu noktada önemli bir nüans devreye giriyor. TCK Madde 36'nın devamı şöyle der: "... ancak işlediği kısımla ilgili olarak cezalandırılır." Ne demek bu?

Bu demektir ki, kişi asıl işlemeyi düşündüğü suçtan (örneğin hırsızlık teşebbüsünden) ceza almasa bile, o suç hedefine ulaşmak için yaptığı başka eylemler varsa ve bu eylemler tek başına bir suç teşkil ediyorsa, işte o suçlardan sorumlu olur.

Örneklerle Açıklayalım:

  1. Sizin Senaryonuz (Basit Hırsızlık Teşebbüsü): Bir yere girdi, elini paraya uzattı, vazgeçti. Eğer girerken herhangi bir kapı kırma, kilit açma gibi mala zarar verme suçu işlemediyse, ya da içeri girerken bir başkasına karşı cebir veya tehdit uygulamadıysa, veyahut içeri girdiği yer kanunsuz olarak girilemez bir yerse (örneğin bir eve zorla girdiyse bu aynı zamanda konut dokunulmazlığını ihlal suçunu da oluşturabilir), sadece elini uzatıp vazgeçtiyse, bu kişinin hırsızlık teşebbüsünden cezai sorumluluğu ortadan kalkar. Eğer o esnada başka bir suç işlememişse, evet, aslında hiç ceza almaz. Bu oldukça güçlü bir yasal teşviktir.

  2. Daha Karmaşık Bir Örnek: Bir kişi, bir evi soymak için kapıyı kırar (mala zarar verme suçu), içeri girer (konut dokunulmazlığını ihlal suçu), kasayı açmak için zorlama yapar, tam parayı alacakken vicdan azabı duyar ve her şeyi bırakıp çıkar. Bu durumda:
    Hırsızlık teşebbüsünden cezalandırılmaz. (Gönüllü vazgeçme gerçekleştiği için.)
    Ancak, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından sorumlu tutulur ve bu suçların cezalarını alır.

Yani, gönüllü vazgeçme, kişinin hedeflediği suçun teşebbüsünden kaynaklanan cezayı kaldırır, ancak o hedefe ulaşmak için yolda işlediği ve kendi başına suç teşkil eden fiilleri affetmez.

Neden Böyle Bir Düzenleme Var? Hukukun Amacı

Bu tür bir yasal düzenlemenin temelinde yatan felsefe oldukça değerlidir:

  • Zararın Önlenmesi: Hukuk, bir suçun hiç işlenmemesini veya işlenmeye başlansa bile sonucunun gerçekleşmemesini en çok arzular. Gönüllü vazgeçme, bu amaca hizmet eder.
  • Pişmanlığın Teşviki: Suç işleme niyetinde olan birine, son anda bile olsa geri dönme şansı ve motivasyonu sunar. Bu, kişinin rehabilite olma potansiyelini de gösterir.
  • İnsan Onuruna Saygı: Hukuk, bireylerin kendi eylemleri üzerinde irade sahibi olduğunu kabul eder ve bu iradenin olumlu yönde kullanılmasını takdir eder.

Uzman Bakış Açısıyla Değerlendirme ve Pratik Öneriler

Bir hukukçu olarak sahadaki tecrübelerimden de bahsetmek isterim: Gönüllü vazgeçme iddiaları mahkemelerde titizlikle incelenir. "Gönüllülük" unsuru, çoğu zaman en zor ispatlanan kısımdır. Kişinin gerçekten kendi isteğiyle mi vazgeçtiği, yoksa dışarıdan bir etkiyle mi durduğu büyük önem taşır. Kameralar, tanık ifadeleri, kişinin o anki ruh hali ve ifadeleri gibi deliller bu konuda belirleyici olabilir.

Size ve Okuyucularıma Değer Katacak Öneriler:

  • Vazgeçmenin Değeri: Eğer bir anlık hata veya kötü bir niyetle bir suç işlemeye yeltendiyseniz, geri dönmek için her zaman bir şansınız olduğunu unutmayın. Gönüllü vazgeçme, hem vicdanınız hem de hukuk önünde size önemli bir kapı açar.
  • Gönüllülüğün İspatı: Hukuk önünde gönüllü vazgeçme iddiasında bulunacaksanız, bu vazgeçmenin tamamen kendi iradenizle gerçekleştiğini kanıtlayabilecek her türlü delil çok kıymetlidir.
  • Hukuki Yardım Şart: Unutmayın ki her somut olay kendine özgü koşullar taşır. Bu nedenle, benzer bir durumla karşılaştığınızda mutlaka bir hukuk profesyoneliyle (avukatınızla) görüşmelisiniz. En doğru değerlendirme ve yönlendirme ancak yetkin bir avukat tarafından yapılabilir.

Sonuç

"Tamamlanmış suça teşebbüste gönüllü vazgeçme, cezayı tamamen kaldırır mı?" sorusunun cevabı, oldukça nüanslı olsa da, genel olarak "Evet, o suçun teşebbüs aşamasındaki cezasını kaldırır; ancak, o teşebbüs esnasında işlenmiş olan başka suçların cezasını kaldırmaz." şeklindedir.

Türk Ceza Kanunu'nun bu düzenlemesi, sadece suçluları cezalandırmakla kalmayıp, aynı zamanda onları doğru yola teşvik etmeyi amaçlayan, insancıl ve akılcı bir yaklaşımdır. Her birimiz için bu, hata yapmanın bile bir telafi şansı barındırdığını ve vicdanın sesinin hukuk tarafından da dinlendiğini gösteren önemli bir derstir.

Umarım bu kapsamlı makale, aklınızdaki sorulara net ve açıklayıcı yanıtlar sunmuştur. Hukukla kalın, adaletle kalın.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap

11,080 soru

21,004 cevap

35 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 11
0 Üye 11 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 711
Dünkü Ziyaretler: 7413
Toplam Ziyaretler: 5435536

Son Kazanılan Rozetler

İbrahim_kaplan Bir rozet kazandı
cem_Çetin Bir rozet kazandı
hataylı Bir rozet kazandı
volkan_güneş Bir rozet kazandı
meryem_bulut Bir rozet kazandı
...