Sümerler'in "kuruluşu" sorusu, tek bir kesin tarihle açıklanabilecek bir olaydan ziyade, Mezopotamya'daki binlerce yıllık kademeli kültürel ve siyasi evrimin bir sonucudur. Genellikle, Sümer medeniyetinin kendine özgü özelliklerini kazanmaya başladığı ve belirgin bir kimlik olarak ortaya çıktığı dönem MÖ 4. binyılın sonları ile MÖ 3. binyılın başları olarak kabul edilir. Ancak bu, bir medeniyetin anlık bir olayı olmaktan ziyade, uzun soluklu bir gelişimin sonucudur.
Sümer kültürü birdenbire ortaya çıkmadı; Mezopotamya'nın güneyindeki verimli hilalde Ubaid Dönemi (yaklaşık MÖ 6500-3800) ile başlayan uzun bir prehistorik geçmişe sahiptir. Bu dönemde tarım köyleri yaygınlaşmış, sulama kanalları geliştirilmiş ve toplumlar daha karmaşık bir yapıya bürünmeye başlamıştır. Bu, aslında Sümer medeniyetinin köklerini oluşturan proto-Sümer dönemdir.
Gerçek anlamda "Sümer" kimliğinin ve medeniyetinin temelini attığı dönem ise Uruk Dönemi (yaklaşık MÖ 3800-3100) olarak bilinir. Bu dönemde yaşananlar, Sümer medeniyetini "kuruluş" aşamasına taşıyan kilit gelişmelerdir:
Büyük Şehir Devletlerinin Ortaya Çıkışı: Uruk gibi şehirler, anıtsal tapınaklar ve 40.000-80.000'e varan nüfuslarıyla ortaya çıktı. Bu, basit köylerden organize, merkezi idareye sahip kentlere geçişin en belirgin işaretidir.
Çivi Yazısının İcadı: İnsanlık tarihindeki bilinen ilk yazı sistemi olan çivi yazısının temelleri Uruk döneminde atıldı. Bu, yönetim, ekonomi ve bilgi aktarımı için devrim niteliğinde bir adımdı ve Sümerlerin kimliğinin ayrılmaz bir parçası oldu.
* Anıtsal Mimari ve Sanat: Zigguratların ilk formları, büyük tapınak kompleksleri ve karmaşık sanat eserleri bu dönemde görülmeye başlandı.
Bu gelişmeler, Sümer medeniyetini diğer kültürlerden ayıran temel özelliklerdir. Dolayısıyla, Sümer medeniyetinin "kuruluş" anı olarak, Uruk Dönemi'nin zirve yaptığı ve ardından gelen Erken Hanedanlar Dönemi'nin (yaklaşık MÖ 2900-2350) başlangıcı gösterilebilir. Erken Hanedanlar Dönemi'nde ise Ur, Lagaş, Kiş gibi şehir devletleri tam anlamıyla olgunlaşmış, kendi krallıklarını kurmuş ve belirgin bir Sümer kültürü sergilemişlerdir. Kral listeleri ve edebi metinler bu dönemden itibaren bize ulaşmaya başlamıştır.
Yıllardır edindiğim tecrübe gösteriyor ki, antik medeniyetler söz konusu olduğunda "ne zaman kuruldu?" sorusu genellikle tek bir cevapla karşılanamaz. Bir krallık veya hanedan için kesin bir kuruluş tarihi belirlemek mümkünken, bir medeniyet için bu süreç binlerce yıllık katmanlı bir yapıdır. Arkeologlar olarak bizler, toprağın altında yatan katmanlardaki seramik türlerinden, mimari kalıntılardan ve yazıtlardan yola çıkarak bu geçişleri ve kültürel evrimleri takip ederiz.
Sümer örneğinde, Uruk döneminde ortaya çıkan büyük ölçekli şehirleşme, yönetim teknikleri, yazı ve anıtsal sanatın senin de Sümer medeniyeti olarak düşündüğün o büyük yapının temellerini attığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu bir patlama değil, karmaşık bir sosyal, ekonomik ve teknolojik birikimin zirveye ulaşmasıydı. Yani, Sümerler'i bir gün bir araya gelip "Hadi bugün Sümerleri kuralım!" demediler; yaşam biçimleri, teknolojileri ve inançları onları Sümer yaptı. Bu nedenle, MÖ 4. binyılın sonları, Sümer medeniyetinin kendine özgü ve belirgin formunu alıp "kurulduğu" değil, "meydana geldiği" veya "olgunlaştığı" dönem olarak anlaşılmalıdır.